<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
                <rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
                <channel>
                  <title>Ekonomi</title>
                  <link>http://yontemgazetesi.com/ekonomi</link>
                  <description>En güncel Ekonomi Haberleri. Son dakika Ekonomi haberlerini buradan takip edebilirsiniz.</description><item>
                                <title>Benzin fiyatları çıldırdı</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Akaryakıt ürünlerinden 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı 4 YKr arttı. Yeni ayarlamayla Ankara ve İzmir'de BP, OPET ve Shell'de 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı, 3.44 YTL'den 3.48 YTL'ye yükseldi.Benzin fiyatlarına en son 18 Nisan'da zam gelmiş ve kurşunsuz benzinin litresi 9 YKr artışla 3.44 YTL'ye yükselmişti. BİR DEPO BENZİNDE 3 AYDA 19 YTL'LİK ARTIŞYılbaşından bu yana benzine yapılan zamlar, tüketicinin maliyetini son derece olumsuz etkiliyor. Fiyatlar aradan geçen yaklaşık 4 aylık dönemde yüzde 12 artış gösterdi. Böylece sene başında 155 YTL'ye doldurulan 50 litrelik aracın deposu bugün itibariyle 174 YTL'ye doluyor. KİLOMETRE BAŞINA MALİYET ARTTI100 kilometrede 7 litre yakıt tüketen ortalama bir aracın kilometre başına benzin maliyeti de 0.21 YTL'den 0.25 YTL'ye dayandı. Dün gelen zamla birlikte Türkiye'de benzinin litresi dolar bazında 2.76 dolara yükseldi. Türkiye böylece Avrupa’da en yüksek benzini satan ülke konumunu da iyice pekiştirmiş oldu. PETROL FİYATLARI NEDEN ARTIYOR?Fiyatların yükselmesinde, ABD ile İran arasındaki gerginlik, İngiltere’nin önde gelen boru hatlarından birinin grev nedeniyle kapatılması ve Nijerya’daki arz sorunları etkili oluyorOPEC'TEN "200 DOLARA ÇIKABİLİR" UYARISIPetrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) Başkanı ve Cezayir enerji bakanı Chakib Khelil, arz yeterli olmasına rağmen petrol fiyatlarının varil başına 200 dolara çıkmasının, piyasanın doların düşüşüyle yön bulması nedeniyle mümkün olduğu görüşünü ifade etti. ]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/benzin.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/benzin.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/benzin.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/benzin.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/benzin-fiyatlari-cildirdi-6466</link>
                                <pubDate>Tue, 29 Apr 2008 15:56:28 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Benzin fiyatları çıldırdı</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Akaryakıt ürünlerinden 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı 4 YKr arttı. Yeni ayarlamayla Ankara ve İzmir'de BP, OPET ve Shell'de 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı, 3.44 YTL'den 3.48 YTL'ye yükseldi.Benzin fiyatlarına en son 18 Nisan'da zam gelmiş ve kurşunsuz benzinin litresi 9 YKr artışla 3.44 YTL'ye yükselmişti. BİR DEPO BENZİNDE 3 AYDA 19 YTL'LİK ARTIŞYılbaşından bu yana benzine yapılan zamlar, tüketicinin maliyetini son derece olumsuz etkiliyor. Fiyatlar aradan geçen yaklaşık 4 aylık dönemde yüzde 12 artış gösterdi. Böylece sene başında 155 YTL'ye doldurulan 50 litrelik aracın deposu bugün itibariyle 174 YTL'ye doluyor. KİLOMETRE BAŞINA MALİYET ARTTI100 kilometrede 7 litre yakıt tüketen ortalama bir aracın kilometre başına benzin maliyeti de 0.21 YTL'den 0.25 YTL'ye dayandı. Dün gelen zamla birlikte Türkiye'de benzinin litresi dolar bazında 2.76 dolara yükseldi. Türkiye böylece Avrupa’da en yüksek benzini satan ülke konumunu da iyice pekiştirmiş oldu. PETROL FİYATLARI NEDEN ARTIYOR?Fiyatların yükselmesinde, ABD ile İran arasındaki gerginlik, İngiltere’nin önde gelen boru hatlarından birinin grev nedeniyle kapatılması ve Nijerya’daki arz sorunları etkili oluyorOPEC'TEN "200 DOLARA ÇIKABİLİR" UYARISIPetrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) Başkanı ve Cezayir enerji bakanı Chakib Khelil, arz yeterli olmasına rağmen petrol fiyatlarının varil başına 200 dolara çıkmasının, piyasanın doların düşüşüyle yön bulması nedeniyle mümkün olduğu görüşünü ifade etti. ]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/benzin.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/benzin.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/benzin.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/benzin.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/benzin-fiyatlari-cildirdi-7666</link>
                                <pubDate>Tue, 29 Apr 2008 15:56:28 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>COTTON BOX İHRACAT HACMİNİ YÜZDE 50’YE ÇIKARMAYI HEDEFLİYOR</title>
                                <description><![CDATA[Güçlü üretim altyapısı, lojistik avantajları ve tedarik pazarlarındaki kayma ve alım adetlerindeki kısa vadeli öngörüler nedeni ile Türkiye ev tekstili sektöründe büyüme devam ediyor. Cotton Box, 2021 yılında yurt içinde yüzde 15, yurt dışında yüzde 25 büyüme hedefinde]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Ev tekstilinde kaliteli üretimi, yenilikçi tasarımları ve geniş ürün çeşitliliğiyle yurt geneline 1.000’in üzerinde, yurt dışında ise 40 ülkede yaklaşık 450 satış noktasıyla tüketiciye ulaşan Cotton Box, 2020 yılında yüzde 35 büyüme elde etti. Markalı ihracat stratejisi ile tasarımı markalaşmanın merkezine koyan Cotton Box, Almanya, Orta Avrupa, Balkanlar ve Körfez Ülkeleri başta olmak üzere yurt dışı pazarlarında ciddi bir büyüme gerçekleştirerek üretiminin yüzde 40’ını ihraç ediyor.  2021’de yılında ihracat hacmini yüzde 50’ye çıkarmayı ve global arenadaki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Marka, ihracat pazarlarında büyüme stratejisini ise marka yatırımları doğrultusunda mağaza, e-ticaret ve bayi yapılanmaları olarak belirledi. 

İç ve dış pazardaki aktif ticari faaliyetleriyle Türkiye’de ev tekstili sektörünün en büyük 5 markası arasında yer alan Cotton Box, pandemi döneminde artan yurt içi ve yurt dışı satışlarıyla 2020 yılında yüzde 35 büyüme ile 135 milyon TL ciroya ulaştı. Bebek ve genç grubunda yıllık 300 bin adet ürün satışıyla pazar lideri olan ve her yıl ortalama yüzde 20 büyüme gerçekleştiren Cotton Box, 2021 yılında havlu ve bornoz grubuna yönelik yatırımlarını artırarak ürün çeşitliliğini daha da genişletmeyi planlıyor. Balkanlar, Avrupa, Kafkaslar ve Ortadoğu başta olmak üzere ürünlerini dünyanın dört bir yanına ihraç eden marka, 2020 yılında yurt dışından aldığı yoğun taleplerle global pazarda marka değeri, prestij ve bilinirlik açısından önemli adımlar attı. Cotton Box Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Turgut “Güçlü üretim altyapısı, lojistik avantajları, tedarik pazarlarındaki kayma, kısa vadeli ürün alımları ve belirsizlikler karşısında düşen adetler nedeniyle Uzak Doğu’dan talep Türkiye’ye kaydı. Bu yıl ev tekstili sektöründe ihracat hacmi 3 milyar dolara ulaştı ve 2021 yılında bu büyüme daha da artacaktır. Biz de Cotton Box olarak kalitemiz ve hizmet yaklaşımımızla pastadan ciddi pay alarak birçok yeni müşteri ve pazar elde ettik.” diyor. Cotton Box 2021 yılında ise yurt içinde yüzde 15, yurt dışında yüzde 25 büyüme hedefinde…

Mauritius Adası ve Kolombiya’ya ihracat yapıyoruz

Yurt dışında hızla büyüyerek dünyanın dört bir yanında hizmet vermeyi hedeflediklerini belirten Nuri Turgut; “Hayalimiz, bir gün Avusturalya’da bir Aborjin bebeği Cotton Box‘ın nevresim takımında uyuyacak, Alaska’da bir yerli Cotton Box’ın bornozunu banyosuna asacak. En başından beri bu hayalle hareket ediyoruz. Mauritius Ada’sına bayilik vererek gerçekleştirdiğimiz ihracatla bu hayalimize ne kadar yakınlaştığımızı çok net görebiliyoruz. Bunun yanı sıra Kolombiya’da da bayiliklerimizle faaliyet göstermeye başladık. Kanada ile yakın zamanda yine bayilik anlaşması ile ciddi bir ihracat hacmi yakalayacağız.  Bundan sonraki süreçte de yeni pazarlara girerek, ihracat ağımızı genişletmeye ve farklı coğrafyalarda yer alarak ürünlerimizi tüm dünyaya ihraç etmek istiyoruz.” şeklinde ifade etti. Fas, Tunus, Cezayir, Rusya, Balkan Ülkeleri, Orta Asya ve Ortadoğu pazarlarında marka bilinirliğine sahip olan Cotton Box, önemli ihracat payına sahip bu ülkelerde aynı zamanda mağazalaşarak büyüme sağlıyor. 

 

Markalaşarak yurt içi ve yurt dışında büyüme hedefinde…

Dünyada markalaşarak istikrarlı bir büyüme hedefleyen Cotton Box, yatırımlarını ve mağazalaşma çalışmalarını da bu doğrultuda yürütüyor. İç pazarda markalaşma doğrultusunda yaptığı yatırımları dış pazara da taşıyan Cotton Box, sadece kendi markasıyla ihracat gerçekleştiriyor. Hizmet anlayışı ve girdiği pazarların tüketici alışkanlıklarına yönelik geliştirdiği ürün gruplarıyla yoğun talep gören marka, doğru partnerlerle kurduğu stratejik bağlantılarla yurt dışında markalaşma hedefinde. Aynı zamanda mağazalaşma yatırımlarına da önem veren ve yurt dışında İran, Kazakistan, Tunus, Gürcistan, Ukrayna ve Rusya gibi ülkeler başta olmak üzeri 25 konsept mağazası bulunan Cotton Box, 5 yıl içinde yurt dışı mağaza sayısını 50’ye çıkarmayı hedefliyor. Cotton Box Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Turgut, “Her zevke hitap eden ve yılda iki kez yenilenen geniş koleksiyonumuzla yurt içi ve yurt dışında güçlü bir konumdayız. Yıllık 1.000.000 adet ürünümüz Cotton Box etiketiyle paketleniyor ve dünyanın dört bir yanında tüketici ile buluşuyor. Bununla birlikte yurt içi ve yurt dışında mağazalaşma yolunda yaptığımız yatırımlarımızla büyük bir yol kat ettik. 2021 yılında da yeni pazarlar ve yeni coğrafyalar arayışında olmaya devam edeceğiz. Olmadığımız 150 ülke var ve bu ülkelerin tümüne ulaşmak için çalışacağız. Kısa vadede hedef ülkelerimiz arasında Batı ve Orta Avrupa, Almanya, Hollanda, Kuzey Avrupa, Danimarka, Finlandiya, İsveç, Orta Asya, İskandinav Ülkeleri yer alıyor. Fakat özellikle Batı Avrupa ülkelerine girmek oldukça zor. Bu nedenle bu pazarlarda Co Branding stratejimizi devre sokuyoruz. Bu bölgede yaygın olarak tercih edilen zincir gruplarıyla yaptığımız işbirliği neticesinde ürünlerin üzerinde hem o ülkeye ait markanın hem de Cotton Box’ın logosuna yer veriliyor. Uyguladığımız bu strateji bilhassa Batı Avrupa ülkelerine girebilmemiz açısından ilk etapta büyük fayda sağlayacaktır. Ana stratejimiz olan markalı ihracat politikamızdan asla vazgeçmiyoruz. Bu bizim için belki uzun ama garantili ve geleceği çok daha güçlü bir yatırım. Tabii ki bunun bir takım bedelleri de var. Girdiğimiz ülkelerde sadece tescil bedelleri bile ciddi maliyetler yaratıyor. Ancak bu stratejimizin markamızı koruma altına almak ve markamızın gücünü kullanarak büyümek açısından büyük avantaj sağlayacağını biliyoruz. Katma değerli üretim ve karlılığa odaklanmak için marka yatırımları son derece önemli. Çin, Azerbaycan ve İran gibi güçlü ve pazar payımızın yüksek olduğu ülkelerde markamızı taklit ediyor ve bunun için ciddi mücadele veriyoruz. Biz ülke ekonomilerinin yarattığı markalar ile daha da güçlendiğine inanıyoruz.” dedi.

E-ticaret yatırımlarımızla tüm dünyaya yayılacağız…

Dijitalleşmenin yaygınlaşması, pandemi sürecinde mağazaların kapanması ve bu dönemde evde geçirilen zamanın artmasıyla ev tekstili sektöründe e-ticaret farklı bir boyut kazandı. Tüm dünyada eve dair alışveriş oranlarında ciddi bir artış söz konusu.  Online satışta özel tasarımları ve geniş ürün çeşitliliğiyle ev tekstilinde tüketici beklentilerini karşılayan ve alışverişi keyifle buluşturan Coton Box, pandemi dönemindeki yoğun talep artışıyla e-ticarette yüzde 200 büyüme gerçekleştirdi. Bu alanda yaptığı yatırımlarıyla tüm dünyada ulaşılabilir olmak isteyen marka, bu sayede ev tekstili sektöründe sahip olduğu pazar payını kısa sürede artırmayı hedefliyor. E-ticaret satışlarında elde ettikleri artışın ileri dönük bazı projelere de ilham kaynağı olduğunu belirten Nuri Turgut, “Sektör iç pazarda her yıl ortalama yüzde 15 büyüyor. Pandemi süreciyle birlikte birçok sektörde olduğu gibi ev tekstili sektöründe de e-ticaret satışlarında büyük bir yoğunluk yaşandı. Eve kapanma nedeni ile tüketici alışkanlıklarının değişmesi salgından çok etkilenen bazı harcama kalemlerinden paranın evsel tüketime kayması ile e-ticaret cirolarında artış söz konusu. Tüm sektörlerde 5 yıl sonra ulaşılması gereken hacme ulaşıldı.  Bu anlamda pandeminin en büyük öğretisi global pazarlarda büyüme stratejisinde e-ticaretin büyük bir atak sağladığı yönünde oldu. Tüketicinin kısa sürede edindiği bu tüketim alışkanlığı artarak devam edecektir. Biz de bu doğrultuda e-ticaret yatırımlarımızı daha da yoğunlaştırarak yeni projelere adım atmayı planlıyoruz. Bu sayede dünyanın dört bir yanında var olarak ihracat ağımızı Orta Avrupa’dan Amerika’ya kadar genişletmeyi, yurt içi ve yurt dışında büyüme hızımıza yeni bir ivme katmayı hedefliyoruz.” dedi. Marka, bu süreçte yurt içi ve yurt dışı online satışlarda toplam 15 milyon TL ciroya ulaştı.

 

Ev tekstili sektöründe tasarım kavramını ön plana çıkarmak istiyoruz

Uzun yıllardır hizmet verdiği ev tekstili sektöründe kalitenin yanı sıra tasarım kavramını ön plana çıkarmayı amaçlayan Cotton Box, üniversite öğrencilerine yönelik tasarım yarışması düzenliyor. Türkiye genelinde lisans ve ön lisans öğrencilerinin katılacağı “Tasarıma Değer” yarışmasında katılımcılardan “Yeni Dünya” temasıyla nevresim deseni tasarlamaları isteniyor. “Tasarıma ve tasarımcıya değer” yaklaşımı ile üniversite öğrencilerinin kariyerlerine katkı sağlamayı ve ev tekstili sektöründe tasarımcı işbirliklerini ön plana çıkarmayı amaçladıklarını belirten Cotton Box Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Turgut, “Düzenlediğimiz “Tasarıma Değer” yarışmamız ile ülkemizdeki genç yetenekleri gün yüzüne çıkarmak ve onları yeni şeyler üretmeye teşvik etmek istiyoruz.  Bu yıl ilkini düzenlediğimiz tasarım yarışmamızı geleneksel hale getirerek birçok öğrencinin hayatına dokunmak için heyecanla çalışmaya devam edeceğiz.” şeklinde ifade etti.

 

Ev tekstili sektörünün güçlü markası…

Kaliteli ve sağlıklı üretim anlayışıyla ev ekstili sektöründe hizmet veren Cotton Box, pamuklu ev tekstili alanında; nevresim takımı, yorgan-yastık grubu, havlu-bornoz grubu, yatak örtüsü ve abiye grubunda yaklaşık 300 çeşit ürünle sektörde güçlü bir konuma sahip. Yenilikçi ve özgün desenleriyle yılda iki kez koleksiyon hazırlayan marka, baskı ve boyama aşamalarında insan sağlığına zararlı hiçbir madde kullanmıyor. Nefes alabilen kumaş ve doğal yapısı sayesinde kullanıcılarına sağlıklı ve konforlu uyku deneyimi yaşatan Cotton Box, trendleri yakından takip eden tasarımlarıyla ev tekstilinde moda algısını da güçlendiriyor.
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/cotton-box-ihracat-hacmini-yuzde-50ye-cikarmayi-hedefliyor-9016</link>
                                <pubDate>Sun, 27 Dec 2020 23:55:55 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Yüksek Faiz Reel Sektörü Vuruyor</title>
                                <description><![CDATA[Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) Başkanı Ayhan Karahan, yaptığı basın açıklamasında yüksek faizin reel sektörü vurduğunu söyledi. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Ayhan Karahan yaptığı açıklamada şunlara yer verdi. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) son yaptığı toplantıda faiz oranını 17 de sabit tutarak güçlü parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkilerinin daha belirgin hale gelmesini, böylelikle enflasyon üzerinde etkili olan talep ve maliyet unsurlarının kademeli olarak zayıflayacağına işaret etmiştir. PPK enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar sıkı para politikasının duruşuna kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülmesinde kararlı olduklarını ifade etmiştir.

Türkiye Ekonomisi her yıl büyümeyi hedeflemişken; Para Politikası Kurulu’nun fiyat istikrarının sağlayarak enflasyonu düşürmek için faizleri yükselterek, kredileri kısarak, iç talebi daraltmayı ve ekonomiyi yavaşlatmayı tercih etmiştir.

Bütün dünyayı etkisi altına alan salgın sürecinde ülkeler ekonomilerini ayakta tutabilmek, reel sektörlerini yaşatabilmek için faizleri sıfırlarken, kredi artışına giderken bizde ise tam tersi yüksek faiz artışına, kredi kısıtlamasına gidiliyor. Türkiye’de reel sektörün borç yükü salgınında etkisiyle GSMH ın 39,7 den 76,5 e çıkmışken reel sektörün bu borç yüküyle batmaması, işine devam edebilmesi için can suyu öneminde düşük maliyetli yeni kredi imkanlarına kavuşması gerekir.

Türkiye’de iç talebin daraldığı bu dönemde bir işletmenin 17 faiz oranıyla alacağı krediyle işletmesini bırakın büyütmeyi döndürebilmesi dahi çok zordur.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) reel sektörün krediye en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde uygulamaya soktuğu yüksek faiz oranları ve sıkı para politikasıyla kredileri kısarak reel sektöre kalan sağlar bizimdir diyerek yaklaşmamalı; reel sektöre bir başka bahara diyerek başka bir kapıyı göstermemelidir.

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/akarahan_6279cacf5b7908375f28.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/akarahan_6279cacf5b7908375f28.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/akarahan_6279cacf5b7908375f28.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/akarahan_6279cacf5b7908375f28.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/yuksek-faiz-reel-sektoru-vuruyor-9118</link>
                                <pubDate>Mon, 25 Jan 2021 19:10:33 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>SİLİVRİ BELEDİYESİNDEN 134.324 EURO’LUK PROJE</title>
                                <description><![CDATA[Silivri Belediyesinin Avrupa Birliği Erasmus Projeleri kapsamında 134.324 euro hibe almaya hak kazandığı, Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi projesinin ulus ötesi ilk toplantısı düzenlendi. Toplantı; İtalya, İspanya, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Ankara ve Ulusal Ajanstan misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın vizyonu doğrultusunda yapılan başvuru ile Silivri Belediyesinin Avrupa Birliği Erasmus Projeleri kapsamında 134.432 euro hibe almaya hak kazandığı KA220 ADU OO0029357 numaralı Tarım Kooperatiflerinde Kadının Güçlendirilmesi (Women Emprowerment In Agricultural Cooperatives) projesinin ulus ötesi ilk toplantısı düzenlendi. Toplantı; İtalya, İspanya, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Ankara ve Ulusal Ajanstan misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi. 21-22 Temmuz 2022 tarihlerinde Eşref Efendi Toplantı Salonunda düzenlenen toplantıda; proje faaliyetleri, proje ortaklarının görev ve sorumlulukları, bütçe yönetimi ve ikinci toplantıya kadar yapılacak faaliyet ve çalışmalar konuşulurken; İtalya’da yapılacak olan ikinci toplantının tarihi de belirlendi. Projenin üçüncü toplantısı İspanya’da, dördüncüsü ise Ankara’da gerçekleştirilecek. 

YILMAZ: “BU PROJE SİLİVRİ TARIMI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ” 

Eşref Efendi Salonunda katılımcıların yanına giderek sohbet eden Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, “Böyle bir proje içerisinde olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu proje Silivri&#39;de tarımın ve tarımsal üretimin gelişmesi için çok önemli olduğu gibi kadın üreticilerimizin tarımsal üretime kazandırılması açısından da büyük önem taşıyor. Kooperatifçiliğin yaygınlaşması da tarımsal üretimde güç birliği ve üretilen ürünlerin satışı için çok önemli. Böylesine önemli bir projenin ilk toplantısına ev sahipliği yapmaktan onur duyduk. Projenin tüm paydaşlarına ve sizlere Silivri tarımına katkılarınız için teşekkür ediyorum.” dedi. 

Toplantıya; İspanya Agaca’dan Ruth R. Ferreiros ve Sara Alarcon, İtalya Legacoop Puglia’dan Katia De Luca ve Isabella Iacobbe, Namık Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Özdemir, Sürdürülebilir Yaşam ve Yeşil Gelecek Derneğinden Pelin Sümer, Cihangir Kutucu, Gökçe Bekmezci ve Kutay Tarakçıoğlu, Silivri Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü Ziraat Yüksek Mühendisi Aslı Uçman, Silivri TÜRAM Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Mualla Varlıoğlu, Tuğracan Arslan, Türkiye Ulusal Ajansı Daire Başkanı Dr. Kemal Başçı ve Proje Uzmanı Muhammed Burç Tuna katıldı. Katılımcılar toplantının ardından Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünü, TÜRAM Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesini ve Silivri Köy Pazarını ziyaret ederek ilçede yürütülen tarımsal faaliyetler ve yetiştirilen ürünler hakkında bilgi sahibi oldu.  

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/c573afe088b16d901d59706ee86ddfed_73128ad5143bd5e37440.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/c573afe088b16d901d59706ee86ddfed_73128ad5143bd5e37440.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/c573afe088b16d901d59706ee86ddfed_73128ad5143bd5e37440.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/c573afe088b16d901d59706ee86ddfed_73128ad5143bd5e37440.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/silivri-belediyesinden-134324-euroluk-proje-9372</link>
                                <pubDate>Mon, 25 Jul 2022 14:49:28 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>BİLİŞİM ALANINDA ENFLASYONLA MÜCADELE HAMLESİ</title>
                                <description><![CDATA[Dünyada ve ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon karşısında varlığını ve karlılığını korumak için kolları sıvayan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Dünyada ve ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon karşısında varlığını ve karlılığını korumak için kolları sıvayan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Türkiye’nin bilişim alanında öncü kurumlarından DOF Robotics’in CEO’su Bakit Baydaliev, enflasyon karşısında çözüm amaçlı ürettikleri yeni politikaları anlattı. Artan enflasyon oranları ile birlikte 1-2 ay olan tedarik süreçlerinin 8-9 aylık bir süreye uzadığını belirten Baydaliev, “Şirketin karlılığını koruyucu politikalar izlemeye çalışıyoruz Hem aktif hem pasif aksiyonlar ile karlılığımızı korumaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ticaret gerilimleri, Ukrayna-Rusya Savaşı ve yaşanan iklim kriziyle enflasyon rakamları pek çok ülkede yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Artan enflasyon oranları nedeniyle şirketler mevcut karlılığını korumak ve mümkünse arttırmak adına birçok politikayı uygulamaya koymaya başladı.Tamamen yerli imkânlarla yazılımlarını ve tasarımlarını geliştirenDOF Robotics’in CEO’su Bakit Baydaliev, enflasyon karşısında attıkları adımlara değindi.

“1-2 AY OLAN TEDARİK SÜRECİMİZ 8-9 AYA UZADI”

“Fiyatların hızlı arttığı bir dönemde ürün ve malzeme alımlarını hızlandırmaya ve sabit fiyatlı uzun dönemli alım anlaşmaları sağlamaya çalışıyoruz’’ diyen Baydaliev, “Mevcut enflasyon ortamının yönetilmesi, özellikle ürün arzının ve TYZ sisteminin bozulmasıyla daha da karmaşık bir hale geldi. İleride oluşabilecek fiyat artışları sebebiyle 1-2 ay olan tedarik sürecimiz 8-9 aya kadar uzadı. Mevcut satış fiyatlarımızın revizyonu, distribütör yüzdelerinin ve indirim oranlarımızın gözden geçirilmesi, iyileştirebilecek maliyet kalemleri üzerinde çalışmalar ve toplu alımlarda indirimler gibi şirketin karlılığını koruyucu politikalar izlemeye çalışıyoruz’’ ifadelerini kullandı.

“TEDARİKÇİLER İLE ALIM FİYATLARIMIZI SABİTLEYEREK UZUN DÖNEMLİ TOPLU ALIM ANLAŞMALARI YAPMA POLİTİKALARI BELİRLEDİK”

Baydaliev, kur artışları, yaşanan belirsizlikler ve içinde bulunduğumuz enflasyonist ortamda şirketin karlılığını korumak ve mümkünse arttırmak adına yeni politikaları uygulamaya çalıştıklarını belirtti.

Uygulanan politikalarla ilgili ana maddeleri sıralayan Baydaliev, “Tedarikçiler ile alım fiyatlarımızı sabitleyerek uzun dönemli toplu alım anlaşmaları yapmak, maliyet düşürücü ve verimlilik arttırıcı kalemleri üzerinde iyileştirici çalışmalarda bulunmak, satış fiyatlarının, indirimlerin ve özel distribütör fiyatlarının gözden geçirilmesi gibi politikalar belirledik. Bu doğrultuda uzun vadede şirketimiz, çalışanlarımız ve iş ortaklarımız adına fayda sağlayıp sürdürülebilir bir sistem yaratmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

‘’HEM AKTİF HEM PASİF AKSİYONLAR İLE KARLILIĞIMIZI KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ’’

‘’Uzun dönemli alım anlaşmaları ile sadece fiyatları sabitleyerek maliyetlerimizi kontrol edebilmek değil, aynı zamanda stoklu çalışmaya, ve bozulan TYZ’yi öngörülebilir kılmayı amaçlıyoruz. Böylece müşterilerimizin termin sürelerine maksimum düzeyde uymaya çalışıyoruz’’ diyen Baydaliev, “Aksi halde çip krizi ile beraber ortaya çıkan uzun terminler ticaretimizi son derecede olumsuz etkilemektedir. Buna ek toplu alımlar sürekli artan fiyatlarda indirimler sağlıyor, ve yine termini uzun ürünleri stoğumuzda tutmayı öngörüyoruz. Artan malzeme, enerji ve işçilik maliyetlerimizi daha yüksek fiyat, veya daha az indirim politikası ile telafi ediyoruz. Bu şekilde hem aktif hem pasif aksiyonlar ile karlılığımızı korumaya çalışıyoruz’’ diyerek sözlerini sonlandırdı.

Dünyada ve ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon karşısında varlığını ve karlılığını korumak için kolları sıvayan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Türkiye’nin bilişim alanında öncü kurumlarından DOF Robotics’in CEO’su Bakit Baydaliev, enflasyon karşısında çözüm amaçlı ürettikleri yeni politikaları anlattı. Artan enflasyon oranları ile birlikte 1-2 ay olan tedarik süreçlerinin 8-9 aylık bir süreye uzadığını belirten Baydaliev, “Şirketin karlılığını koruyucu politikalar izlemeye çalışıyoruz Hem aktif hem pasif aksiyonlar ile karlılığımızı korumaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ticaret gerilimleri, Ukrayna-Rusya Savaşı ve yaşanan iklim kriziyle enflasyon rakamları pek çok ülkede yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Artan enflasyon oranları nedeniyle şirketler mevcut karlılığını korumak ve mümkünse arttırmak adına birçok politikayı uygulamaya koymaya başladı.Tamamen yerli imkânlarla yazılımlarını ve tasarımlarını geliştirenDOF Robotics’in CEO’su Bakit Baydaliev, enflasyon karşısında attıkları adımlara değindi.

“1-2 AY OLAN TEDARİK SÜRECİMİZ 8-9 AYA UZADI”

“Fiyatların hızlı arttığı bir dönemde ürün ve malzeme alımlarını hızlandırmaya ve sabit fiyatlı uzun dönemli alım anlaşmaları sağlamaya çalışıyoruz’’ diyen Baydaliev, “Mevcut enflasyon ortamının yönetilmesi, özellikle ürün arzının ve TYZ sisteminin bozulmasıyla daha da karmaşık bir hale geldi. İleride oluşabilecek fiyat artışları sebebiyle 1-2 ay olan tedarik sürecimiz 8-9 aya kadar uzadı. Mevcut satış fiyatlarımızın revizyonu, distribütör yüzdelerinin ve indirim oranlarımızın gözden geçirilmesi, iyileştirebilecek maliyet kalemleri üzerinde çalışmalar ve toplu alımlarda indirimler gibi şirketin karlılığını koruyucu politikalar izlemeye çalışıyoruz’’ ifadelerini kullandı.

“TEDARİKÇİLER İLE ALIM FİYATLARIMIZI SABİTLEYEREK UZUN DÖNEMLİ TOPLU ALIM ANLAŞMALARI YAPMA POLİTİKALARI BELİRLEDİK”

Baydaliev, kur artışları, yaşanan belirsizlikler ve içinde bulunduğumuz enflasyonist ortamda şirketin karlılığını korumak ve mümkünse arttırmak adına yeni politikaları uygulamaya çalıştıklarını belirtti.

Uygulanan politikalarla ilgili ana maddeleri sıralayan Baydaliev, “Tedarikçiler ile alım fiyatlarımızı sabitleyerek uzun dönemli toplu alım anlaşmaları yapmak, maliyet düşürücü ve verimlilik arttırıcı kalemleri üzerinde iyileştirici çalışmalarda bulunmak, satış fiyatlarının, indirimlerin ve özel distribütör fiyatlarının gözden geçirilmesi gibi politikalar belirledik. Bu doğrultuda uzun vadede şirketimiz, çalışanlarımız ve iş ortaklarımız adına fayda sağlayıp sürdürülebilir bir sistem yaratmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

‘’HEM AKTİF HEM PASİF AKSİYONLAR İLE KARLILIĞIMIZI KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ’’

‘’Uzun dönemli alım anlaşmaları ile sadece fiyatları sabitleyerek maliyetlerimizi kontrol edebilmek değil, aynı zamanda stoklu çalışmaya, ve bozulan TYZ’yi öngörülebilir kılmayı amaçlıyoruz. Böylece müşterilerimizin termin sürelerine maksimum düzeyde uymaya çalışıyoruz’’ diyen Baydaliev, “Aksi halde çip krizi ile beraber ortaya çıkan uzun terminler ticaretimizi son derecede olumsuz etkilemektedir. Buna ek toplu alımlar sürekli artan fiyatlarda indirimler sağlıyor, ve yine termini uzun ürünleri stoğumuzda tutmayı öngörüyoruz. Artan malzeme, enerji ve işçilik maliyetlerimizi daha yüksek fiyat, veya daha az indirim politikası ile telafi ediyoruz. Bu şekilde hem aktif hem pasif aksiyonlar ile karlılığımızı korumaya çalışıyoruz’’ diyerek sözlerini sonlandırdı.

 Dünyada ve ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon karşısında varlığını ve karlılığını korumak için kolları sıvayan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Türkiye’nin bilişim alanında öncü kurumlarından DOF Robotics’in CEO’su Bakit Baydaliev, enflasyon karşısında çözüm amaçlı ürettikleri yeni politikaları anlattı. Artan enflasyon oranları ile birlikte 1-2 ay olan tedarik süreçlerinin 8-9 aylık bir süreye uzadığını belirten Baydaliev, “Şirketin karlılığını koruyucu politikalar izlemeye çalışıyoruz Hem aktif hem pasif aksiyonlar ile karlılığımızı korumaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ticaret gerilimleri, Ukrayna-Rusya Savaşı ve yaşanan iklim kriziyle enflasyon rakamları pek çok ülkede yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Artan enflasyon oranları nedeniyle şirketler mevcut karlılığını korumak ve mümkünse arttırmak adına birçok politikayı uygulamaya koymaya başladı.Tamamen yerli imkânlarla yazılımlarını ve tasarımlarını geliştirenDOF Robotics’in CEO’su Bakit Baydaliev, enflasyon karşısında attıkları adımlara değindi.

“1-2 AY OLAN TEDARİK SÜRECİMİZ 8-9 AYA UZADI”

“Fiyatların hızlı arttığı bir dönemde ürün ve malzeme alımlarını hızlandırmaya ve sabit fiyatlı uzun dönemli alım anlaşmaları sağlamaya çalışıyoruz’’ diyen Baydaliev, “Mevcut enflasyon ortamının yönetilmesi, özellikle ürün arzının ve TYZ sisteminin bozulmasıyla daha da karmaşık bir hale geldi. İleride oluşabilecek fiyat artışları sebebiyle 1-2 ay olan tedarik sürecimiz 8-9 aya kadar uzadı. Mevcut satış fiyatlarımızın revizyonu, distribütör yüzdelerinin ve indirim oranlarımızın gözden geçirilmesi, iyileştirebilecek maliyet kalemleri üzerinde çalışmalar ve toplu alımlarda indirimler gibi şirketin karlılığını koruyucu politikalar izlemeye çalışıyoruz’’ ifadelerini kullandı.

“TEDARİKÇİLER İLE ALIM FİYATLARIMIZI SABİTLEYEREK UZUN DÖNEMLİ TOPLU ALIM ANLAŞMALARI YAPMA POLİTİKALARI BELİRLEDİK”

Baydaliev, kur artışları, yaşanan belirsizlikler ve içinde bulunduğumuz enflasyonist ortamda şirketin karlılığını korumak ve mümkünse arttırmak adına yeni politikaları uygulamaya çalıştıklarını belirtti.

Uygulanan politikalarla ilgili ana maddeleri sıralayan Baydaliev, “Tedarikçiler ile alım fiyatlarımızı sabitleyerek uzun dönemli toplu alım anlaşmaları yapmak, maliyet düşürücü ve verimlilik arttırıcı kalemleri üzerinde iyileştirici çalışmalarda bulunmak, satış fiyatlarının, indirimlerin ve özel distribütör fiyatlarının gözden geçirilmesi gibi politikalar belirledik. Bu doğrultuda uzun vadede şirketimiz, çalışanlarımız ve iş ortaklarımız adına fayda sağlayıp sürdürülebilir bir sistem yaratmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

‘’HEM AKTİF HEM PASİF AKSİYONLAR İLE KARLILIĞIMIZI KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ’’

‘’Uzun dönemli alım anlaşmaları ile sadece fiyatları sabitleyerek maliyetlerimizi kontrol edebilmek değil, aynı zamanda stoklu çalışmaya, ve bozulan TYZ’yi öngörülebilir kılmayı amaçlıyoruz. Böylece müşterilerimizin termin sürelerine maksimum düzeyde uymaya çalışıyoruz’’ diyen Baydaliev, “Aksi halde çip krizi ile beraber ortaya çıkan uzun terminler ticaretimizi son derecede olumsuz etkilemektedir. Buna ek toplu alımlar sürekli artan fiyatlarda indirimler sağlıyor, ve yine termini uzun ürünleri stoğumuzda tutmayı öngörüyoruz. Artan malzeme, enerji ve işçilik maliyetlerimizi daha yüksek fiyat, veya daha az indirim politikası ile telafi ediyoruz. Bu şekilde hem aktif hem pasif aksiyonlar ile karlılığımızı korumaya çalışıyoruz’’ diyerek sözlerini sonlandırdı.

 Dünyada ve ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon karşısında varlığını ve karlılığını korumak için kolları sıvayan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Türkiye’nin bilişim alanında öncü kurumlarından DOF Robotics’in CEO’su Bakit Baydaliev, enflasyon karşısında çözüm amaçlı ürettikleri yeni politikaları anlattı. Artan enflasyon oranları ile birlikte 1-2 ay olan tedarik süreçlerinin 8-9 aylık bir süreye uzadığını belirten Baydaliev, “Şirketin karlılığını koruyucu politikalar izlemeye çalışıyoruz Hem aktif hem pasif aksiyonlar ile karlılığımızı korumaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ticaret gerilimleri, Ukrayna-Rusya Savaşı ve yaşanan iklim kriziyle enflasyon rakamları pek çok ülkede yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Artan enflasyon oranları nedeniyle şirketler mevcut karlılığını korumak ve mümkünse arttırmak adına birçok politikayı uygulamaya koymaya başladı.Tamamen yerli imkânlarla yazılımlarını ve tasarımlarını geliştirenDOF Robotics’in CEO’su Bakit Baydaliev, enflasyon karşısında attıkları adımlara değindi.

“1-2 AY OLAN TEDARİK SÜRECİMİZ 8-9 AYA UZADI”

“Fiyatların hızlı arttığı bir dönemde ürün ve malzeme alımlarını hızlandırmaya ve sabit fiyatlı uzun dönemli alım anlaşmaları sağlamaya çalışıyoruz’’ diyen Baydaliev, “Mevcut enflasyon ortamının yönetilmesi, özellikle ürün arzının ve TYZ sisteminin bozulmasıyla daha da karmaşık bir hale geldi. İleride oluşabilecek fiyat artışları sebebiyle 1-2 ay olan tedarik sürecimiz 8-9 aya kadar uzadı. Mevcut satış fiyatlarımızın revizyonu, distribütör yüzdelerinin ve indirim oranlarımızın gözden geçirilmesi, iyileştirebilecek maliyet kalemleri üzerinde çalışmalar ve toplu alımlarda indirimler gibi şirketin karlılığını koruyucu politikalar izlemeye çalışıyoruz’’ ifadelerini kullandı.

“TEDARİKÇİLER İLE ALIM FİYATLARIMIZI SABİTLEYEREK UZUN DÖNEMLİ TOPLU ALIM ANLAŞMALARI YAPMA POLİTİKALARI BELİRLEDİK”

Baydaliev, kur artışları, yaşanan belirsizlikler ve içinde bulunduğumuz enflasyonist ortamda şirketin karlılığını korumak ve mümkünse arttırmak adına yeni politikaları uygulamaya çalıştıklarını belirtti.

Uygulanan politikalarla ilgili ana maddeleri sıralayan Baydaliev, “Tedarikçiler ile alım fiyatlarımızı sabitleyerek uzun dönemli toplu alım anlaşmaları yapmak, maliyet düşürücü ve verimlilik arttırıcı kalemleri üzerinde iyileştirici çalışmalarda bulunmak, satış fiyatlarının, indirimlerin ve özel distribütör fiyatlarının gözden geçirilmesi gibi politikalar belirledik. Bu doğrultuda uzun vadede şirketimiz, çalışanlarımız ve iş ortaklarımız adına fayda sağlayıp sürdürülebilir bir sistem yaratmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

‘’HEM AKTİF HEM PASİF AKSİYONLAR İLE KARLILIĞIMIZI KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ’’

‘’Uzun dönemli alım anlaşmaları ile sadece fiyatları sabitleyerek maliyetlerimizi kontrol edebilmek değil, aynı zamanda stoklu çalışmaya, ve bozulan TYZ’yi öngörülebilir kılmayı amaçlıyoruz. Böylece müşterilerimizin termin sürelerine maksimum düzeyde uymaya çalışıyoruz’’ diyen Baydaliev, “Aksi halde çip krizi ile beraber ortaya çıkan uzun terminler ticaretimizi son derecede olumsuz etkilemektedir. Buna ek toplu alımlar sürekli artan fiyatlarda indirimler sağlıyor, ve yine termini uzun ürünleri stoğumuzda tutmayı öngörüyoruz. Artan malzeme, enerji ve işçilik maliyetlerimizi daha yüksek fiyat, veya daha az indirim politikası ile telafi ediyoruz. Bu şekilde hem aktif hem pasif aksiyonlar ile karlılığımızı korumaya çalışıyoruz’’ diyerek sözlerini sonlandırdı.

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/mailservice_0de816b77d467e654404.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/mailservice_0de816b77d467e654404.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/mailservice_0de816b77d467e654404.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/mailservice_0de816b77d467e654404.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/bilisim-alaninda-enflasyonla-mucadele-hamlesi-9381</link>
                                <pubDate>Sat, 30 Jul 2022 13:28:11 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>250 milyar TL’lik vergi affı</title>
                                <description><![CDATA[Yavaşlar, bu tür afların çalışan kesimleri ve düzenli vergisini ödeyenleri mağdur ettiğini belirterek “Artık vergisini zamanında ödeyen gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine tanınan yüzde 5’lik vergi indiriminin yüzde 10 çıkartılması talebi meşrudur. Ayrıca, ücretlilere de aftan yararlananlarla aynı oranda vergi iadesi yapılması gerekir. Aksi takdirde bu anayasa ihlalidir” değerlendirmesinde bulundu.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ 

Vergi hukuku uzmanı Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar geçen hafta yürürlüğe giren  ‘Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un  bir yapılandırma değil af olduğunu ifade etti. Bu düzenleme ile birlikte kamunun en az 250 milyar TL’lik vergi alacağından vazgeçtiğini belirten Yavaşlar, “Bu tutar 2023 bütçesinde kamu geliri olarak yer aldığına ve kamu giderleri bu gelir dikkate alınarak hazırlandığında göre, affedilen miktar kadar kamu hizmetinden vaz mı geçilecektir?” dedi. 

 Türkiye artık sıklığı 1,5 yıla inen vergi afları düzenlemesine yeni birisisini daha ekledi.  09.03.2023 tarih ve 7440 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” yürürlüğe girdi.

Kanunun adı “yapılandırma” olduğu için kamuoyunda nitelendirme farklılıkları görülse de, vergi hukuku uzmanı Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, değişikliği tamamıyla bir af yasası olarak tanımlıyor. Yavaşlar, yasa kapsamına giren vergi borcuna bağlı tüm gecikme faizleri ve zamlarının silinip, bunların yerine ana vergi borcunun yıllık yüzde 9 (aylık yüzde 0,75) faizle güncellenmesini gerekçe gösteriyor.

286 bin 500 TL vergi yerine 103 bin 600 bin TL ödenecek

2018 yıl sonu itibariyle 100 bin TL vergi borcu bulunan bir işletmeninin TÜİK verileri dikkate alındığında güncel reel vergi borcunun 286 bin 500 TL’ye denk geldiğini belirten Yavaşlar, yeni vergi değişikliği ile birlikte bu işletmenin anapara ve faiz için tek ödeme seçeneği ile sadece 103 bin 600 bin TL ödeme yapacağını ifade etti. Yavaşlar, “Kanunda ayrıca vergi cezası affı, kasa ve stok affı, matrah ve vergi artırımı yaparak vergi incelemesini ve tarhı -vergi borcu tespiti- engelleme imkanları da yer alıyor. Bunlar da dikkate alındığında bu rakam daha da düşüyor.” dedi

250 milyar TL’lik kayıp nasıl karşılanacak?

Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, bu af yasası ile birlikte en az 250 milyar TL’lik vergi gelirden vazgeçildiğini belirterek, “Bu tutar 2023 bütçesinde kamu geliri olarak yer aldığına ve kamu giderleri bu gelir dikkate alınarak hazırlandığında göre, affedilen miktar kadar kamu hizmetinden vaz mı geçilecektir? Geçilmeyecekse, kamu hizmetlerinin finansmanı için gereken bu rakam kimden ve nasıl sağlanacaktır? Neticede, para basma enflasyon, borçlanma ise faiz yükü olarak geri döndüğüne göre, vergi kaçırmayanların üzerindeki vergi yükü biraz daha mı arttırılacaktır?” dedi.

 Anayasa ihlali var!

Son yıllarda sık sık vergi affı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, zamanında vergisi ödeyen mükellefler ile ücreti çalışanların bu uygulama ile cezalandırıldığını ifade etti. Yavaşlar şöyle konuştu:

‘’Sıklığı artık 1,5 yıla inen vergi afları serisi karşısında, vergisini zamanında ödeyen beyana tabi gelir vergisi ve kurumlar vergisi mükelleflerine tanınan yüzde 5’lik vergi indiriminin yüzde 10’a çıkarılması talepleri fazlasıyla meşrudur. Ayrıca artık ücretlileri de unutmamak gerekir. Bu kesim, ücretleri daha ellerine geçmeden stopaj yoluyla vergilerini ödediği için, kural olarak bu tür af yasalarından yararlanamamaktadır. Ayrıca, eline geçen miktardan tasarruf yapmak bir yana, tamamını zorunlu ve olağan yaşam giderlerine harcadıkları için, mali güçlerine oranla daha yüksek bir dolaylı vergi yüküne de taşımaktadırlar. 20 yılı aşan bir zaman diliminde sürekli ve sistematik olarak, bir kesimin vergi yükü af yasalarıyla azaltırken diğer kesime benzer bir imkanının tanınmaması ve toplam vergi yükünün büyük kısmının doğrudan ve dolaylı vergilerle onların üzerine bırakılması, bu kesimin mülkiyet hakkının ölçülülük ilkesine aykırı şekilde ihlal edilmesi anlamına gelir. Ücretlilere de aftan yararlananlarla aynı oranda vergi iadesi yapılmadığı veya bu seneki gelir vergileri bu oranda azaltılmadığı sürece, bu anayasa ihlalinin ve adaletsizliğin yargıdan dönmesi gerekir.’’

Ödenmeyen 100 bin TL’lik vergi borcunun seyri!

Teknik detaylara girmeden basitleştirerek bir örnek vermek gerekirse: (A), son ödeme tarihi 31.12.2018 olan 100.000 TL’lik vergi borcunu ödemediği için, bu borca 01.01.2019 tarihinden itibaren 31.12.2022’ye kadar toplam yüzde 88,1020 oranında gecikme zammı uygulanacaktır. Böylece, 31.12.2022 tarihi itibariyle (A)’nın toplam borcu, işletilen 88.102 TL’lik gecikme zammıyla birlikte 188.102 TL olacaktır. (A) af yasasından yararlanarak borcunu ödemek istediğinde 88.102 TL silinecek, onun yerine ana borç olan 100.000 TL’ye yıllık yüzde 9 faiz oranı uygulanarak 36.000 TL faiz alınacaktır. Bu durumda (A), 188.102 TL yerine -36.000 TL’si faiz olmak üzere - 136.000 TL ödeyecek ve böylece toplam borcunda yaklaşık yüzde 28 oranında azalma ortaya çıkacaktır. Ancak, 100.000 TL’nin 31.12.2018’deki değeri ile 31.12.2022’deki değeri aynı değildir. TÜİK rakamları dikkate alındığında dahi, reel olarak (TÜFE) 31.12.2018’in 100.000 ₺’si, 31.12.2022’nin yaklaşık 286.500 TL’sine karşılık gelmektedir. Dolayısıyla, af kapsamı çerçevesinde (A)’dan faiz dahil 136.000 TL alındığında, 2018’deki 100.000 TL ’lik ana borcun sadece yüzde 47,5’i tahsil edilmiş, yani yüzde 52,5’i affedilmiş olmaktadır. Üstüne, 136.000 TL 48 taksitle dört yılda ödenmek yerine- tek seferde ödendiğinde 36.000 ₺ üzerinden yüzde 90 indirim daha yapılacağından, (A)’nın yapacağı ödeme 103.600 TL’ye inmekte, dolayısıyla vergi borcunu zamanında ödemeyip dört yıl boyunca parayı kullanan (A), 2019’a oranla yüzde 64 daha az vergi ödeyerek borcundan kurtulmaktadır.

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ek-2_c74348f504827a65b445.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ek-2_c74348f504827a65b445.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ek-2_c74348f504827a65b445.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ek-2_c74348f504827a65b445.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/250-milyar-tllik-vergi-affi-9537</link>
                                <pubDate>Tue, 14 Mar 2023 20:59:21 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kurda Ani Yükseliş Kapıda mı ?</title>
                                <description><![CDATA[Finans Uzmanı ve Ekonomist Murat Özsoy, Euro ve Dolar karşısında Türk Lirası’nın durumu hakkında yaptığı değerlendirmede, Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar beklentisine değindi.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Finans Uzmanı ve Ekonomist Murat Özsoy, Euro ve Dolar karşısında Türk Lirası’nın durumu hakkında yaptığı değerlendirmede, Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar beklentisine değindi. 14 Mayıs’taki seçimlere 19.68 TL ile gidileceğini tahmin ettiğini söyleyen Özsoy, Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru tahmini olan 23.09 TL’ye yıl bitmeden ulaşılacağını dile getirdi.

Özsoy, yaptığı açıklamayla döviz kurları karşısında TL’nin değeri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bugün serbest piyasada dolar/TL kurunun 19.77TL seviyesini aşmış durumda olduğunu hatırlatan Özsoy, mevcut politikaların devamı ihtimalinde öngörüsünü paylaştı.

Özsoy, “Mevcut politikalarda bir değişim meydana gelmez ise ve ülkeye döviz girişi artmayarak cari açık problemi devam ederse yılın ikinci yarısında kurda ani hızlı yükselişlerin meydana gelmesi sürpriz olmayacaktır diye düşünüyorum” dedi.

“KURDA ANİ BİR YÜKSELİŞİN MEYDANA GELMESİNE İLİŞKİN DEDİKODULAR ARTARAK DEVAM EDİYOR”

Finans Uzmanı ve Ekonomist Murat Özsoy, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

“TL’nin ABD doları ve Euro karşısındaki durumuna dair piyasada ve özellikle reel kesimde en çok tercih edilen iki unsur olur. Birincisi istikrarın sağlanabilmiş olması. İkincisi ise kurda ani bir yükselişin meydana gelmesi konusunda tedirginliğin olmaması. Bu iki unsurdan ikincisinin henüz sağlanamadığı gün gibi ortada. Sebebi ise kurda ani bir yükselişin meydana gelmesine ilişkin dedikodular artarak devam ediyor.

“BİRİNCİ UNSUR SANKİ SAĞLANMIŞ GİBİ GÖRÜLÜYOR İLK ETAPTA”

Kurda istikrarın sağlanıp sağlanmadığına dair bakılması gereken gösterge, kurdaki en düşük seviye ve en yüksek seviye arasındaki değişim oranıdır. Dolar/TL kurunda bu yıl içinde en düşük ve en yüksek seviyeler arasındaki fark şu anda yüzde 2 seviyelerinde. Dolayısıyla birinci unsur sanki sağlanmış gibi görülüyor ilk etapta. Geçmişe baktığımızda ise dolar/TL kurundaki en düşük ve en yüksek seviyeler arasındaki değişimler; 2022&#39;de yüzde 50, 2021 yılında yüzde 160, 2020 yılında yüzde 45, 2019 yılında yüzde 19.5, 2018 yılında yüzde 84, 2017 yılında ise yüzde 17 seviyelerinde gerçekleşmiş.

“YIL SONU GELMEDEN ÇOK DAHA ÖNCELERİNDE ULAŞILACAĞINI ÖNGÖRÜYORUM”

Bugün açıklanan TCMB piyasa katılımcıları anket sonucuna göre ise dolar/TL kurunun yıl sonundaki beklentisi 23.09TL. Bugün serbest piyasada dolar/TL kuru 19.77TL seviyesini aşmış durumda. Ben çok öncesindeki tahminlerimi, seçime 19.68TL ile gireriz diye açıklamıştım. Nitekim nerdeyse nokta atış öyle de oldu. Şimdi ise 23.09TL seviyesine yıl sonu gelmeden çok daha öncelerinde ulaşılacağını öngörüyorum.

“KURDA ANİ HIZLI YÜKSELİŞLERİN MEYDANA GELMESİ SÜRPRİZ OLMAYACAKTIR DİYE DÜŞÜNÜYORUM”

Yılın ilk yarısında dolar/TL kurunda en düşük ve en yüksek seviye arasındaki çok sınırlı değişimin yılın ikinci yarısında çok daha yüksek seviyelere çıkacağını ve eğer mevcut politikalarda bir değişim meydana gelmez ise ve ülkeye döviz girişi artmayarak cari açık problemi devam ederse yılın ikinci yarısında kurda ani hızlı yükselişlerin meydana gelmesi sürpriz olmayacaktır diye düşünüyorum.”
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/d273e5c8b1adec96adf50cfef1523c61b5e67449acd369814a1d802e32b0d471_5038d5183a6a9db1024d.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/d273e5c8b1adec96adf50cfef1523c61b5e67449acd369814a1d802e32b0d471_5038d5183a6a9db1024d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/d273e5c8b1adec96adf50cfef1523c61b5e67449acd369814a1d802e32b0d471_5038d5183a6a9db1024d.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/d273e5c8b1adec96adf50cfef1523c61b5e67449acd369814a1d802e32b0d471_5038d5183a6a9db1024d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/kurda-ani-yukselis-kapida-mi-9577</link>
                                <pubDate>Sun, 21 May 2023 00:27:32 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Funda Başaran; Vergi Reformu Şart</title>
                                <description><![CDATA[Vergi hukuku uzmanı Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, yeni kabinenin kurulmasının ardından açıklamada bulundu. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Vergi hukuku uzmanı Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, yeni kabinenin kurulmasının ardından açıklamada bulundu. Türkiye’de vergi yükünün sabit gelirliler üzerinde olduğunu belirten Yavaşlar, kamu finansman ihtiyacının, üst gelir grubu ve yüksek kazanç sağlayan kurumların gelirleri/kazançları üzerinden alınacak geçici bir vergi ile karşılanması gerektiğini ifade etti. Yavaşlar, mevcut vergi düzenlemelerinin de günümüzün ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu belirterek ‘’Pek çok vergi yasası 1950’li ve 60’lı yıllardan kalma. Örneğin, Vergi Usul Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ve -2006’da çıkmasına rağmen birkaç dokunuş haricinde eskisini tekrarlayan- Kurumlar Vergisi Kanunu 1961, Amme Alacaklarının Tahsili Kanunu 1953 yılından. Vergi yasaları çok eski, zaman içinde çok değiştirildiklerinden sistematik yapılarında bozulmalar var ve güncel gelişmelere de cevap vermiyorlar. Bir an önce kapsamlı bir vergi reformu yapılmalı. Bu hem hakkaniyet hem de daha fazla gelir elde etmek için şart’’ dedi.

Vergi hukuku uzman Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar’dan 10 öneri

Kısa vadede:

1.Bir daha vergi affı olmayacağı açıklanmalı ve vergi affı konusu Anayasa’da -sıkı şartlara tabi olacak şekilde- düzenlenmeli.

2.Kayıt dışı ekonomiyi önlemek üzere ciddi adımlar atılmalı. Bu bağlamda, yoklama etkin şekilde kullanılmaya başlanmalı.

3.Bireylerin ve hane halklarının kullandığı temel tüketim mal ve hizmetleri üzerindeki dolaylı vergi yükü azaltılmalı.

Orta vadede:

1.Tüm vergi yasaları, hukuki güvenlik ilkesi, eşitlik ilkesi ile temel hak ve özgürlükler dikkate alınarak reforma tabi tutulmalı. Özellikle;

a.Bütün vergilerde matrah (/üzerinden vergi alınacak vergi konusu kısmı), verginin mali güçle orantılı olması ilkesi (/maddi eşitlik ilkesi) dikkate alınarak belirlenmeli.

b.Mükellef hak ve ödevleri ile idarenin görev ve yetkisi, Anayasa’ya uygun şekilde yasada açıkça düzenlenmeli.

c.Vergi ödevlilerinin hukuka ve bu bağlamda açık ve belirli yasa kuralları ile idari uygulamalara güveni koruma altına alınarak, endişe etmeksizin planlama yapabilmelerine imkan tanınmalı.

2.Reformda, vergi yasalarının birbirleriyle bağlantısı dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşım gösterilmeli.

3.Reformda, usulde ve ekonomide dijitalleşme, özellikle de dijital ekonomi (bu konuda uluslararası vergi hukukundaki gelişmeler de izlenilerek) muhakkak göz önünde tutulmalı.

4.“Değerleme”, ayrı bir yasada (“değerleme kanunu”) ve tüm vergi hukuku bakımından geçerli olacak şekilde düzenlenmeli.

5.Hangi amaca yönelik olursa olsun tüm vergi teşvikleri tek bir yasada (“vergi teşvik kanunu”), sistematik bir şekilde (örneğin iktisadi amaçlı teşvikler, sosyal amaçlı teşvikler) düzenlenerek, vergi yasalarından çıkartılmalı.

6.Riskli mükellefleri belirleme kriterleri açıklanmasa dahi, vergi incelemesine tabi tutulacak mükelleflerin ne şekilde belirlendiğine dair temel esaslar yasada düzenlenmeli.

11 Haziran 2023, İstanbul

6 Şubat Depremi ve ardından gelen seçim süreci kamu finansmanı üzerinde büyük yük oluşturdu. Kamuoyunda ve medyada sık sık yeni vergilerin gündeme gelebileceği yönündeki tartışmalar sürerken Vergi hukuku uzman Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, yeni kabinenin kurulmasıyla birlikte, vergi alanında ekonomi yönetimine önerilerde bulundu.

Yavaşlar şöyle konuştu: ‘’Bütçenin sıkıntıya girdiği dönemlerde ya yeni vergiler getirilir ya da mevcut vergiler artırılır. Örneğin, 1999 Depremi sonrasında bir karma vergi olan net aktif vergisi ile gelir/kazanç üzerinden alınan ekonomik denge vergisi, dolaylı vergiler olarak özel işlem vergisi ile özel iletişim vergisi, ayrıca ek motorlu taşıtlar vergisi ve ek emlak vergisi gelmişti. Şu anda neye ek vergi gelebilir? Zaten emlak vergisinin yanında bir değerli konut vergisi alınıyor, orada alınacak bir şey kalmadı. Motorlu taşıtlar vergisine bir ek gelebilir ama halihazırda yük orada da yüksek. Dolayısıyla benim beklentim, halkın çok farkında olmadığı, fiyat içinde ödediği dolaylı vergilerde artış yapılması. Daha önce pek çok zorunlu tüketim ürününde KDV indirilmişti, bunlarda bir yükselme olabilir. ÖTV ve özel iletişim vergisinde bir artış görebiliriz. Ancak, dolaylı vergileri artırmak sağlıklı bir yöntem değil. Çünkü, sabit gelirli üzerindeki dolaylı vergi yükü zaten son derece yüksek. Daha fazla kaldıramazlar.’’

Enflasyon ile mücadele vergi politikası

Enflasyon ile mücadelede de verginin bir araç olarak kullanılacağını ifade eden Yavaşlar ‘’Enflasyon, paranın bol olmasından kaynaklanır. Piyasadaki paranın bir şekilde çekilmesi gerekiyor. Bunun tek yöntemi faiz artışı değil. Piyasadaki parayı çekmenin en önemli araçlarından biri de kuşkusuz ki vergi. Hükümet vergiyi bir araç olarak kullanıp piyasadan parayı çekme yolunda gidebilir. ‘dedi.

Geçici vergi ve reform

Türkiye’de kayıt dışılık oranının yüzde 40’lara ulaştığını ifade eden Yavaşlar, ‘Hem yeterince vergi toplanmıyor hem de vergi yükü belli bir kesimin üzerinde. Hakkaniyetli bir vergi düzenlemesi yapılacaksa, kamu finansmanı için buna gerek duyuluyorsa üst gelir grubu ve yüksek kazanç sağlayan kurumların gelirleri/kazançları üzerinden alınacak geçici bir vergi konulabilir. Bunun bütün detayları kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılabilir. Bir öngörülebilirlik mutlaka sağlanmalıdır’’ dedi.

Mevcut vergi düzenlemelerinin günümüz ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu belirten Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, kapsamlı bir vergi reformuna gidilmesi gerektiğini vurguladı. Yavaşlar şöyle konuştu: ‘’ ‘’Pek çok vergi yasası 1950’li ve 60’lı yıllardan kalma. Örneğin, Vergi Usul Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ve -2006’da çıkmasına rağmen birkaç dokunuş haricinde eskisini tekrarlayan- Kurumlar Vergisi Kanunu 1961, Amme Alacaklarının Tahsili Kanunu 1953 yılından. Vergi yasaları çok eski, zaman içinde çok değiştirildiklerinden sistematik yapılarında bozulmalar var ve güncel gelişmelere de cevap vermiyorlar. Bir an önce kapsamlı bir vergi reformu yapılmalı. Bu hem hakkaniyet hem de daha fazla gelir elde etmek için şart.’’

 

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_f13ca4af493c7e8ee68d.jpeg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_f13ca4af493c7e8ee68d.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_f13ca4af493c7e8ee68d.jpeg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_f13ca4af493c7e8ee68d.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/funda-basaran-vergi-reformu-sart-9607</link>
                                <pubDate>Mon, 12 Jun 2023 00:28:22 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>E Faturanın Kullanım Alanı Genişliyor</title>
                                <description><![CDATA[Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB) 509 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile elektronik belgelerin kullanımı ve denetiminde yapılan düzenleme ile önemli değişikliklere gidildi.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB) 509 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile elektronik belgelerin kullanımı ve denetiminde yapılan düzenleme ile önemli değişikliklere gidildi. Düzenleme ile e-Fatura, e-Arşiv, e-İrsaliye ve e-Defter başta olmak üzere, farklı sektörlerde hizmet veren işletmelerin elektronik belge kullanımı zorunluluğu için ciro limitleri düşürüldü. Tebliğe göre; 2020 ve 2021 yılı brüt satış hasılatı 4 milyon TL, 2022 ve müteakip hesap dönemleri için 3 milyon TL ve üzeri olan mükellefler, en geç 1 Temmuz 2023 tarihine kadar zorunlu olarak e-Fatura’ya geçiş yapacak. Böylece kurum ve özel şirketlerle birlikte birçok esnaf ve sanatkar, e-Fatura sistemine dahil olacak.

ELEKTRONİK FATURA KESME LİMİTLERİ DÜŞÜRÜLDÜ

Geçtiğimiz dönem, vergi mükellefi olanlara aynı gün içinde düzenlenen faturaların toplam tutarının 5 bin TL’yi geçmesi (vergiler dahil) durumunda, vergi mükellefi olmayanlar için düzenlenen faturaların ise 30 bin TL’yi geçmesi durumunda (vergiler dahil), e-Arşiv Fatura kesilmesi şartı bulunuyordu. Yapılan yeni düzenleme ile bu uygulamadaki limitler de değiştirildi. Buna göre; vergi mükellefi olmayanlara aynı gün içinde düzenlenen fatura tutarı 5 bin TL’ye indirilirken, vergi mükellefleri için ise bu tutar 4 bin 400 TL olarak belirlendi.

E-FATURA NEDİR?

E-Fatura; kâğıt ve baskı araçlarına ihtiyaç duyulmaksızın dijital ortamda hazırlanabilen, hukuki olarak kâğıt fatura ile aynı niteliğe sahip olan elektronik belgedir. Vergi Usul Kanunu gereğince bir faturada olması gereken tüm bilgileri barındırır. Kâğıt fatura yöntemi; baskı, maliyeden onay, fatura yazdırma, imzalama, kaşeleme, zarflama, kargolama ve arşivleme gibi birçok iş yükünü beraberinde getirirken; elektronik faturalar bu tür operasyonel yöntemler gerektirmediğinden kullanıcılarına zaman ve maliyet tasarrufu sağlar. Tüm işlemler portal üzerinden kolayca gerçekleştirilir. Fatura işlemlerinin tamamen dijital ortamda yürütülmesi sayesinde kâğıt israfının önüne geçilir ve ağaçların korunması sağlanır. Bu özelliği ile çevre dostu olan e-Fatura; küresel ısınmanın olumsuz etkilerini de azaltır. 

TÜRKKEP E-FATURA, KURUMSAL HAYATI KOLAYLAŞTIRIR

Dijital dönüşümün lideri TÜRKKEP; Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 27 Eylül 2013 tarihinde e-Fatura Hizmet Sağlayıcısı (Özel Entegratör) olarak yetkilendirilmiştir. Kurumsal ve bireysel tüm müşterilerine tek noktadan hizmet sağlayabilen, Türkiye’nin pazar payı açısından lider KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) hizmet sağlayıcısı olan TÜRKKEP; Özel Entegratör yetkisiyle müşterilerine elektronik belge ihtiyaçları için etkin ve faydalı çözümler sunar. TÜRKKEP e-Fatura kullanıcıları gelen faturaları yönetilebilir, raporlayabilir ve otomatik uyarıları e-posta yoluyla alabilir. Kullanıcılar aynı zamanda giden faturalara manuel olarak içerik yaratabilir ya da kullanılan otomasyon çözümü ile entegre bir şekilde fatura gönderimi yapabilir.  

YILDIZ: “BİRÇOK MARKA E-FATURA SİSTEMİNİN AVANTAJLI DÜNYASINA ADIM ATACAK”

GİB’in yeni düzenlemesiyle ilgili konuşan TÜRKKEP Genel Müdürü Olcay Yıldız, “Teknolojinin artık yaşamımızın değişmez bir parçası haline gelmesine paralel olarak yapılan yasal düzenlemeler, ülkemizde elektronik belge kullanım oranını her geçen gün daha da artırıyor. GİB tarafından yapılan yeni düzenleme ile birlikte farklı sektörlerden birçok marka, esnaf ve sanatkarlar, e-Fatura sisteminin avantajlı dünyasına adım atacak. E-Fatura’ya geçiş zorunluluğu bulunmayan ancak avantajlarından faydalanmak isteyen; anonim şirket, limited şirket, şahıs/gerçek şirket statüsüne sahip tüm fatura düzenleyen mükellefler de ciro kısıtlaması olmaksızın e-Fatura sistemine kolayca dahil olabilecek. Operasyonel kolaylık, maliyet tasarrufu ve yeşil yaklaşım avantajları düşünüldüğünde dijital dönüşümün bir zorunluluk olmaktan çıkıp bir gereklilik haline geldiğini söyleyebiliriz. 

Dijital dönüşümün Türkiye’deki lider kuruluşu TÜRKKEP; Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 27 Eylül 2013 tarihinde e-Fatura Hizmet Sağlayıcısı (Özel Entegratör) olarak yetkilendirilen bir güven kurumudur. TÜRKKEP olarak, yenilikçi çözümlerimizle şirketlerin ve kurumların dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırıyoruz. Kullanıcılarımıza daha kaliteli hizmeti çok daha avantajlı fiyatlarla sunuyoruz. Tüm kurumlarımız, dijital dönüşümünü TÜRKKEP güvenilirliği ile kolaylıkla gerçekleştirebiliyor ve kurumsal hayatlarını kolaylaştırıyor. GİB tarafından yapılan son düzenlemeyle birlikte e-Fatura geçişlerinde büyük yoğunluk yaşanacağını düşünüyorum. Kurumlarımızın bu yoğunluğa yakalanmamaları adına 1 Temmuz 2023 tarihini beklemeden önce sisteme geçiş yapmalarını tavsiye ediyorum.” dedi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_ead80dcedc6b5e87366a.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_ead80dcedc6b5e87366a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_ead80dcedc6b5e87366a.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_ead80dcedc6b5e87366a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/e-faturanin-kullanim-alani-genisliyor-9610</link>
                                <pubDate>Wed, 14 Jun 2023 15:51:46 +0300</pubDate>
                              </item></channel></rss>