<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
                <rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
                <channel>
                  <title>Röportaj</title>
                  <link>http://yontemgazetesi.com/roportaj</link>
                  <description>En güncel Röportaj Haberleri. Son dakika Röportaj haberlerini buradan takip edebilirsiniz.</description><item>
                                <title>Ak Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan;  Bakırköy’ün Sorunlarını Çözmeye Hazırız</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sayın Mahmut Gürcan, Bakırköy’de bir ilke imza attınız. Kurulduğundan bu yana ikinci kez ilçe başkanlığına seçilerek bir ilk gerçekleştirdiniz. Bunda etken nedir?
Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki ben Ak Parti kurulduğundan bu güne kadar Bakırköy ilçe yönetimi içinde bulundum. Bir dönem başkan yardımcılığı görevi de yaptım. Kurucu başkanımız Rahmi Genç döneminde de Emine Nalbantoğlu döneminde de yönetimlerde bulundum. İlk başkanlığım arkadaşlarımın istemesi doğrultusunda oluşmuştu. İkinci kez aday olmam da yaptığım çalışmaların Ak Partiye kattığı verimden kaynaklandı. Mahalle başkanlarımdan sandık başkanlarıma kadar hemen hepsi ikinci kez aday olmamı istemişlerdi. İl Başkanlığı ve Genel Başkanımızın olumlu görmesi sonucunda yeniden başkanlığa aday oldum ve tek liste ile seçimlere girdim. Kullanılan oyların tamamını alarak başkan seçildim, sanırım bu teşkilatla iç içe olmanın verdiği bir avantaj. Geçen dönem yönetimde yer alan arkadaşlarımızın neredeyse yarısı yeni yönetimde yer almadı. Yeni arkadaşlar gençler ve kadınlara yönetimde ağarlık verdim. 
 
Sayın Gürcan, siz Bakırköy’de Genel Başkanınızı temsil ediyorsunuz ve dolayısıyla işiniz de oldukça zor. Halkın sıkıntılarını dinliyor yerel yönetimleri yakından takip ediyorsunuz. Görevde bulunduğunuz süre içerisinde Bakırköy Belediyesinin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Önemli bir konuya değindiniz Yılmaz bey, biz her ne kadar belediye başkanlığını kazanmamış olsak ta Bakırköy’de gölge gibi başkanlık görevimizi yapıyoruz. Yapılan yada yapılmayan tüm çalışmaları yakından takip ediyoruz. Halkın Belediyeden büyük bir sıkıntı yaşadığını görüyoruz. Vatandaştan sıkça aldığımız şikayetler belediyeden hizmet alamadıkları yönünde. Böyle bir konuyla bize şikayete gelen Bakırköylülere belediye başkanlığını kazanmamız halinde böyle bir sorun yaşamayacakları sözünü veriyoruz. Uzun bir dönemdir de tüm çalışmalarımızı yerel yönetimler seçimi için yapıyoruz. Belediye meclisinin çalışmalarını yakından izliyoruz. Ak Partili Meclis Üyesi arkadaşlarımla her meclis toplantısı öncesinde grup toplantıları yapıp nasıl bir strateji uygulamamız gerektiğini konuşuyoruz. Buna bir örnek vermek gerekirse son meclis toplantısında Belediye Başkanı Sayın Hilmi Ateş Ünalerzen, benim Bakırköy’de yayın yapan bir gazeteye verdiğim demeç hakkında yaptığı konuşma. Bu konuşmayı yapmanın yeri orası değildir, meclis siyaset yapma noktası değildir. Meclis kürsüsünden siyaset yapılmaz, orası siyaset değil hizmet yapma yeridir. Ben nasıl ki gazeteye verdiğim beyanatta Bakırköy Belediyesinin hizmet yapmama gerekçesini Büyükşehir Belediyesine yıkmasının yanlış olduğunu söylemişsem, bunun doğru olduğunu yada olmadığını çıkar belediye başkanı gerekçeleriyle açıklar. Ancak bunu meclis kürsüsünden değil. Ben inanıyorum ki Bakırköy belediyesi iş yapmak istesin Büyükşehir belediyesi kendisine tam destek verir. Siz bırakın iş yapmayı yapmamak için hemen her platformda işite ana arter benim olsaydı yada Cumhuriyet Meydanı bizim olsaydı gibi bahanelerle halkı oyalıyorsunuz. Bahane üretmenin gereği yok iş yapmak isterseniz size kimde köstek olmaz destek olur. Büyükşehir belediyesi Cumhuriyet meydanına bir havuz yaptı Ateş bey 6 ay süreyle havuzu protesto etti. Bu meydana yakışmayan görüntü diye ya taşların rengini beğenmedi yada havuzun görünüş şeklini beğenmedi. Ben bu havuza sırtımı dönerim ancak diye açıklama yaptı. Büyükşehir Belediyesinin Bakırköy’de yaptığı hiçbir çalışma Bakırköy belediyesince taktir görmedi. Yapılan çalışmaları yerinde değerlendirmek açısından bir örnek vereyim size, Ataköy’de bulunan Kazakistan parkını da Büyükşehir belediyesi yaptı Ataköy’e yakışır bir şekilde düzenleme yapıldı ancak hemen karşısında da Bakırköy belediyesine ait bir park var 4.5 yıldır el değmemiş şekilde duruyor. Madem ki hizmet vermek istiyorsunuz gidin Kazakistan parkının yanında ki parkı düzenleyin size kim engel olacak ki? Vatandaş bu çalışmaları görmüyor mu kimin ne yaptığını yada ne yapmadığını görmüyor mu? Aldıkları hizmetin nereden geldiğini bilmiyorlar mı? Bu sadece oradaki parkla sınırlı da değil. Bakırköy’de bulunan parkların neredeyse tümü bakımsız bir halde. Meclis üyesi arkadaşım Muhammet Aydın parkların olumsuzluklarını fotoğraflarla tespit etti. Belediye olarak 7.2 Milyon YTL park ve bahçelere harcama yaptık diyeceksiniz ortada görünen bir şey yok. Bu para nereye nasıl harcandı hala muamma gibi kafalarda soru işareti olarak kaldı. Bakırköy’de bulunan hangi parkın kendilerine hangi parkın Büyükşehir’e ait olduğunu dahi bilmiyorlar. Ateş bey açıklamasında Dinazor’lu parka ektiği bitkilerden söz ediyor sonrasında da o parkın Büyükşehir’e ait olduğunu söylüyor. Önemli bir noktada Bakırköy Belediyesinin yapmış olduğu borçlanma göreve geldiklerinde 80 Milyon YTL borçtan söz ediyorlardı. Şimdi bakıldığında bu borcun 150-160 Milyon YTL’ye çıktığı söyleniyor. Yapılan bir hizmet olsa borç olur dersiniz ancak ortada yapılan bir şey yok. Bu ay içinde bütçe görüşmeleri yapılacak, bütçeyi özellikle şişiriyorlar tahmini bütçe yaklaşık yüz seksen, yüz doksan trilyon diye yapıyorlar. Bunun büyük bir kısmı personel giderlerine gidiyor. Sizin de bildiğiniz gibi bütçelerde personel giderleri %30 u aşamaz ancak bu %30  aşırabilmek için şişirilmiş bir bütçe hazırlanıyor gerçekleşmeyecek hayali bir bütçe. Gerçekte Bakırköy belediyesinin bütçesinin yarıdan fazlası personel gideri ancak şişirilmiş bütçelerle personel gideri %30 u aşmıyormuş gibi görünüyor. Paralar personel giderlerine, başkanın korumalarına, başkanın evinin güvenliğine ödemekle harcanıyor. Bu giderler özel şahsi giderlerdir. Aynı şekilde muhtarlara da yapılmıştır geçtiğimiz bayramda muhtarımız alınmış Bakırköy belediye başkanımız tarafından aileleriyle çocuklarıyla torunlarıyla beraber  Kıbrıs’a seyahate götürülmüş  siz muhtarlara kişisel hizmet verene kadar o muhtarın bulunduğu mahalleyi güzelleştirin. Siz mahallelere çivi çakmıyorsunuz ama muhtarları aileleriyle torunlarıyla alıp bütçesi nerden geldiği belli olmayan bir şekilde onları Kıbrıs’a geziye götürüyorsunuz bunun hesabını verin. Bir eğitim çalışması için götürebilirsiniz ama böyle bir geziye torunlarıyla götürülmesi yanlıştır. Bakırköy belediyesinin sağlık hizmetlerini yapan bir kuruluşu var. Görüntü merkezi dedikleri yer var. Bu gün gidin herhangi bir işlem yaptırmaya  kalkın 4 ay sonraya gün veriliyor. Ee vatandaş ölsün mü, tedavi için dört ay beklesin mi? Bakırköy belediyesi de her gün binlerce insanın orda işini yapıyor sağlık taraması yapıyormuş gibi gösteriliyor. Ancak gidin görün orda çalışanlar bile tedavi amaçlı başka sağlık kuruluşlarına gidiyorlar.
 
Sayın Gürcan, yaptığınız kongrede Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın bir konuşması var, konuşmasında da dikkat çeken noktalardan biri Bakırköy’e yaklaşık 350 Milyon YTL’lik yatırım yaptığı. Böyle bir yatırım var mı, nerelere yapıldı bu yatırımlar? 
Bu yatırımlar tabi ki gerçek anlamda yapılan yatırımlar daha çok altyapı çalışmaları yapılan yatırımlar. Sizde çok iyi biliyorsunuz ki ayamama deresi Bakırköy denizini en çok kirleten etkenlerden biri. Orada yapılan bir artıma tesisi var günde 600 bin metre küp su arıtacak su sıkıntısı yaşanan bir il için çok önemli bir gelişme bu. Buradan elde edilen arıtılmış sular sanayi alanlarında kullanılacak. Bunun yanında Ataköy’de yapılan önemli bir alt yapı çalışması yapıldı. Sahillerde düzenlemeler yapıldı. Park ve bahçelerde önemli değişimler yapıldı. Ana arter denen yerlerde önemli bir şekilde aydınlatma çalışmaları yapıldı. Çalışmalar sadece bunlarla sınırlı da kalmıyor. Büyükşehir Belediyesi camilere, kiliselere, okullara da gereken yardımları yapıyor. Yenimahalle’de yapılan çok önemli bir yatırım var Cem Karaca Kültür Merkezi Bakırköy halkı için önemli bir yer konumunda. Hemen her gün değişik aktivitelerin yapıldığı bir alan. Büyükşehir belediyesi bunu yaparken Bakırköy Belediyesi de elinde bulunan Kültür merkezini satıyor. Bu mu belediyecilik anlayışı. Sonrasında da Büyükşehir’den Cem Karaca Kültür Merkezini hafta sonları nikah kıymak için isteyeceksin. Borçlarımı ödeyeceğim gerekçesiyle ilçenin göbeğinde bulunan  Kültür Merkezini satacaksın sonrasında da böyle bir talepte bulunacaksın. Bakıldığında ödenen bir borçta yok. Göreve geldiklerinden bu güne borçları daha da arttı. Bu Bakırköy halkına yapılan en büyük ihanetlerden biridir. Zeytinlik Halk Pazarında yapılması planlanan içinde nikah salonunun da bulunacağı bir projeleri vardı aradan 4.5 yıl geçti ortada bir şey yok, bir çivi dahi çakılmadı. Ellerinde bir Yunus Emre Kültür Merkezi kaldı orası da bir muamma gibi otopark paralı yoğunluk had safhada insanlar geldiklerinde de pişman oluyor. Yaşanan tüm bu sıkıntıları biliyoruz. Ve açıklıkla söyleyeyim ki biz göreve geldiğimizde hiçbir Bakırköylü bu tarz sıkıntılar yaşamayacak. 1992 yılından bu yana Bakırköy’de siyaset yapıyorum hemen her sokağını ve noktasını çok iyi biliyorum nerede hangi sorun var biliyorum ve bunları çözecek projelerimizde hazırladık. Bakırköy’de çözülemeyecek sorun yok biz bunların tümünü çözecek projelerle göreve geleceğiz. Bakırköy’ün kaybettiği prestijini biz yeniden kazandıracağız. Hatırlarsanız CHP seçimler öncesinde 100’de 100 proje sloganı ile seçimlere girdiler geldiklerinde de bu projeleri yapacaklarını söylediler. Ben sayın Ateş Ünalerzen’e soruyorum bu 100 projeden kaçını yaptınız? Bence hiç yapılmadı yapılmış olsaydı bunu bizde görürdük. Bakırköy halkı bunun hesabını sormaz mı, beş yıllık döneminizde Bakırköy’e ne yaptınız demez mi? Tutturmuşlar bir Bakkart ve Biz sadece çalışıyoruz. İyi de Bakkart eskiden de vardı Ahmet Bahadırlı döneminde de vardı bu. Bu ilçede Bakkart var demekle bu işler olmaz. Bakırköy halkı neyin ne olduğunu çok iyi biliyor. Bakkart’lı biri sağlık hizmeti almak istediğinde fatura kendilerine uzatılıyor. Bu mu Bakkart’ın verdiği hizmet? 
 
Sayın Mahmut Gürcan, yaşanan bu olumsuzlukları zaman zaman meclis üyesi arkadaşlarınız önergelerle gündeme getiriyor ve cevap istiyorlar. Verdiğiniz önergelere yeterli cevap alabiliyor musunuz? 
Doğrusu yeterli cevaplar alamıyoruz, son dönemde verdiğimiz Capacity Alış-Veriş Merkezi hakkında bir önerge var. Otoparkın kapatılarak dükkan yapılmasıyla ilgili buna cevap dahi alamdık. Belediye gerekeni yaptığını cezai işlem uyguladıklarını söylüyor. Kısa bir süre sonra orası AVM’nin istediği şekilde yapılıp hizmete sokulacaktır be buna inanıyorum. Ateş bey göreve geldiğinde kaçak yapılaşmaya proje dışı yapılaşmaya asla izin vermeyeceğim demişti. Oysa Florya bölgesinde yapılan binaların hiç biri projeye tam anlamıyla uyumuyor. Hemen hepsi proje dışı yapılıyor. Bunlara neden mani olmuyor? Defalarca yerel ve ulusal gazetelerde bu konu yer aldı, Florya’da kaçak yapılaşma önlenemiyor diye. Bakırköy halkını bunları görmüyor mu, bilmiyor mu, sanıyorsunuz bunların hesabının seçim zamanında sorulmayacak mı sanıyorsunuz? 
 
Sayın Gürcan, konuşmanızda seçim çalışmalarınıza çok önceden başladığınızı söylediniz. Hatta projelerinizin dahi hazır olduğunu belirttiniz. Peki Bakırköy’de nasıl bir başkan adayı ile seçimlere gireceksiniz?
 
Tüm Bakırköylünün benimseyeceği bir adayla seçimlere gireceğiz. Bakırköy’ü çok iyi tanıyan sorunlarını bilen pratik zekaya sahip ve sorunlara çözüm getirecek bir aday olacağına eminim. İsim anlamında çok fazla bir takıntımız yok. Bu tarzda bir adayla tüm arkadaşlarım canla başla çalışacaklardır. Çünkü Ak Parti Belediyeciliği bir anlamda marka olmuştur. Bunu çevre ilçemizde bulunan Belediyelerin yaptıkları çalışmalarla çok rahat bir şekilde görebiliyoruz. Ak Partili bir belediye başkanının olduğu her yerde insanlar hizmetini en üst seviyelerde alıyor. Belediye başkanının kapısı ardına kadar açık. 24 saat telefonları kapanmaz her arayan mutlaka ulaşır. Bakırköy’de tam tersi insanlar başkana ulaşamıyor. En son bana gelen bir şikayet telefonu ‘başkan neden muhtarları Kıbrıs’a götürdü’ şeklinde bende vatandaşa bu sorunun muhatabı ben değilim açın belediye başkanına sorun dedim. Verilen cevap biz başkana ulaşamıyoruz bunu siz sorun oldu. Bende vatandaşa o halde her zaman ulaşabileceğiniz bir başkan seçeceksiniz dedim. Benimde bildiğim bazı Sivil Toplum Kuruluşları Ateş beyden randevu talebinde bulunduğunda 3-4 ay sonrasına gün veriyor. Bu şekilde bir çalışmayla hiç bir yere varılmaz. Ak Parti hiçbir belediye başkanının lojmanı yok, lojmanı olmadığı gibi evinin kapısında da özel koruma yok. Gidin Yeşilköy’de Bakırköy belediye başkanının evinin kapısına bakın özel iki tane koruma 24 saat beklemektedir. Başkan neden korkuyor? Halktan  bu kadar kaçılmaz ki hiç bir Ak Parti belediyesinin ilçe belediye başkanının kapısın da 24 saat iki koruma beklemiyordur. Bırakın kapısında beklemesini yanında dahi 2 koruma göremezsiniz. Ateş beyin evinin kapısında iki koruma olduğu gibi yanında da en az 4-5 tane  korumayla dolaşıyor, neden koruma? Korkuların nedir, neden halktan kaçıyorsunuz? Bakırköy halkı başkanı görmemekten şikayetçi, halkla uzak olmasından şikayetçi, halkın içinde değilsiniz, neden koruma ordusu bulunduruyorsunuz? Bu insanlara verilen onca paraya yazık değil mi? Bu paralar Bakırköy halkının cebinden çıkmıyor mu? Bunun hesabını sormazlar mı? 
 
 
RÖPORTAJ : Yılmaz BACACI
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 ]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sorun.JPG</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sorun.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sorun.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sorun.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/ak-parti-bakirkoy-ilce-baskani-mahmut-gurcan-bakirkoyun-sorunlarini-cozmeye-haziriz-6620</link>
                                <pubDate>Wed, 29 Oct 2008 04:09:18 +0200</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Ak Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan;  Bakırköy’ün Sorunlarını Çözmeye Hazırız</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sayın Mahmut Gürcan, Bakırköy’de bir ilke imza attınız. Kurulduğundan bu yana ikinci kez ilçe başkanlığına seçilerek bir ilk gerçekleştirdiniz. Bunda etken nedir?
Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki ben Ak Parti kurulduğundan bu güne kadar Bakırköy ilçe yönetimi içinde bulundum. Bir dönem başkan yardımcılığı görevi de yaptım. Kurucu başkanımız Rahmi Genç döneminde de Emine Nalbantoğlu döneminde de yönetimlerde bulundum. İlk başkanlığım arkadaşlarımın istemesi doğrultusunda oluşmuştu. İkinci kez aday olmam da yaptığım çalışmaların Ak Partiye kattığı verimden kaynaklandı. Mahalle başkanlarımdan sandık başkanlarıma kadar hemen hepsi ikinci kez aday olmamı istemişlerdi. İl Başkanlığı ve Genel Başkanımızın olumlu görmesi sonucunda yeniden başkanlığa aday oldum ve tek liste ile seçimlere girdim. Kullanılan oyların tamamını alarak başkan seçildim, sanırım bu teşkilatla iç içe olmanın verdiği bir avantaj. Geçen dönem yönetimde yer alan arkadaşlarımızın neredeyse yarısı yeni yönetimde yer almadı. Yeni arkadaşlar gençler ve kadınlara yönetimde ağarlık verdim. 
 
Sayın Gürcan, siz Bakırköy’de Genel Başkanınızı temsil ediyorsunuz ve dolayısıyla işiniz de oldukça zor. Halkın sıkıntılarını dinliyor yerel yönetimleri yakından takip ediyorsunuz. Görevde bulunduğunuz süre içerisinde Bakırköy Belediyesinin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Önemli bir konuya değindiniz Yılmaz bey, biz her ne kadar belediye başkanlığını kazanmamış olsak ta Bakırköy’de gölge gibi başkanlık görevimizi yapıyoruz. Yapılan yada yapılmayan tüm çalışmaları yakından takip ediyoruz. Halkın Belediyeden büyük bir sıkıntı yaşadığını görüyoruz. Vatandaştan sıkça aldığımız şikayetler belediyeden hizmet alamadıkları yönünde. Böyle bir konuyla bize şikayete gelen Bakırköylülere belediye başkanlığını kazanmamız halinde böyle bir sorun yaşamayacakları sözünü veriyoruz. Uzun bir dönemdir de tüm çalışmalarımızı yerel yönetimler seçimi için yapıyoruz. Belediye meclisinin çalışmalarını yakından izliyoruz. Ak Partili Meclis Üyesi arkadaşlarımla her meclis toplantısı öncesinde grup toplantıları yapıp nasıl bir strateji uygulamamız gerektiğini konuşuyoruz. Buna bir örnek vermek gerekirse son meclis toplantısında Belediye Başkanı Sayın Hilmi Ateş Ünalerzen, benim Bakırköy’de yayın yapan bir gazeteye verdiğim demeç hakkında yaptığı konuşma. Bu konuşmayı yapmanın yeri orası değildir, meclis siyaset yapma noktası değildir. Meclis kürsüsünden siyaset yapılmaz, orası siyaset değil hizmet yapma yeridir. Ben nasıl ki gazeteye verdiğim beyanatta Bakırköy Belediyesinin hizmet yapmama gerekçesini Büyükşehir Belediyesine yıkmasının yanlış olduğunu söylemişsem, bunun doğru olduğunu yada olmadığını çıkar belediye başkanı gerekçeleriyle açıklar. Ancak bunu meclis kürsüsünden değil. Ben inanıyorum ki Bakırköy belediyesi iş yapmak istesin Büyükşehir belediyesi kendisine tam destek verir. Siz bırakın iş yapmayı yapmamak için hemen her platformda işite ana arter benim olsaydı yada Cumhuriyet Meydanı bizim olsaydı gibi bahanelerle halkı oyalıyorsunuz. Bahane üretmenin gereği yok iş yapmak isterseniz size kimde köstek olmaz destek olur. Büyükşehir belediyesi Cumhuriyet meydanına bir havuz yaptı Ateş bey 6 ay süreyle havuzu protesto etti. Bu meydana yakışmayan görüntü diye ya taşların rengini beğenmedi yada havuzun görünüş şeklini beğenmedi. Ben bu havuza sırtımı dönerim ancak diye açıklama yaptı. Büyükşehir Belediyesinin Bakırköy’de yaptığı hiçbir çalışma Bakırköy belediyesince taktir görmedi. Yapılan çalışmaları yerinde değerlendirmek açısından bir örnek vereyim size, Ataköy’de bulunan Kazakistan parkını da Büyükşehir belediyesi yaptı Ataköy’e yakışır bir şekilde düzenleme yapıldı ancak hemen karşısında da Bakırköy belediyesine ait bir park var 4.5 yıldır el değmemiş şekilde duruyor. Madem ki hizmet vermek istiyorsunuz gidin Kazakistan parkının yanında ki parkı düzenleyin size kim engel olacak ki? Vatandaş bu çalışmaları görmüyor mu kimin ne yaptığını yada ne yapmadığını görmüyor mu? Aldıkları hizmetin nereden geldiğini bilmiyorlar mı? Bu sadece oradaki parkla sınırlı da değil. Bakırköy’de bulunan parkların neredeyse tümü bakımsız bir halde. Meclis üyesi arkadaşım Muhammet Aydın parkların olumsuzluklarını fotoğraflarla tespit etti. Belediye olarak 7.2 Milyon YTL park ve bahçelere harcama yaptık diyeceksiniz ortada görünen bir şey yok. Bu para nereye nasıl harcandı hala muamma gibi kafalarda soru işareti olarak kaldı. Bakırköy’de bulunan hangi parkın kendilerine hangi parkın Büyükşehir’e ait olduğunu dahi bilmiyorlar. Ateş bey açıklamasında Dinazor’lu parka ektiği bitkilerden söz ediyor sonrasında da o parkın Büyükşehir’e ait olduğunu söylüyor. Önemli bir noktada Bakırköy Belediyesinin yapmış olduğu borçlanma göreve geldiklerinde 80 Milyon YTL borçtan söz ediyorlardı. Şimdi bakıldığında bu borcun 150-160 Milyon YTL’ye çıktığı söyleniyor. Yapılan bir hizmet olsa borç olur dersiniz ancak ortada yapılan bir şey yok. Bu ay içinde bütçe görüşmeleri yapılacak, bütçeyi özellikle şişiriyorlar tahmini bütçe yaklaşık yüz seksen, yüz doksan trilyon diye yapıyorlar. Bunun büyük bir kısmı personel giderlerine gidiyor. Sizin de bildiğiniz gibi bütçelerde personel giderleri %30 u aşamaz ancak bu %30  aşırabilmek için şişirilmiş bir bütçe hazırlanıyor gerçekleşmeyecek hayali bir bütçe. Gerçekte Bakırköy belediyesinin bütçesinin yarıdan fazlası personel gideri ancak şişirilmiş bütçelerle personel gideri %30 u aşmıyormuş gibi görünüyor. Paralar personel giderlerine, başkanın korumalarına, başkanın evinin güvenliğine ödemekle harcanıyor. Bu giderler özel şahsi giderlerdir. Aynı şekilde muhtarlara da yapılmıştır geçtiğimiz bayramda muhtarımız alınmış Bakırköy belediye başkanımız tarafından aileleriyle çocuklarıyla torunlarıyla beraber  Kıbrıs’a seyahate götürülmüş  siz muhtarlara kişisel hizmet verene kadar o muhtarın bulunduğu mahalleyi güzelleştirin. Siz mahallelere çivi çakmıyorsunuz ama muhtarları aileleriyle torunlarıyla alıp bütçesi nerden geldiği belli olmayan bir şekilde onları Kıbrıs’a geziye götürüyorsunuz bunun hesabını verin. Bir eğitim çalışması için götürebilirsiniz ama böyle bir geziye torunlarıyla götürülmesi yanlıştır. Bakırköy belediyesinin sağlık hizmetlerini yapan bir kuruluşu var. Görüntü merkezi dedikleri yer var. Bu gün gidin herhangi bir işlem yaptırmaya  kalkın 4 ay sonraya gün veriliyor. Ee vatandaş ölsün mü, tedavi için dört ay beklesin mi? Bakırköy belediyesi de her gün binlerce insanın orda işini yapıyor sağlık taraması yapıyormuş gibi gösteriliyor. Ancak gidin görün orda çalışanlar bile tedavi amaçlı başka sağlık kuruluşlarına gidiyorlar.
 
Sayın Gürcan, yaptığınız kongrede Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın bir konuşması var, konuşmasında da dikkat çeken noktalardan biri Bakırköy’e yaklaşık 350 Milyon YTL’lik yatırım yaptığı. Böyle bir yatırım var mı, nerelere yapıldı bu yatırımlar? 
Bu yatırımlar tabi ki gerçek anlamda yapılan yatırımlar daha çok altyapı çalışmaları yapılan yatırımlar. Sizde çok iyi biliyorsunuz ki ayamama deresi Bakırköy denizini en çok kirleten etkenlerden biri. Orada yapılan bir artıma tesisi var günde 600 bin metre küp su arıtacak su sıkıntısı yaşanan bir il için çok önemli bir gelişme bu. Buradan elde edilen arıtılmış sular sanayi alanlarında kullanılacak. Bunun yanında Ataköy’de yapılan önemli bir alt yapı çalışması yapıldı. Sahillerde düzenlemeler yapıldı. Park ve bahçelerde önemli değişimler yapıldı. Ana arter denen yerlerde önemli bir şekilde aydınlatma çalışmaları yapıldı. Çalışmalar sadece bunlarla sınırlı da kalmıyor. Büyükşehir Belediyesi camilere, kiliselere, okullara da gereken yardımları yapıyor. Yenimahalle’de yapılan çok önemli bir yatırım var Cem Karaca Kültür Merkezi Bakırköy halkı için önemli bir yer konumunda. Hemen her gün değişik aktivitelerin yapıldığı bir alan. Büyükşehir belediyesi bunu yaparken Bakırköy Belediyesi de elinde bulunan Kültür merkezini satıyor. Bu mu belediyecilik anlayışı. Sonrasında da Büyükşehir’den Cem Karaca Kültür Merkezini hafta sonları nikah kıymak için isteyeceksin. Borçlarımı ödeyeceğim gerekçesiyle ilçenin göbeğinde bulunan  Kültür Merkezini satacaksın sonrasında da böyle bir talepte bulunacaksın. Bakıldığında ödenen bir borçta yok. Göreve geldiklerinden bu güne borçları daha da arttı. Bu Bakırköy halkına yapılan en büyük ihanetlerden biridir. Zeytinlik Halk Pazarında yapılması planlanan içinde nikah salonunun da bulunacağı bir projeleri vardı aradan 4.5 yıl geçti ortada bir şey yok, bir çivi dahi çakılmadı. Ellerinde bir Yunus Emre Kültür Merkezi kaldı orası da bir muamma gibi otopark paralı yoğunluk had safhada insanlar geldiklerinde de pişman oluyor. Yaşanan tüm bu sıkıntıları biliyoruz. Ve açıklıkla söyleyeyim ki biz göreve geldiğimizde hiçbir Bakırköylü bu tarz sıkıntılar yaşamayacak. 1992 yılından bu yana Bakırköy’de siyaset yapıyorum hemen her sokağını ve noktasını çok iyi biliyorum nerede hangi sorun var biliyorum ve bunları çözecek projelerimizde hazırladık. Bakırköy’de çözülemeyecek sorun yok biz bunların tümünü çözecek projelerle göreve geleceğiz. Bakırköy’ün kaybettiği prestijini biz yeniden kazandıracağız. Hatırlarsanız CHP seçimler öncesinde 100’de 100 proje sloganı ile seçimlere girdiler geldiklerinde de bu projeleri yapacaklarını söylediler. Ben sayın Ateş Ünalerzen’e soruyorum bu 100 projeden kaçını yaptınız? Bence hiç yapılmadı yapılmış olsaydı bunu bizde görürdük. Bakırköy halkı bunun hesabını sormaz mı, beş yıllık döneminizde Bakırköy’e ne yaptınız demez mi? Tutturmuşlar bir Bakkart ve Biz sadece çalışıyoruz. İyi de Bakkart eskiden de vardı Ahmet Bahadırlı döneminde de vardı bu. Bu ilçede Bakkart var demekle bu işler olmaz. Bakırköy halkı neyin ne olduğunu çok iyi biliyor. Bakkart’lı biri sağlık hizmeti almak istediğinde fatura kendilerine uzatılıyor. Bu mu Bakkart’ın verdiği hizmet? 
 
Sayın Mahmut Gürcan, yaşanan bu olumsuzlukları zaman zaman meclis üyesi arkadaşlarınız önergelerle gündeme getiriyor ve cevap istiyorlar. Verdiğiniz önergelere yeterli cevap alabiliyor musunuz? 
Doğrusu yeterli cevaplar alamıyoruz, son dönemde verdiğimiz Capacity Alış-Veriş Merkezi hakkında bir önerge var. Otoparkın kapatılarak dükkan yapılmasıyla ilgili buna cevap dahi alamdık. Belediye gerekeni yaptığını cezai işlem uyguladıklarını söylüyor. Kısa bir süre sonra orası AVM’nin istediği şekilde yapılıp hizmete sokulacaktır be buna inanıyorum. Ateş bey göreve geldiğinde kaçak yapılaşmaya proje dışı yapılaşmaya asla izin vermeyeceğim demişti. Oysa Florya bölgesinde yapılan binaların hiç biri projeye tam anlamıyla uyumuyor. Hemen hepsi proje dışı yapılıyor. Bunlara neden mani olmuyor? Defalarca yerel ve ulusal gazetelerde bu konu yer aldı, Florya’da kaçak yapılaşma önlenemiyor diye. Bakırköy halkını bunları görmüyor mu, bilmiyor mu, sanıyorsunuz bunların hesabının seçim zamanında sorulmayacak mı sanıyorsunuz? 
 
Sayın Gürcan, konuşmanızda seçim çalışmalarınıza çok önceden başladığınızı söylediniz. Hatta projelerinizin dahi hazır olduğunu belirttiniz. Peki Bakırköy’de nasıl bir başkan adayı ile seçimlere gireceksiniz?
 
Tüm Bakırköylünün benimseyeceği bir adayla seçimlere gireceğiz. Bakırköy’ü çok iyi tanıyan sorunlarını bilen pratik zekaya sahip ve sorunlara çözüm getirecek bir aday olacağına eminim. İsim anlamında çok fazla bir takıntımız yok. Bu tarzda bir adayla tüm arkadaşlarım canla başla çalışacaklardır. Çünkü Ak Parti Belediyeciliği bir anlamda marka olmuştur. Bunu çevre ilçemizde bulunan Belediyelerin yaptıkları çalışmalarla çok rahat bir şekilde görebiliyoruz. Ak Partili bir belediye başkanının olduğu her yerde insanlar hizmetini en üst seviyelerde alıyor. Belediye başkanının kapısı ardına kadar açık. 24 saat telefonları kapanmaz her arayan mutlaka ulaşır. Bakırköy’de tam tersi insanlar başkana ulaşamıyor. En son bana gelen bir şikayet telefonu ‘başkan neden muhtarları Kıbrıs’a götürdü’ şeklinde bende vatandaşa bu sorunun muhatabı ben değilim açın belediye başkanına sorun dedim. Verilen cevap biz başkana ulaşamıyoruz bunu siz sorun oldu. Bende vatandaşa o halde her zaman ulaşabileceğiniz bir başkan seçeceksiniz dedim. Benimde bildiğim bazı Sivil Toplum Kuruluşları Ateş beyden randevu talebinde bulunduğunda 3-4 ay sonrasına gün veriyor. Bu şekilde bir çalışmayla hiç bir yere varılmaz. Ak Parti hiçbir belediye başkanının lojmanı yok, lojmanı olmadığı gibi evinin kapısında da özel koruma yok. Gidin Yeşilköy’de Bakırköy belediye başkanının evinin kapısına bakın özel iki tane koruma 24 saat beklemektedir. Başkan neden korkuyor? Halktan  bu kadar kaçılmaz ki hiç bir Ak Parti belediyesinin ilçe belediye başkanının kapısın da 24 saat iki koruma beklemiyordur. Bırakın kapısında beklemesini yanında dahi 2 koruma göremezsiniz. Ateş beyin evinin kapısında iki koruma olduğu gibi yanında da en az 4-5 tane  korumayla dolaşıyor, neden koruma? Korkuların nedir, neden halktan kaçıyorsunuz? Bakırköy halkı başkanı görmemekten şikayetçi, halkla uzak olmasından şikayetçi, halkın içinde değilsiniz, neden koruma ordusu bulunduruyorsunuz? Bu insanlara verilen onca paraya yazık değil mi? Bu paralar Bakırköy halkının cebinden çıkmıyor mu? Bunun hesabını sormazlar mı? 
 
 
RÖPORTAJ : Yılmaz BACACI
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 ]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sorun.JPG</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sorun.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sorun.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sorun.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/ak-parti-bakirkoy-ilce-baskani-mahmut-gurcan-bakirkoyun-sorunlarini-cozmeye-haziriz-7820</link>
                                <pubDate>Wed, 29 Oct 2008 04:09:18 +0200</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Bakırköy Eski Belediye Başkanı Ahmet Bahadırlı; İçim Yanıyor</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sayın Ahmet Bahadırlı, siz yıllarca Bakırköy’e hizmet veren bir belediye başkanısınız, 2004 seçimlerinde aday olmadınız. Ancak 2009 Mart ayında yapılacak olan seçimlerde DSP’den aday olarak yeniden Bakırköy’ü yönetmeye talibim dediniz. Neden aday oldunuz?
 
Yılmaz bey, ben Bakırköy’e yıllarımı verdim. Bu süreçte Bakırköy’e yatırımlar yaptım eserler kazandırdım. Bunlara örnek vermek gerekirse ilk akla gelen adliye sarayı var. Bunun yanında bazı insanların tepki gösterdiği bir öğretmen evi var. Benim bıraktığım bir Kızılay binası var. Hatta o binaya ismimi vermişlerdi. Ancak göreve gelenler o tabelayı oradan indirdiler. Burada ben kişilerin siyasi hareket ettiklerini görüyorum. Eğer ki siyasi olarak olaya bakmasalardı o tabelalar oradan sökülmez ve Ahmet Bahadırlı Kızılay Tıp Merkezi olarak kalırdı. Görevimi bıraktığım yıldan bu yana gördüğüm burada hiçbir şey yapılmamış olması. Benim Bakırköy halkına kazandırdığım eserlerin satılmış olması. Satılan o eserler benim evladım gibidir. Ben Bakırköy halkına kazandırdığım bir kültür merkezinin satılmasını nasıl kabul edebilirim. Bunun yanında belediye bünyesinde çalışan bürokratların lojman olarak kullandıkları yerleri nasıl satarsın? Bunların hesabı sorulmaz mı? Bunu ben sormasam bile Bakırköy halkı zamanı geldiğinde sormaz mı? Kısacası ben yapılanlara yeni eserlerin katılmadığını aksine eldeki mevcut gayrimenkulların satıldığını gördüğüm için aday oldum. Bakırköy halkına layık olduğu değerleri kazandırmak için yeniden aday oldum.
 
Sayın Bahadırlı, yeniden Belediye Başkanı seçilmeniz halinde Bakırköy’de yapmayı planladığınız projeleriniz var mı?
 
Tabi ki yepyeni projelerim var, seçim süresinde meydanlara çıkıp halka konuşmaya başladığım zaman bu projelerimi vatandaşlarımla paylaşacağım. Satılan Kültür Merkezinin yerine daha modern bir Kültür Merkezi kazandıracağım. Görevde olduğum süre içerisinde Bakırköylüler benimle istedikleri zaman konuşup makamıma gelip sıkıntılarını anlatırlardı. Ateş bey makamından çıkmıyor ve insanlarda kendisine ulaşamıyorlar. Sadece vatandaşlar değil birçok STK’lar kendisinden randevu talebinde bulunmasına rağmen görüşemiyorlar. Halktan kopuk bir yönetim var. Seçim beyannamelerinde 100’de 100 proje ve geri dönüş yok sloganları vardı baktığımızda ortada yapılan proje yok. Tutturmuşlar bir Bakkart, buda benim eserim Bakkart benim dönemimde gündemdeydi bunlar kendilerine mal ediyorlar. 
 
 
                                                                                              Yılmaz BACACI
 ]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ohbe.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ohbe.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ohbe.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ohbe.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/bakirkoy-eski-belediye-baskani-ahmet-bahadirli-icim-yaniyor-6659</link>
                                <pubDate>Wed, 07 Jan 2009 02:35:39 +0200</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Bakırköy Eski Belediye Başkanı Ahmet Bahadırlı; İçim Yanıyor</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sayın Ahmet Bahadırlı, siz yıllarca Bakırköy’e hizmet veren bir belediye başkanısınız, 2004 seçimlerinde aday olmadınız. Ancak 2009 Mart ayında yapılacak olan seçimlerde DSP’den aday olarak yeniden Bakırköy’ü yönetmeye talibim dediniz. Neden aday oldunuz?
 
Yılmaz bey, ben Bakırköy’e yıllarımı verdim. Bu süreçte Bakırköy’e yatırımlar yaptım eserler kazandırdım. Bunlara örnek vermek gerekirse ilk akla gelen adliye sarayı var. Bunun yanında bazı insanların tepki gösterdiği bir öğretmen evi var. Benim bıraktığım bir Kızılay binası var. Hatta o binaya ismimi vermişlerdi. Ancak göreve gelenler o tabelayı oradan indirdiler. Burada ben kişilerin siyasi hareket ettiklerini görüyorum. Eğer ki siyasi olarak olaya bakmasalardı o tabelalar oradan sökülmez ve Ahmet Bahadırlı Kızılay Tıp Merkezi olarak kalırdı. Görevimi bıraktığım yıldan bu yana gördüğüm burada hiçbir şey yapılmamış olması. Benim Bakırköy halkına kazandırdığım eserlerin satılmış olması. Satılan o eserler benim evladım gibidir. Ben Bakırköy halkına kazandırdığım bir kültür merkezinin satılmasını nasıl kabul edebilirim. Bunun yanında belediye bünyesinde çalışan bürokratların lojman olarak kullandıkları yerleri nasıl satarsın? Bunların hesabı sorulmaz mı? Bunu ben sormasam bile Bakırköy halkı zamanı geldiğinde sormaz mı? Kısacası ben yapılanlara yeni eserlerin katılmadığını aksine eldeki mevcut gayrimenkulların satıldığını gördüğüm için aday oldum. Bakırköy halkına layık olduğu değerleri kazandırmak için yeniden aday oldum.
 
Sayın Bahadırlı, yeniden Belediye Başkanı seçilmeniz halinde Bakırköy’de yapmayı planladığınız projeleriniz var mı?
 
Tabi ki yepyeni projelerim var, seçim süresinde meydanlara çıkıp halka konuşmaya başladığım zaman bu projelerimi vatandaşlarımla paylaşacağım. Satılan Kültür Merkezinin yerine daha modern bir Kültür Merkezi kazandıracağım. Görevde olduğum süre içerisinde Bakırköylüler benimle istedikleri zaman konuşup makamıma gelip sıkıntılarını anlatırlardı. Ateş bey makamından çıkmıyor ve insanlarda kendisine ulaşamıyorlar. Sadece vatandaşlar değil birçok STK’lar kendisinden randevu talebinde bulunmasına rağmen görüşemiyorlar. Halktan kopuk bir yönetim var. Seçim beyannamelerinde 100’de 100 proje ve geri dönüş yok sloganları vardı baktığımızda ortada yapılan proje yok. Tutturmuşlar bir Bakkart, buda benim eserim Bakkart benim dönemimde gündemdeydi bunlar kendilerine mal ediyorlar. 
 
 
                                                                                              Yılmaz BACACI
 ]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ohbe.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ohbe.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ohbe.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/ohbe.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/bakirkoy-eski-belediye-baskani-ahmet-bahadirli-icim-yaniyor-7859</link>
                                <pubDate>Wed, 07 Jan 2009 02:35:39 +0200</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>BAKIRKÖY BELEDİYESİNDE İKİNCİ DAYAK SKANDALI</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[

Geçtiğimiz
aylarda Bakırköy Belediyesinde çaycıya dayak olayı gündeme gelmişti. Belediye
başkanı Bülent Kerimoğlu’nun çaycısını dövdüğü şeklinde birçok ulusal ve yerel
gazetede yer alan haber adliyelik olmuştu. Mahkemede Anıl Koçun dövülmesi
olayını Kerimoğlu’nun korumalarından Zeynel Öncü üstlenmişti. Korumaların işi
gücü belediye çalışanlarını dövmek olmalı ki geçtiğimiz günlerde de belediye
çalışanlarından Kültür Müdürlüğü’ne bağlı Günal Bilek isimli çalışan başkanın
koruması Akın Güler tarafından darp edildiğini söyledi. Dayak olayıyla ilgili
kendisiyle röportaj yaptığım Günal Bilek’in açıklamaları oldukça ilginç
olmasının yanında CHP ve CHP’lileri de bir o kadar düşündürücü. Görünen o ki
belediye başkanını koruyanların işi korumaktan çok dövmekle ilgili… Tüm
uğraşılarına rağmen ilgili kişilere iletişim kuramayan Günal Bilek, derdini
anlatmak için Bakırköy Belediye Meclisine geldi.

Günal Bilek, nedir bu Bakırköy
Belediyesi’yle derdin kimleri niye şikayet ediyorsun?

Bakırköy
Belediyesi çalışanıyım. CHP Parti Meclisi üyesi ve Milletvekili Ali Özgündüz’ün
referansıyla 15 Mart 2015’te işe girdim. Hizmet destek alım olarak Kültür
Müdürlüğü’ne bağlı personelim. Kültür Müdürlüğü’ne girdiğim günden beri, CHP
düşmanı ve Bülent Kerimoğlu’nu protesto ediyor gibi gösterilmem gerekçeleriyle
sürekli görev yerlerim değiştirildi hakkımda tutanaklar tutuldu. Oysa bu
iddialar doğru değil. Her şeyden önce provokatör değilim. Bülent Kerimoğlu’nun
provokatörü olmadığımı, ben burada ekmek peşinde koştuğumu, daha önce de eski
CHP Kurultay delegesi olduğumu, CHP’de çeşitli görevler aldığımı, haksız yere
hakkımda tutanaklar tutulup görev yerim değiştirilerek sürgüne gönderildiğimi
anlatmak için başta  Başkanımız Kemal
Kılıçdaroğlu, o zamanki örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcısı Seyit
Torun, CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat olmak üzere hepsiyle randevu alıp
görüşmek istedim ancak görüşemedi. Belediye başkanım ve bağlı olduğum
müdürlükten sorumlu başkan yardımcısı ile görüşmek istedim ancak olumlu sonuç
alamadım. Sekretaryanın bana söylediği “başkan ve başkan yardımcıları
personellerle görüşmüyor” şeklinde bir açıklamaydı. Tüm uğraşlarıma rağmen
gerçekleri anlatabileceğim bir yetkiliye ulaşamadığım yetmezmiş gibi birde Belediye
Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun koruması Akın Diyar tarafından darp edildim.

Darp
edildiğini söylüyorsun. Olay nasıl gerçekleşti, ilgili kişi hakkında şikayette
bulundun mu? 

24.10.2016
tarihinde Leyla Gencer’de Ankara Tren Garı ile ilgili bir etkinlik vardı. O
etkinlikte biz daha önce Ankara Tren Garı’na gitmek için Ulaşım Müdürlüğü’nden otobüs
aldık. Ben de İstanbul Milletvekilimiz Veli Ağbaba’yla telefonla arayarak görüştüm.
Sayın başkanım, ulaşım müdürlüğünden otobüsümüz onaylandı ama sizden de bölgemizin
milletvekili olarak yardım istiyoruz, bir telefon açar mısın diye bir talepte
bulundum. Bu sırada birileri tarafından şahsıma yönelik yukarıda, hiçbir
şekilde grev üyeleri olmazken, hiçbir olay olmazken, yukarı çıkıp şov yapma,
aşağı in gibi söylemlerde bulunuldu. Sağlık Müdürlüğü’nden çıkıp evrak
zimmetlemeye gittiğim zaman asansöre korumalar tarafından girilip darp edildim.
Darp edildiğime dair Bahçelievler Devlet Hastanesi ve Sadi Konuk Hastanesi’ne
gittiğim zaman acilden giriş yaptığım için bana rapor verilmedi. Daha sonra
bunu benden sorumlu Başkan Yardımcım Nurcan Alan’a anlatmaya çalıştım ve bu
konuyla ilgili bizden yeni sorumlu başkan yardımcı, Bahri başkanla konuşmaya
çalıştığım zaman hiçbir şekilde yardım alamadım ve onun üzerine savunma aldılar
benden. 

Hangi
korumalar tarafından asansörde darp edildin?

Akın Güler
tarafından. Asansörün içinde bu sıkıntılar yaşandıktan sonra güvenliklerin
dönüp de sen onun kim olduğunu biliyor musun, başkanın korumasıdır, hem
koruması, hem yeğeni olduğu da beni ayrıca şaşırttı. Daha sonra da çeşitli
insanlar tarafından aranarak sen bu olayı uzatma, üstünü kapat, sen bizim
adamımızsın diye söylemlerde bulunuldu. Kimseyi ayrıştırmak istemiyorum ancak
bana CHP düşmanı olduğumuzu söyleyenler Bakırköy Belediyesi’nde kaç tane AKP ve
MHP’lilerin çalıştığına bakabilirler.  

Tüm bu
gelişmeler sonrasın da neler oldu? Neden olaylar bu aşamaya geldi?

Biz çalışanlar
sürekli tehdit edilip, en ufak bir sözde işten atılırsınız, konuşmayın, şöyle
böyle diyerek sanki Cumhuriyet Halk Partisinin provokatörleriymişiz, CHP
düşmanıymışız gibi gördüler. Bizleri gerek 10 Kasım’da, gerek seçim
zamanlarında çalıştırıp sen bizim adamımızsın, partilimizsin deyip bizden çok
AKP’lilere, MHP’lilere sahip çıkan bir Bakırköy Belediyesi’yle karşı
karşıyayız. Ben sadece şuna üzülüyorum, biz burada Bakırköy Belediyesi
çalışanları olarak, belediyemizin her alanında mücadele etmiş insanlardık.
Gerek parti sorumluluğunun verdiği bilinciyle, gerek çalışma olarak, gerek vefa
duygusuyla bu zamana kadar çalıştık, mücadele ettik ama gördüğümüz o ki, her
seferinde bize partimizin adamısın diyenler, bizimle mücadele edenler, ne yazık
ki ulaşmak istediğimiz zaman bize sırt çeviren insanlar. Ve yine diyorum, AKP
ve MHP’lilerin yoğun olarak çalıştığı bir belediyedir. Biz tabii ki bu söyleme
de karşıyız, AKP’liler, MHP’liler çalışmasın demek de yanlış olur, yoksa bizim
AKP’li belediyelerden ne farkımız kalır? Tabii ki çalışsın ama çalışırken de
ayrıcalık yapılmasın. Ayriyeten sürekli sen başkan hakkında provoke yapıyorsun,
sen başkan hakkında şöyle konuşuyorsun deyip de, bizi başkana şikayet eden
insanlarla karşı karşıyayız. Leyla Gencer’de yaşanan olaylar sebebiyle iş akdim
fesih edildi. Bende hakkımı yasal yollardan aramaya karar verdim.  

İlk
aşamada kim/kimleri hangi gerekçe şikayet edeceksin? 

Ben, işimden
atıldığım gerekçesiyle… Bana şu an verilen kağıtta işveren tarafından iş
akdiniz feshedilmiştir diye bir yazı aldım. Şu an zaten bu olay yargı
sürecinde. Gerek Bakırköy Belediye Başkanı hakkında, gerek korumaları hakkında,
bununla ilgili de suç duyurusunda bulunacağım. Bunu şuradan söylemek istiyorum;
biz gerçek Cumhuriyet Halk Partilileriz. Partili olmanın yanında halen
Bahçelievler Hacı Bektaşi Veli Kültür Tanıtma Derneği Yönetim kurulu üyesiyim.
Gerçek Cumhuriyet Halk Partililer olarak buraları da bu hırsızlara
bırakmayacağız. 

Hırsızlar
derken, kimi kastediyorsun?

Rant yapanlar,
CHP’nin kötülüğünü düşünenler…

İsim
var mı?

İsim yok şu
anlık. İsim söyleyemiyorum. 

Belediye
yetkilileri mi bunlar, belediyede seçilmişler mi?

Seçilmişler,
atanmışlar.

Hepsi
bu işin içinde mi diyorsun?

Bir çoğunun bu
işin içinde olduğunu söylüyorum. Bize para yok diyenler, belediye başkanını
eleştiriyorsun diyenler bugün 17 tane danışmanıyla belediye binasında geziyor.
Bize bugün para yok deyip, sen belediye başkanının kötülüğünü istiyorsun deyip
işten atan insanlar 301 tane kiralanmış makam araçlarıyla geziyor. Son olarak
söylemek istediğim, buradan belediye başkanımıza da şunu söylüyorum, bu yaşanan
olaylardan kendisinin haberi var, belki de yok; zaten bu yakında yargı
sürecinde bizzat ortaya çıkacaktır. Dediğim gibi Cumhuriyet Halk Partisi
düşmanı değiliz,

Bize Cumhuriyet
Halk Partisi düşmanı diyenler önce dönüp şunu yapmaları lazım, bugün 2 – 3 tane
başkan yardımcısı, isim vermeyeceğim, biz Cumhuriyet Halk Partili değiliz diyen
insanlar ve bunlar da ayrıca genel merkez tarafından atanan başkan
yardımcıları. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi düşmanı diyen insanlar benim
Facebook sayfamda ne kadar CHP’li olduğuma bakabilirler. Bu konuyu da yakında
suç duyurusunda bulunarak yargıya taşıyacağım. 

 

RÖPORTAJ : Yılmaz BACACI



]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/foto%283%29.jpeg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/foto%283%29.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/foto%283%29.jpeg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/foto%283%29.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/bakirkoy-belediyesinde-ikinci-dayak-skandali-7644</link>
                                <pubDate>Sat, 12 Nov 2016 04:16:19 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>BAKIRKÖY BELEDİYESİNDE İKİNCİ DAYAK SKANDALI</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[

Geçtiğimiz
aylarda Bakırköy Belediyesinde çaycıya dayak olayı gündeme gelmişti. Belediye
başkanı Bülent Kerimoğlu’nun çaycısını dövdüğü şeklinde birçok ulusal ve yerel
gazetede yer alan haber adliyelik olmuştu. Mahkemede Anıl Koçun dövülmesi
olayını Kerimoğlu’nun korumalarından Zeynel Öncü üstlenmişti. Korumaların işi
gücü belediye çalışanlarını dövmek olmalı ki geçtiğimiz günlerde de belediye
çalışanlarından Kültür Müdürlüğü’ne bağlı Günal Bilek isimli çalışan başkanın
koruması Akın Güler tarafından darp edildiğini söyledi. Dayak olayıyla ilgili
kendisiyle röportaj yaptığım Günal Bilek’in açıklamaları oldukça ilginç
olmasının yanında CHP ve CHP’lileri de bir o kadar düşündürücü. Görünen o ki
belediye başkanını koruyanların işi korumaktan çok dövmekle ilgili… Tüm
uğraşılarına rağmen ilgili kişilere iletişim kuramayan Günal Bilek, derdini
anlatmak için Bakırköy Belediye Meclisine geldi.

Günal Bilek, nedir bu Bakırköy
Belediyesi’yle derdin kimleri niye şikayet ediyorsun?

Bakırköy
Belediyesi çalışanıyım. CHP Parti Meclisi üyesi ve Milletvekili Ali Özgündüz’ün
referansıyla 15 Mart 2015’te işe girdim. Hizmet destek alım olarak Kültür
Müdürlüğü’ne bağlı personelim. Kültür Müdürlüğü’ne girdiğim günden beri, CHP
düşmanı ve Bülent Kerimoğlu’nu protesto ediyor gibi gösterilmem gerekçeleriyle
sürekli görev yerlerim değiştirildi hakkımda tutanaklar tutuldu. Oysa bu
iddialar doğru değil. Her şeyden önce provokatör değilim. Bülent Kerimoğlu’nun
provokatörü olmadığımı, ben burada ekmek peşinde koştuğumu, daha önce de eski
CHP Kurultay delegesi olduğumu, CHP’de çeşitli görevler aldığımı, haksız yere
hakkımda tutanaklar tutulup görev yerim değiştirilerek sürgüne gönderildiğimi
anlatmak için başta  Başkanımız Kemal
Kılıçdaroğlu, o zamanki örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcısı Seyit
Torun, CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat olmak üzere hepsiyle randevu alıp
görüşmek istedim ancak görüşemedi. Belediye başkanım ve bağlı olduğum
müdürlükten sorumlu başkan yardımcısı ile görüşmek istedim ancak olumlu sonuç
alamadım. Sekretaryanın bana söylediği “başkan ve başkan yardımcıları
personellerle görüşmüyor” şeklinde bir açıklamaydı. Tüm uğraşlarıma rağmen
gerçekleri anlatabileceğim bir yetkiliye ulaşamadığım yetmezmiş gibi birde Belediye
Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun koruması Akın Diyar tarafından darp edildim.

Darp
edildiğini söylüyorsun. Olay nasıl gerçekleşti, ilgili kişi hakkında şikayette
bulundun mu? 

24.10.2016
tarihinde Leyla Gencer’de Ankara Tren Garı ile ilgili bir etkinlik vardı. O
etkinlikte biz daha önce Ankara Tren Garı’na gitmek için Ulaşım Müdürlüğü’nden otobüs
aldık. Ben de İstanbul Milletvekilimiz Veli Ağbaba’yla telefonla arayarak görüştüm.
Sayın başkanım, ulaşım müdürlüğünden otobüsümüz onaylandı ama sizden de bölgemizin
milletvekili olarak yardım istiyoruz, bir telefon açar mısın diye bir talepte
bulundum. Bu sırada birileri tarafından şahsıma yönelik yukarıda, hiçbir
şekilde grev üyeleri olmazken, hiçbir olay olmazken, yukarı çıkıp şov yapma,
aşağı in gibi söylemlerde bulunuldu. Sağlık Müdürlüğü’nden çıkıp evrak
zimmetlemeye gittiğim zaman asansöre korumalar tarafından girilip darp edildim.
Darp edildiğime dair Bahçelievler Devlet Hastanesi ve Sadi Konuk Hastanesi’ne
gittiğim zaman acilden giriş yaptığım için bana rapor verilmedi. Daha sonra
bunu benden sorumlu Başkan Yardımcım Nurcan Alan’a anlatmaya çalıştım ve bu
konuyla ilgili bizden yeni sorumlu başkan yardımcı, Bahri başkanla konuşmaya
çalıştığım zaman hiçbir şekilde yardım alamadım ve onun üzerine savunma aldılar
benden. 

Hangi
korumalar tarafından asansörde darp edildin?

Akın Güler
tarafından. Asansörün içinde bu sıkıntılar yaşandıktan sonra güvenliklerin
dönüp de sen onun kim olduğunu biliyor musun, başkanın korumasıdır, hem
koruması, hem yeğeni olduğu da beni ayrıca şaşırttı. Daha sonra da çeşitli
insanlar tarafından aranarak sen bu olayı uzatma, üstünü kapat, sen bizim
adamımızsın diye söylemlerde bulunuldu. Kimseyi ayrıştırmak istemiyorum ancak
bana CHP düşmanı olduğumuzu söyleyenler Bakırköy Belediyesi’nde kaç tane AKP ve
MHP’lilerin çalıştığına bakabilirler.  

Tüm bu
gelişmeler sonrasın da neler oldu? Neden olaylar bu aşamaya geldi?

Biz çalışanlar
sürekli tehdit edilip, en ufak bir sözde işten atılırsınız, konuşmayın, şöyle
böyle diyerek sanki Cumhuriyet Halk Partisinin provokatörleriymişiz, CHP
düşmanıymışız gibi gördüler. Bizleri gerek 10 Kasım’da, gerek seçim
zamanlarında çalıştırıp sen bizim adamımızsın, partilimizsin deyip bizden çok
AKP’lilere, MHP’lilere sahip çıkan bir Bakırköy Belediyesi’yle karşı
karşıyayız. Ben sadece şuna üzülüyorum, biz burada Bakırköy Belediyesi
çalışanları olarak, belediyemizin her alanında mücadele etmiş insanlardık.
Gerek parti sorumluluğunun verdiği bilinciyle, gerek çalışma olarak, gerek vefa
duygusuyla bu zamana kadar çalıştık, mücadele ettik ama gördüğümüz o ki, her
seferinde bize partimizin adamısın diyenler, bizimle mücadele edenler, ne yazık
ki ulaşmak istediğimiz zaman bize sırt çeviren insanlar. Ve yine diyorum, AKP
ve MHP’lilerin yoğun olarak çalıştığı bir belediyedir. Biz tabii ki bu söyleme
de karşıyız, AKP’liler, MHP’liler çalışmasın demek de yanlış olur, yoksa bizim
AKP’li belediyelerden ne farkımız kalır? Tabii ki çalışsın ama çalışırken de
ayrıcalık yapılmasın. Ayriyeten sürekli sen başkan hakkında provoke yapıyorsun,
sen başkan hakkında şöyle konuşuyorsun deyip de, bizi başkana şikayet eden
insanlarla karşı karşıyayız. Leyla Gencer’de yaşanan olaylar sebebiyle iş akdim
fesih edildi. Bende hakkımı yasal yollardan aramaya karar verdim.  

İlk
aşamada kim/kimleri hangi gerekçe şikayet edeceksin? 

Ben, işimden
atıldığım gerekçesiyle… Bana şu an verilen kağıtta işveren tarafından iş
akdiniz feshedilmiştir diye bir yazı aldım. Şu an zaten bu olay yargı
sürecinde. Gerek Bakırköy Belediye Başkanı hakkında, gerek korumaları hakkında,
bununla ilgili de suç duyurusunda bulunacağım. Bunu şuradan söylemek istiyorum;
biz gerçek Cumhuriyet Halk Partilileriz. Partili olmanın yanında halen
Bahçelievler Hacı Bektaşi Veli Kültür Tanıtma Derneği Yönetim kurulu üyesiyim.
Gerçek Cumhuriyet Halk Partililer olarak buraları da bu hırsızlara
bırakmayacağız. 

Hırsızlar
derken, kimi kastediyorsun?

Rant yapanlar,
CHP’nin kötülüğünü düşünenler…

İsim
var mı?

İsim yok şu
anlık. İsim söyleyemiyorum. 

Belediye
yetkilileri mi bunlar, belediyede seçilmişler mi?

Seçilmişler,
atanmışlar.

Hepsi
bu işin içinde mi diyorsun?

Bir çoğunun bu
işin içinde olduğunu söylüyorum. Bize para yok diyenler, belediye başkanını
eleştiriyorsun diyenler bugün 17 tane danışmanıyla belediye binasında geziyor.
Bize bugün para yok deyip, sen belediye başkanının kötülüğünü istiyorsun deyip
işten atan insanlar 301 tane kiralanmış makam araçlarıyla geziyor. Son olarak
söylemek istediğim, buradan belediye başkanımıza da şunu söylüyorum, bu yaşanan
olaylardan kendisinin haberi var, belki de yok; zaten bu yakında yargı
sürecinde bizzat ortaya çıkacaktır. Dediğim gibi Cumhuriyet Halk Partisi
düşmanı değiliz,

Bize Cumhuriyet
Halk Partisi düşmanı diyenler önce dönüp şunu yapmaları lazım, bugün 2 – 3 tane
başkan yardımcısı, isim vermeyeceğim, biz Cumhuriyet Halk Partili değiliz diyen
insanlar ve bunlar da ayrıca genel merkez tarafından atanan başkan
yardımcıları. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi düşmanı diyen insanlar benim
Facebook sayfamda ne kadar CHP’li olduğuma bakabilirler. Bu konuyu da yakında
suç duyurusunda bulunarak yargıya taşıyacağım. 

 

RÖPORTAJ : Yılmaz BACACI



]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/foto%283%29.jpeg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/foto%283%29.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/foto%283%29.jpeg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/foto%283%29.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/bakirkoy-belediyesinde-ikinci-dayak-skandali-8844</link>
                                <pubDate>Sat, 12 Nov 2016 04:16:19 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Ateş Ünalerzen; Sizlere armağan edilen eserlere sahip çıkınız</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[

Geçmiş
dönemlerde 10 yıl süreyle Bakırköy Belediye Başkanlığı yapan Ateş Ünalerzen’le
kısa bir söyleşi yaptım. Söyleşide Ünalerzen, Bakırköy halkına kazandırdığı
eserlerle gurur duyduğunu ve Bakırköylülerin kendilerine armağan edilen
eserlerine sahip çıkmalarını istedi.  

Satın
Ateş Ünalerzen, zaman zaman Bakırköy Belediyesini borç içinde devrettiğiniz
söylemlerini duyuyoruz. Bunun doğruluk payı nedir? Bakırköy’e hizmet etmeden
yalnızca borç mu bıraktınız? 

Zaman zaman yapılan açıklamalarda benim belediyeyi
borç batağında devrettiğimi gündeme getiriyorlar. Doğrudur 130 Milyon (bunun
karşılığı 98 milyon dolardı) borçla aldığım belediyeyi devir teslim sırasında
da söylediğim gibi 230 Milyon (karşılığı 104 milyon dolar) borçla devrettim.
Şimdilerde söylenen belediye borcunun 600 Milyon civarında olduğu. Doğrudur ya
da değildir bilemem. Ancak şunu belirtmemde de yarar var. Bakırköy Belediyesi tarafından
Ulaştırma Bakanlığına 220 Milyon Liraya satılan arsayı ben bila bedel almıştım.
Yasaların boşluklarından yararlanarak bir lira ödemeden o arsayı belediyeye
kazandırmıştım. Bu para bile benim bıraktığım borçları kapatmak için
yeterlidir. Görev süremde borçların artması da doğaldır. Sayısız eserler,
yatırımlar yaptık. Bunların yapımı aşamasında kredilerde kullandık. Siz yeter
ki insan odaklı yatırımlar yapınız. Kaynak bir şekilde bulunur. Yaptığım
yatırımların hiç birinde yap-işlet-devret modelini uygulamadım. Tümünü kredi ve
öz kaynaklarımızla hayata geçirdik. Şimdilerde baktığımda Bakırköy Belediyesi
yönetiminde hizmet odaklı bir çalışma olduğu düşüncesinde değilim. Sayın
Kılıçdaroğlu, genel merkez nezdinde yetkili kıldığı arkadaşlara bir anket
yaptırsın. Geçmiş dönemlerde ve şimdiki belediye başkanının da isimlerinin ve
Bakırköy halkına kazandırdığı eserlerinin yer aldığı bir anket yaptırsın. Hangi
belediye başkanının hizmet odaklı çalıştığı, halkın teveccühü ve memnuniyeti kimden
yana olduğu en iyi bu şekilde anlaşılır. 

Sayın
Ünalerzen, 10 yıllık görev sürenizde Bakırköy halkına ne tür eserler
bıraktınız?

10 yıllık görev sürem içerisinde Bakırköy halkına
İstanbul’da örnek gösterilen eserler bıraktım. Diğer belediyelerde hizmet
ediyor eserler yapıyorlar. Benim yaptıklarımın hepsini bir arada yapan bir
belediye örneğini gösteremezsiniz. Biz belediye olarak sağlık hizmeti verirken
buna destek amaçlı hizmetin aksamaması adına BAKKART’ı da gündeme getirip hayata
geçirmiştik. Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezinin İstanbul’da neredeyse
rakibi yok gibi. %98 oranında yapımını tamamlayıp teslim ettiğimiz yaşlılar
huzur ve bakım evinin 3,5 yıldır atıl bırakılması insanın içini sızlatır.
Şimdiye kadar çoktan hizmete girmiş olmalıydı. Ataköy 5. Kısımda yaptığımız
nikah salonu amacı dışında kullanılıyor. Günümüz şartlarına uygun modern bir
meclis toplantı binası yaptık. Milyar dolarlık bir rant getirisi olan araziyi
Botanik Park yaparak İstanbulluların hizmetine sunduk. Son dönemlerde aldığım
duyumlara göre parklar betonlaşmaya başlamış. Ben ve yönetimim bu hizmetleri
Bakırköy halkına kazandırırken hiçbir gün çalışan mesai arkadaşlarımın
maaşlarını aksatmadım. Üstelik bunları yaparken belediyemizin gelirlerinin
büyük bir bölümü de elinden alınmıştı. Hipodrom ve havaalanı gelirlerimiz
içinde oldukça önemli bir yer teşkil ediyordu. Havaalanı ve hipodrom gelirler
10 yıllık sürede 600-700 Milyon civarında ciddi bir gelir demekti. Siz yeter ki
eser yapmak isteyin. Hizmet odaklı düşünüldüğü sürece aşılmayacak engel yoktur.

Bakırköy
halkına söylemek istediğiniz bir şey var mı? 

Bakırköylüler eğitim ve kültür düzeyi yüksek olan
insanlardır. Kendilerinin duyarlılık gösterip kendilerine armağan edilen
eserlere sahip çıkacaklarına inanıyorum.

 

SÖYLEŞİ
VE FOTOĞRAF: Yılmaz BACACI      



]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/aaaa.JPG</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/aaaa.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/aaaa.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/aaaa.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/ates-unalerzen-sizlere-armagan-edilen-eserlere-sahip-cikiniz-8863</link>
                                <pubDate>Fri, 22 Sep 2017 20:06:40 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Selçuk Biber; Bu Bir Provokasyondur</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[

CHP Bakırköy İlçe Başkanlığı’nın 02 Temmuz günü
yaptığı örgüt toplantısı Bakırköy gündemine oturdu. Üyelerin bir birine
girdiği, arbedenin yaşandığı, konuşmacının kürsüden indirilmek istendiği
söylemlerini duydum. Örgüt toplantıları basına kapalı olduğu için söylentiler
üzerinden haber yapmak yerine konunun muhatabı olan İlçe Başkanı Selçuk
Biber’le bir röportaj yaptım. Kürsüden konuşan üyelerin küfür ve hakaret
etmediği sürece düşüncelerini ifade etmekte özgür olduğunu söyleyen Biber,
yaşanan münferit olayların tamamen organize edilmiş bir provokasyon olduğunu
vurguladı. 

Sayın
Selçuk Biber, gündeme damga vuran örgüt toplantısı rutin bir toplantımı, yoksa
tek maddelik özel bir toplantı mıydı?

Göreve geldiğim günden bu yana her ay örgüt
toplantıları düzenliyorduk. Ancak seçim süresince bunu yapamamıştık. 02 Temmuz
günü yaptığımız örgüt toplantısı il başkanlığımızın almış olduğu karar
doğrultusunda 24 Haziran seçim sonuçları değerlendirmesi başlıkla tek madde
halinde yapılmıştır. Bu ilçe yönetimi olarak alınan bir gündem maddeli karar
değildir. Yalnızca örgüt toplantısı değil bunun paralelinde bir de danışma
toplantısı yapacağız. Her iki toplantı gelişme ve sonuçlarını da il
başkanlığımıza raporlar halinde sunacağız. Örgüt toplantılarında söz almak
isteyen herkes konuşma hakkına sahiptir. Kimsenin konuşmasına engel koymayız.
Demokratik olması nedeniyle konuşma talebinde bulunanların isimlerini alıp
konuşma sırasını kura ile belirleyip belli bir konuşma süresi veriyoruz.
Konuşma taleplerinin alınmasından sonra geç gelen katılıp konuşmak isteyen
arkadaşlarımızın da taleplerini alıp konuşma listesinin sonuna ekliyoruz.
Toplantıda da 21 kişi talepte bulunmuştu. Sonradan gelen 3 kişi daha konuşma
talebinde bulundu biz bunların tümüne konuşma hakkı verdik. İçlerinden bazıları
kendi istekleriyle konuşmaktan vaz geçtiler. Açılış konuşmamda da yaptığım gibi
kimsenin konuşmasına müdahale etmem dedim ancak bir arkadaşımızın konuşmasına
cevap vermek durumunda kaldım. 

Nedir
bu konuşma neden cevap verme ihtiyacı duydunuz?

Florya bölgesinde buluna  Kazım bey’in konuşmasına açıklık getirmek
için cevap verdim. Kazım bey konuşmasında ilçenin tarafsız olmadığını, delege
seçimlerinde sarı listeden yana taraf olup görev talep edenlere görev
verilmediğini gündeme getirmişti. Bende kendisine siz hemen her toplantıda aynı
tarz konuşmalar yapıyorsunuz. Ancak söyledikleriniz doğru değil bunu size
sanırım en iyi sizinde ikamet ettiğiniz mahalle temsilciniz Hüseyin beyin
açıklaması verecektir dedim. Toplantıda bulunan mahalle temsilcisi Hüseyin
bey’e seslenerek siz kongre süresinde hangi listeyle birlikte hareket
ediyorsunuz açıklar mısınız dedim. Hüseyin bey Celal Sevinç’i desteklediğini
beyan etti. Bende Kazım beye bakın bana tarafsız olmadığımı söylüyorsunuz ancak
sizin söylediğiniz gibi değil. Kongrede bizimle birlikte hareket etmeyen
arkadaşlarımıza da görev veriyoruz dedim. Bu güne kadar ilçemizden görev talep
edip de görev almayan kimse olmamıştır. Sizin yaptığınız ayıptır bundan sonraki
örgüt toplantılarında bu tür konuşma yapmamalısınız dedim. 

Sakıncası
yoksa toplantı süresinde konuşmacılar hangi konu üzerinde görüş ve
düşüncelerini beyan ettiler?

Ağırlıklı olarak kurultay konuşuldu. Bazı
arkadaşlarımız değişimden yana bazı arkadaşlarımız da mevcut yönetimle devam
edilmeli şeklinde görüşlerini dile getirdiler. Ziya Çıkıt, yaptığı konuşmasın
da partimizin hemen her seçimde yenildiğini ve partimizin sırtının yerden
kalkmadığını söylemişti. Ancak bazı kişiler bunu Genel Başkanımız Sayın Kemal
Kılıçdaroğlu’nun sırtı yerden kalkmıyormuş şeklinde konuşma olduğunu öne
sürerek şikayet dilekçesi yazmışlar. Konuşmalar süresince bazen araya girerek
buranın bir kurultay olmadığını, kurultaya yönelik eleştirilerin yeri
olmadığını söyledim. Konuşmacıların hiç biri yaptıkları konuşmalarda Genel
Başkanımızı kırıcı rencide edici bir açıklamada bulunmamıştır. Böyle bir durum
olsaydı ben buna izin vermez konuşmacıyı kürsüden indirirdim. 

Sayın
Biber, gayet olumlu giden bir toplantıda neden arbede çıktığı söyleniyor. Böyle
bir şey yaşanmadı mı ya da yaşandıysa neden yaşandı?

Toplantıya gecikmeli katılan ancak geldiğinde de
konuşmak için talepte bulununca konuşma sırasının sonuna eklediğimiz kurultay
delegesi arkadaşımız Deniz Karslıoğlu, sırası geldiğinde kürsüye çıkıp
konuşmasına esprili bir şekilde sitem ederek, gençlerin hep geri planda
bırakıldığını söylerken belediye başkanı Bülent Kerimoğlu, kürsüde ki kızımıza
müdahale ederek, her toplantıya geç katılıyorsun. Konuşamazsın in aşağıya
şeklinde tepki gösterince duruma müdahale etmek durumunda kaldım. Belediye
başkanına burada önemli konular konuşuluyor. Kızımızın konuşma süresini
doldurmasına engel olamayız. Sizin işlerinizin yoğunluğundan vaktiniz
olmayabilir, gitmek isteyebilirsiniz de. Sizi kimse neden gitti diye eleştirmez
dedim. Kerimoğlu’nun bana söylediği konuşmaları 21 kişiyle sınırlamıştınız
oldu. Bende kendisine kızımızın konuşma sırasın da olduğunu söyledim. Hatta
daha önceki örgüt toplantılarımızda ilave konuşmalarımız olmuştu. İlçe başkanı
seçildikten sonra hemen her toplantıda gençlik kolları ve kadın kollarını
yanıma alarak konuşmalar yapıyorum gençlere ne kadar çok önem verdiğimi çok iyi
bilen Deniz Karslıoğlu, kızımıza da konuşması sonrasında esprili bir şekilde
konuşmanı kınıyorum dedim. 

Sayın
Biber, belediye başkanının örgüt toplantısında konuşmacılara müdahale etmek
gibi bir yetkisi mi var? 

Böyle bir şey söz konusu olamaz. Hakaret ve küfür
olmadığı sürece herkes görüşlerini açıkça ifade eder. İlçe başkanı olduğum için
toplantının tüm yetki ve sorumluluğu bana aittir. Üyelerimizin talepleri
doğrultusunda belirli bir konuşma süresi kararı alıyoruz. Bu süre içinde
insanlar hür iradeleriyle düşüncelerini dile getirmekte serbestler kimsenin
müdahale etme yetkisi yoktur. Belediye başkanının kızımıza karşı davranışını
bazı arkadaşlarımızda destekler şekilde hareket ettiler. Bu kızımız beyaz
listeden seçilmişti. Gençlik kotasından da kurultay delegesi oldu. Bülent
Kerimoğlu’nun Deniz kızımıza karşı verdiği tepkisine destek olan arkadaşlar
delege seçimlerinde Kartaltepe Mahallesinde de münferit olayların yaşanmasına
neden olan arkadaşlardır. Örgüt toplantısında da böyle bir olayın yaşanmasına
neden olmaları bana bunun bir provoke nedeniyle yapıldığı olgusunu oluşturdu.

Sayın
başkan bu yaşanan olaylardan sizi yıpratmak, başarısız kılmak mı çıkıyor? 

Bilemiyorum ancak verdikleri şikayet dilekçesinde
toplantı süresinde benim kafa işaretlerimi, davranışlarımı nasıl okumuşlarsa
benim Genel Başkanı ve Belediye Başkanını eleştirmelerine destek verdiğim,
sessiz kaldığım kanısına varmışlar. Oysa tüm toplantı süresinde kimsenin
hakaret etmesine kırıcı olmasına müsamaha göstermedim. Bu yapılanlar tamamen
organize bir iştir. Kamera kayıtları izlendiğinde bunun böyle olduğu net bir
şekilde görülecektir. 

 

RÖPORTAJ : Yılmaz BACACI 

]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sel%C3%A7uk%20biber%20maka%20foto%20%281%29%282%29.JPG</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sel%C3%A7uk%20biber%20maka%20foto%20%281%29%282%29.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sel%C3%A7uk%20biber%20maka%20foto%20%281%29%282%29.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/sel%C3%A7uk%20biber%20maka%20foto%20%281%29%282%29.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/selcuk-biber-bu-bir-provokasyondur-8910</link>
                                <pubDate>Fri, 06 Jul 2018 02:31:26 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Ahmet Altun; Bakırköy’ü Birlikte Yöneteceğiz</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[

24 Haziran seçimleri sonrasında basın mensuplarıyla
kahvaltıda bir araya gelen MHP Bakırköy İlçe Başkanı Ahmet Altun’la bir
röportaj gerçekleştirdim. Belediyenin başarısız çalışmalarının yanı sıra
stk’ları da konuştuğumuz Altun, yerel seçimlerde Bakırköy’de oldukça iddialı
olduklarının altını çizdi.  

Sayın
Ahmet Altun, geçtiğimiz günlerde basınla bir toplantı yaptınız.
Konuşmalarınızda da Bakırköy Belediye Başkanlığı seçimlerinde oldukça iddialı
olduğunuzu söylemiştiniz. Bunu neye dayanarak söylediniz? 

Üç dönemdir Bakırköy’de başarısız olan bir CHP’li
belediye yönetimi görüyoruz. Bende Bakırköylüyüm uzun yıllardır da burada
yaşıyorum. Temsil ettiğim partinin ilçe başkanıyım. İkinci dönem göreve
seçildim. Hem partili olmam hem de Bakırköylü bir yurttaş olarak vatandaşlarla
her an iç içeyim. Kendilerini dinlediğimde onlar da belediyeden olan
rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Hemen her kesimde bir rahatsızlık olduğunu
görüyorum. Belediyeden ilçeleri adına beklentileri olduğunu görüyorum. Sizlerle
birlikte yaptığımız kahvaltı bir anlamda sizlerin düşünce ve fikirlerini almak
için yapılan dostça bir istişare toplantısıydı. Sizler Bakırköy’ü çok iyi
tanıyan kesimsiniz. O nedenle sizlerin görüşünüz bizim için önem taşıyor. Bu
toplantıları zamana yayarak öncelikle muhtarlarımız olmak üzere farklı
kesimlerle STK’larla kanaat önderleriyle de yapacağız. Bu yelpazeyi biraz daha
yayarak sokak sakinlerine kadar inerek düşüncelerini alacağız. Bizim yönetim
anlayışımız da her kesimden insan işin içinde görev almalı şeklinde olacaktır.
Bakırköy’ün sıkıntılarını ve Bakırköylülerin beklentilerin iyi biliyorum o
nedenle de başarılı olacağımızı düşünüyor ve inanıyorum. Sizin de bildiğiniz
gibi 24 Haziran seçimleri sonrası insanlar tatile giderken biz seçim startını
verdik ve çalışmalarımıza başladık. 

Aday
belirleme kriterleriniz var mı? Camianızdan bir adayla mı seçimlere
gideceksiniz, yoksa farklı partiler de görev almış adaylarla mı seçime gitmeyi
düşünüyorsunuz?

 

Öncelikli tercihimiz adayımızın Bakırköylü olması ve
öyle de olacaktır. Burada yaşayan insanların duygularını yaşam tarzlarını iyi
bilmesi gerekir. Bakırköy dışından gelecek olan adayları ilçe teşkilatı olarak
onaylamayız. Dışardan gelen insanlar burayı çok fazla tanımaz ve kısa sürede de
anlayamaz. Bakırköy eğitim kültür seviyesi yüksek bir ilçe. O nedenle adayımız
mutlaka Bakırköylü olmalıdır. Şimdiden dört arkadaşımız bizimle görüştü,
belediye başkan adayı olmak istediklerin söylediler. Diğer partilerde görev
yapmış olan arkadaşlarımız var. Belediye Başkanlığı ve meclis üyelikleri için talepte
bulunanlar var. Şimdiden bizimle irtibata geçmeye başladılar. Bu bizim adımıza
olumlu bir gelişmedir. Aday adaylarımız belirlendiğinde ilk yapacağımız iş
adaylarımızı Bakırköy halkına tanıtmak ve nasıl bir belediye başkanı
istediklerini sormak olacaktır. Adayımız mutlaka Bakırköylüler tarafından kabul
görmelidir. 

Bununla
ilgili bir çalışmanız var mı?

Şimdilik ilçe teşkilatımızla birlikte çalışmaları
ben bire bir yürütüyorum. Aday olacak kişi öncelikle halkın güvenini kazanmalı.
Parti tüzüğüne ideolojisine uymalı. MHP ilkelerini seçim beyannamesini
benimseyen diğere partilerden gelen arkadaşlarımız da olacaktır. Bunlara aykırı
düşünen arkadaşlar MHP’den aday olamazlar.  

Aday
belirleme sürecinde yetki sizde mi, yoksa genel merkez tarafından mı belirlenecek?

 

Geçtiğimiz günlerde Genel merkez de Genel Başkanımız
Devlet Bahçeli ile yaptığımız görüşmede şimdiden çalışmalarınıza başlayınız
diyerek aday belirleme yetkisini ilçelere vermiştir. Bizler çalışmalarımızı
tamamlayıp öncelikle il başkanlığımız sonrasında da genel merkezin onayını
alacağız. Nihayetinde son kararı verecek olan genel merkezdir. 

 

Sayın
Ahmet Altun, 24 Haziran seçimlerinde ki Cumhur İttifakı yerel seçimlerde de
olabilir mi. Bakırköy’de Ak Parti ile birlikte ortak bir aday çıkarabilir
misiniz? 

Bunu söylemek için çok erken. Bu kararı genel
merkezimiz alır. Böyle bir karar alınırsa da bizler buna uymak durumundayız ve
uygularız. Ancak biz ittifak yokmuş gibi çalışmalarımıza başladık. Olası
ittifak söz konusu olursa çalışmalarımızı da o yönde yaparız. 

 

Sayın
Altun, basına verdiğiniz kahvaltıda STK’lardan serzenişti bulundunuz.
İsimlerine yakışmayan çalışmalar yaptıklarını söylediniz. Bu konuyu biraz açar
mısınız? 

 

Bizim düşüncemiz bir dernek, vakıf veya spor kulübü
isminin önünde Bakırköy varsa bunların önceliklerinin de Bakırköy olması gerekir.
Örneklemek gerekirse bir dernek Bakırköy X derneği adını almış. Ancak
Bakırköy’le ilgili bir çalışması yok. Bu tarz olan derneklerle gerekli
görüşmeleri yapacağız. Projelerimizi önerilerimizi kendilerine sunacağız. Bizim
de desteğimizle uygulamaya koymalarını isteyeceğiz. Teklifimiz kabul görmezse
biz alternatif dernekler kurarak sorunları çözümlemeye gideceğiz. Buna bir
örnek vermek gerekirse Bakırköylü Sanatçılar Derneği çok köklü bir kuruluş.
Hizmet alanları çok geniş. Dolayısıyla Bakırköy’de birçok değer üretebilir.
Ülkemize yeni değerler katabilir. Ancak bunun böyle olmadığını görüyoruz.
Burada eğitim verebilecek çok değerli arkadaşlarımız olmasına rağmen bunlardan
yararlınılmadığını görüyoruz. Bu tür derneklerin ticari düşüncede olmamaları
gerekir. Bakırköylü olan kendi değerlerini bünyesinde görevlendirerek yeni
geçlerin ülkeye kazandırılması sağlanmalı. Bakırköy’ün marka değeri
artırılmalıdır. Bunu sağlayabilmek için de ilçemizde müzik, film, folklor gibi
farklı alanlarda festivaller yapılmalı. Tüm bunları yapmak için de Bakırköy
oldukça uygun bir ilçe. Bu gibi etkinlikler yerelden dünyaya açılmanın da bir
yolu olduğu gibi ekonomik anlamda ilçeye önemli ölçüde katma değer de
sağlayacaktır.

 

Sayın
Altun, konuşmanızın bir bölümünde son 15 yıldır Bakırköy’ü CHP’li adayların
yönettiğini ve yetersiz olduklarını söylediniz. Belediyeyle ilişkilerinizi
nasıl yürütüyorsunuz? Belediyenin çalışmalarında rahatsız olduğunuz taraflar
var mı varsa nelerdir? 

 

MHP ilçe teşkilatı olarak Bakırköy Belediyesinin
yapmak istediği her olumsuz işlerde tepkimizi koyduk, eleştirdik, çözüm
yollarını söyledik. Olumlu gördüğümüz çalışmalarda da kendilerine destek
verdik. Özellikle kamu arazilerinin (İstasyon caddesi ve Ebuziya caddesinde) ki
işgalleri konusunda belediyenin yanında yer aldık. Ancak görünen o ki son
dönemlerde elle tutulur gözle görülür yapılan bir çalışma yok. Sizlerde olayları
yakından takip ediyorsunuz Bakırköy’de değişen bir şey yok. Bakırköy’den
ayrılan çevre ilçeler Bakırköy’ü geçti. Bakırköy’de değişim gelişim olmadığı
için de her geçen gün cazibesini kaybediyor. Bu başarısızlığı yalnızca ben
söylemiyorum. Bakırköylü vatandaşlar da CHP’li arkadaşlarımız da hatta meclis
üyesi arkadaşlarımız da başarısızlıklarını kabul ediyorlar. Başarısızlık
yönetim eksikliğinden çok bir zihniyet meselesidir, çalışsak da, çalışmasak da
Bakırköy’de biz kazanırız düşüncesi var. Ancak Bakırköylüler de bunun böyle
olduğunun farkındalar ve gerekeni de yapacaklardır. Bakırköy’ün kaybolan bu
imajını kazanmak için iddialı bir şekilde seçim çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
İnanıyorum ki Bakırköy halkının desteği ile Bakırköy’de ki değişimi başaracağız.
 

 

RÖPORTAJ  :
Yılmaz BACACI  

 

 

 

        

]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/FOTO%286%29.JPG</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/FOTO%286%29.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/FOTO%286%29.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/FOTO%286%29.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/ahmet-altun-bakirkoyu-birlikte-yonetecegiz-8912</link>
                                <pubDate>Sun, 15 Jul 2018 20:45:54 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Tülin Mazlumo&#287;lu Kestane; Bizim hizmet anlay&#305;&#351;&#305;m&#305;zda ayr&#305;mc&#305;l&#305;k yoktur.</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Ak Parti Bakırköy İlçe Başkanı Tülin Mazlumoğlu
Kestane ile bir röportaj gerçekleştirdim. İlçe bakanlığı görevine geldiği
günden bu yana Bakırköylülerin haklarını savunmak ve onlara daha yaşanılır bir
Bakırköy kazandırma düşüncesinde olduklarını belirten Mazlumoğlu Kestane,
vatandaşa hizmet aşamasında din, dil, bölge, ırk ve mezhep ayrımcılığı olmadığının
altını çizdi. Bakırköy’de kentsel dönüşüm sorununu Ak Partili bir belediye
başkanının çözeceğini ifade eden Mazlumoğlu Kestane, yerel seçimlere oy
kullanacak olan vatandaşları duyarlı olmaya davet etti.  

 

Sayın
başkan göreve başladığınız günden bu yana Bakırköy’de neler yaptınız?

Bir Nisan’da yaptığımız kongre sonrasında ben ve
yönetim kurulumuz göreve başladık. Hemen ardından gençlik kolları ve kadın
kolları kongrelerimzi gerçekleştirdik. Sonrasında 24 Haziran seçimlerini
yaşadık. Seçim sürecinde hemen her gün üç milletvekilimiz, il yöneticilerimiz,
ilçe kadın kolları, gençlik kolları ve yönetim kadrolarımızla canla başla
çalıştık. Bu çalışmalarımızı sahurlara kadar da sürdürdük. Bakırköy’de kapısın
çalmadığımız, dokunmadığımız, selam verip almadığımız kimse kalmadı desem
yeridir. Siyasete başlama noktam Bakırköy’dür iki dönem İstanbul il yönetiminde
bulundum. Arge, il başkan yardımcılığı görevlerinde bulundum. 3. Bölgeden Millet
Vekili adayı oldum. Ancak ilçe başkanı olmak çok daha farklı. Bambaşka
mesuliyetleri olan, siyasetin en önemli dinamiklerinden biri. Göreve
başladıktan hemen sonra Bakırköy’de bulunan kamu kuruluşları, STK’lar ve
vatandaşlarla hemen her mecrada buluşmaya gayret gösterdik, bu tür
ziyaretlerimiz hala devam etmektedir. Bu ziyaretlerimiz merhaba ben geldimle
sınırlı değil. Sizin için ne yapabiliriz ne tür sorunlarınız var şeklinde
halkın sorunlarını dinleyip çözümler üretiyoruz. Bu anlamda olumlu sonuçlar
aldığımız birçok sorunlar oldu. Sağlık anlamında, eğitim anlamında ilçenin
genel sorunları hakkında vatandaşların bizlere ilettiği sorunlarını çözümlemek
için ben ve ekibim büyük bir özveriyle çalıştık. Birçok sorunu da olumlu
şekilde sonuçlandırdık. 

Yerel
seçimlerde ki hedefiniz nedir, nasıl hazırlanacaksınız?

Siyasetin hasılatı seçim kazanmaktır. Bizde
kendimize bu hedefi koyduk. Yerel seçim takvimi ve yol haritası Genel
Başkanımız tarafından açıklandığı andan itibaren önemli projelerle halkın
huzuruna çıkacağız. Henüz seçim takvimi açıklanmadığı için yerel gündemi hedef
koyuyoruz, ancak belli projeler deklere edemiyoruz. Hedefimiz Bakırköylüleri Ak
Belediyecilikle tanıştırmaktır. Bakırköy’ün hali gerçekten içler acısı.
Bakırköy ilçesinden ayrılmış Ak Parti Belediyeciliği ile tanışmış olan ilçelere
baktığımız da Bakırköy halkının bu tür hizmetlere büyük bir özlemle baktığını
görüyoruz. Bunu vatandaşların bizlerle yaptıkları istişarelerde dile
getirdiklerini görüyoruz. O nedenle ilçe başkanı olmamın yanında eski bir
Bakırköylü olarak Bakırköy halkının Ak Belediyecilikle tanışma vakti çoktan
gelmiştir diyorum ve çalışmalarımızı da bu yönde yapacağız.

Bu
açıklamanız da Bakırköy Belediyesinin başarısız olduğunu mu ima ediyor sunuz ?

Bunu imadan öte sevgili Bakırköylülerin takdirine
sunuyorum. Belediyenin borcuna baktığımız da 500 milyonun üzerinde Bülent
Kerimoğlu’nun zaman zaman yaptığı açıklamalarda belediyeyi 220 milyon borçla
devraldığını beyan ettiğini, ancak aradan geçen dört yıllık süre zarfında da
hiçbir yatırım yapmadan, her yıl borçlanarak Bakırköy belediyesinin altından
kalkamayacağı bir borç batağına sürüklendiğini görüyoruz. Bu borçlar Bakırköy
halkının hak etmediği bir borç miktarıdır. 

Büyük
Şehir Belediyesinin Bakırköy’e hiç yardım etmediği, hatta cezalandırdığı gibi
söylemler var. Bunun doğruluk payı nedir? Böyle bir şey söz konusu mu?

Bu çok haksız bir itham. Böyle bir şey söz konusu
değildir. 2017 yılı faaliyet raporlarında yer alan verilere bakıldığında
Bakırköy Belediyesi her gün Bakırköy’e 14 kamyon asfalt döktüğünü beyan etmiş.
Yaptığımız araştırmada bunun asılsız olduğunu gördük. Hatta çok yakın bir
zamanda bir okulun aile birliği başkanı ilçemize gelip okul bahçesine asfalt
dökülmesini istedi. Kendilerine bu işi Bakırköy belediyesinin yaptığını
söylediğimizde belediyeden istediklerini ancak alamadıklarını söylediler.
Bakırköy belediyesinin halen İBB’ye 24 milyon lira borcu olmasına rağmen
gerekli destek ve yardımlarını alıyor. Bu kadar borç varken kalkıp İBB bana
destek vermiyor demek akla mantığa aykırı bir davranıştır. Reel rakamlar
ortada, yapılan destekler ortada. İBB sorumluluğunda olan bölgelerle ilgili
bize gelen hemen her tür sorunu ilgili birimlere iletip çözümlenmesini
sağlıyoruz. Bunun yanında İBB’nin her yıl belediyelere verdiği parasal destek
kesintisiz şekilde diğer belediyelere verildiği gibi Bakırköy belediyesine de
verilmeye devam ediyor. Bakırköy belediyesinin borcu olmasına rağmen her hangi
bir kesinti de söz konusu değildir. Şimdiden açıklamak pek doğru olmaz ancak
bilinmesinde yarar var önümüzdeki yıllarda hükümet destekli büyük bir proje
Bakırköy halkına sunulacaktır. Havaalanının taşınmasının ardından bu projenin
çalışmaları da başlayacaktır. İnanıyorum ki bu proje Bakırköy’e ve
Bakırköylülere verilecek en büyük hizmet olacaktır. Bunun yanında iptal olan
baruthane projesinin bulunduğu alanda önemli bir park bahçe ve yeşil alan
çalışması hayata geçirilecektir. 

Sayın
başkan son dönemlerde İBB sorumluluğunda olan Yeşilköy ve Yeşilyurt sahili ve
çevresinde bir takım olumsuzluklar yaşanıyor. Vatandaşlar bu durumdan oldukça rahatsız.
Bununla ilgili bir yaptırımınız olacak mı?

Bu konunun şikayetleri vatandaşlarımız tarafından
ilçemize de iletildi. Yerel yönetimlerle ilgili yaptığımız ilk toplantımızda
konuyu gündeme aldık. Yönetim kurulumuzda görüştük. Toplantı sonrasında İBB’de
ilgili birimlerle irtibat sağlayarak konunun önem ve aciliyetini söyleyerek
çözümlenmesini istedik. Kısa sürede ilgili bölgede gerekli önlemler alındı.
Denetimler artırıldı. Hoş olmayan görüntülerden tabi ki bizlerde rahatsızlık
duyuyoruz. Vatandaşlarımız müsteri olsunlar, konuyla ilgili çalışmalarımız
bununla sınırlı kalmayacak. İlgili birimlerle önümüzde ki günlerde yeniden bir
toplantı yaparak o bölgenin daha yaşanılır, Bakırköylülere daha yakışır hale
gelmesi için gerekenler yapılacaktır. O bölgede yaşayan insanlarda
Bakırköylüdür dini, dili, ırkı ne olursa olsun bizim vatandaşlarımızdır,
dostlarımızdır. Hizmet aşamasında bir ayrımcılık asla söz konusu olamaz. 

Sayın
başkan henüz inşaat halinde olan bir nikah salonunun belli hizmet alanlarının
29 yıllığına kiralanması olayına nasıl bakıyorsunuz?

Bu durumu öncelikle bir Bakırköylü ve Parti ilçe
başkanı olarak kabul edilemez buluyorum. Belediyelerde icraat sürenizi
düşündüğünüzde 29 yıllık kiralama akıl dışı bir yaklaşımdır. Sadece orası değil
Bakırköy’de bu tarz kiralanan birçok yer var. Bunların tümüne itiraz ediyoruz.
Akıldışı yaklaşımlarla Bakırköylülerin geleceğine ipotek konulmasına itiraz
ediyoruz. Meclis üyelerimiz konulara gerekli itirazlarını meclis oturumlarında
yapıyorlar. İlçe olarak bizlerde konuları adli mercilere taşıyoruz.
Bakırköylülerin haklarını yasal anlamda korumak bizlerin görevidir, bizlerde
bunu yapıyoruz. Bakırköylüler şunu iyi bilmeli ki adli mercilere taşıdığımız
her konunun takipçisiyiz. Bakırköylülerin haklarını kimsenin yemesine müsaade
etmeyiz. 

Geçmiş
dönem bakanlarından sayın Mehmet Özhaseki kentsel dönüşüm görüşmeleri
sonrasında Bülent Kerimoğlu’na tam dayaklık gibi bir laf etmişti. Bu konuyu
nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Dayaklık açıklaması sayın bakanımızın kendi
tasarrufudur. Bizim bakış açımız Bülent Kerimoğlu’nun Bakırköylülere hizmet
etmek gibi bir niyetinin olmadığıdır. Kentsel dönüşümle ilgili iyi niyetli
olduğunu düşünmüyorum. İyi niyetli olsaydı bakanla yaptığı görüşme sonrasında
önemli adımlar atmış olmalıydı. Ne yazık ki bu konuda arpa boyu yol almadılar.
Hayali proje ve söylemlerle Bakırköylüleri kandırmanın ötesine gitmediler.  

Bu
durumda Bakırköy’de kentsel dönüşüm hayal mi olacak. Yoksa sizin bu konuyu
çözmeye siyasi gücünüz yetecek mi? 

Kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili Ak Partili
örnek gösterilecek belediyelerimiz var. Bakırköy halkı Ak Partili bir
belediyeyle tanıştığı gün kentsel dönüşüm sorununu ortadan kaldırılacaktır. Bu
işleri yapabilecek bilgi birikim ve beceriler Ak Parti kadrolarında mevcuttur.
Yerel çalışmalarımızda boş projelerle uğraşmak gibi bir düşüncemiz olmaz. Reel
ve sonuç odaklı projelerle halkın karşısına çıkacağız. Bakırköy’ün sorunlarını
bildiğimiz gibi çözüm noktalarının da neler olduğunu biliyoruz. İktidar
olduğumuz da bunların tümü hayata geçirilecektir. Bundan kimsenin şüphesi
olmasın. 

Yerel
seçimlerde bir ittifak söz konusu mu?

Şimdiye dek bize bu konuda Genel Merkezden ve İl
Başkanlığımızdan iletilen bir bilgi yok. Bu konu partimizin üst kurullarının
alacağı bir karardır. Bize gelen talimatlar yönünde çalışmalarımızı yaparız.

Sayın başkan Bakırköy halkına neler söylemek
istersiniz? 

Ak Partinin yerel yönetimlerde ki başarılarını
Bakırköy’e taşımamız için kendilerinin desteklerini bekliyorum. Yerel
seçimlerde partizanca fanatik bir şekilde oy kullanmak yerine kendilerine
hizmet odaklı bir belediye başkanı seçmek için sağduyulu bir şekilde oy
kullanmalarını istiyorum. Bu vesileyle tüm Bakırköylülerin önümüzde ki günlerde
idrak edeceğimiz Kurban Bayramının tebrik ediyorum. 

 

RÖPORTAJ : 
Yılmaz BACACI

 ]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/t%C3%BClin%20%281%29%283%29.JPG</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/t%C3%BClin%20%281%29%283%29.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/t%C3%BClin%20%281%29%283%29.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/t%C3%BClin%20%281%29%283%29.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/tulin-mazlumolu-kestane-bizim-hizmet-anlaymzda-ayrmclk-yoktur-8915</link>
                                <pubDate>Sat, 11 Aug 2018 21:25:48 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Ahmet Çetinsaya;  Yeşile Karşı Değilim Mağduriyetimin Giderilmesini İstiyorum!</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[

07
Temmuz 2019 tarihinde “Bülent Kerimoğlu Yeşili Sever” başlıkla yayınladığım
yazı sonrası konunun muhatabı olan Ahmet Çetinsaya, telefonla arayarak ciddi
anlamda mağduriyet yaşadığını ve konunun kamuya yanlış aktarıldığını söyleyip,
belgelerle açıklama yapmak istediğini belirtti. Ofisinde buluştuğumuz
Çetinsaya’yla olayın iç yüzünü ve yaşananları belgeleriyle anlattığı bir
söyleşi gerçekleştirdim.  

 

Sayın
Ahmet Çetinsaya, sağlık merkezi alanınızın yeşil alana dönüştürülmesiyle ilgili
mağduriyet yaşadığınızı söylüyorsunuz, yeşil alana karşı mısınız, ya da sizi
mağdur eden durum nedir?

Yılmaz bey ben belediye başkanlığım döneminde de
yaşamım süresince de hiçbir zaman yeşile karşı olmadım, olmamda. Ben size söz
konusu yerin tarihçesini belgeleriyle aktarayım nasıl bir mağduriyet yaşadığımı
göreceksiniz. 1199 ada 2 parsel taşınmaz Ataköy 6.7.8 kısım olarak görülüyor.
Buranın mevcut planları Atrium dahil olmak kaydıyla 20 Mart 1989 yılında
yapılmış planlar. 1/1000’lik planlara göre yapılmış uygulama planlarıdır. Burası
yaklaşık 695 bin 778 metre kare bir arazidir. Bu planlar dahilinde sağlık
arazisi bulunmadığı gerekçesiyle mevcut arsa 3 bin 200 metre kare planlara
sağlık merkezi alanı olarak planlara işlenmiş. Ayrım çapı şekline adlandırılan
konut alanı, iş alanı gibi burası da sağlık merkezi arsası olarak ayrılmış. O
dönemde planları Emlak Bankası yapmış. Söz konusu arsayı da sağlık merkezi
olarak planlara işlemişler. Sizde bilirsiniz ki tapuda nitelik bölümlerinde
açıklamalar yazılır. Bu genelde ev, arsa, şeklinde belirtilir. Emlak bankası
yetkilileri ileride bu arsanın sağlık merkezinden çıkarılabileceği endişesini
yaşamış olmalılar ki tapuya da sağlık merkezi açıklamasını kayıt etmişler.
Böyle bir açıklama hiç bir tapu senedinde bulunmaz. Kısacası niteliği sağlık
merkezi arsası olarak tescillenmiş. Aradan geçen yıllarda bu arsa munzam vakfına
satılmış. O dönemlerde de bazı özel hastanelerle görüşmeler yapılıp vakfa gelir
sağlamak amaçlı hastane yapılması da gündeme gelmiş. 

 

Durum
böyleyken neden sağlık merkezi alanı yeşil alana dönüştürüldü?

2003 yılında Ataköy de
ilk 1/5000’lik planlara yapılmış. Planlar yapılırken söz konusu arsa da yeşil
alana alınmış. Vakıf yetkilileri bu durumu fark edince Sağlık Bakanlığı’na
konuyla alakalı görüş almak için bir yazı yazmış. Sağlık bakanlığı cevaben 2005
yılında İBB ve Bakırköy Belediye Başkanlığı’na bir yazı yazmış. Söz konusu
bölgede bakanlık olarak sağlık birimi ihtiyacımız olduğundan söz konusu arsanın
sağlık alanına alınmasının yanında listede mevcut sağlık alanlarının da
korunması ve sonucundan tarafımıza bilgi verilmesi şeklinde gereğinin yapılması
demiş. 2005 yılı döneminde görevde bulunan belediye yetkilileri 1/1000’lik
planlarda revizyona giderek sağlık bakanlığı yazısı da baz alınıp söz konusu
arsa yeniden sağlık alanına dönüştürülüyor. 15 Nisan 2011 yılında İBB meclisi bu
planı oy birliği ile onaylıyor. Bu onaylama sonrası yapılan değişiklik
düzenlemesi 1/5000’lik planlara işlenmemiş. Oysa işlenmiş olsaydı şuan yaşanan
problem yaşanmayacaktı. 

 

Arsanın
imar durumunu araştırmadan mı aldınız ki mağduriyet yaşıyorsunuz?

Ben söz konusu arsayı
almak istediğimde ilk olarak Bakırköy Belediyesinden imar durumunu öğrenmek
istedim. Belediyenin ilgili birimleri bana arsanın sağlık alanı olduğunu
söylediler. 

 

Sayın
Çetinsaya, arsanın durumunu yalnızca Bakırköy Belediyesinden mi sordunuz? İBB’den
araştırmadınız mı?

Yılmaz bey bu tür
durumlarda arsanın yer aldığı ilçe belediyesine güvenir insanlar. Kimse İBB’den
binanın ya da arsanın durumunu sorgulamaz. Kim ya da kimler ne amaçladır bilmem
arsanın 1/5000’lik planlarda yeşil alan olduğunu öğrenmiş ve mahkemeye dava
açmışlar. Sonuç ortada. Mahkeme doğru karar vermiştir. 1/5000’lik planlarla
1/1000’lik planlar bir biriyle çelişkili olduğu için mahkeme doğru olanı
yapmıştır. Bu gelişmeler sonucunda Bakırköy Belediyesi burayı yeşil alana
dönüştürmek için meclis kararı alıyor. 

 

Bu
durumda Bakırköy Belediye Meclisinin arsayı yeşil alana dönüştürmesinde de
sakınca yok sanırım. Belediye Doğru karar almış.

Eğer söz konusu parseli
yeşil alana dönüştürmeseydi burası plansız alan olarak kalacaktı. Sonrasında da
Bakırköy Belediyesi burası için yeni bir plan yapmak durumunda kalacaktı. Ben
mahkemenin aldığı karara saygılıyım. Bakırköy Belediyesi de aldığı kararın
arkasında duracaksa burayı istimlak etmek durumundadır. Mağdur edilmeden
istimlak edilmesine de razıyım. Plan değişikliğine gidilmesine de razıyım.
Bununla birlikte arsamın değeri kadar bir başka arsayla takas edilmesine de
razıyım. Açıkça söylemek gerekirse Bakırköy Belediyesi imar planlarına
güvenerek aldığım sağlık alanı olan arsayla ilgili mağduriyet yaşamak
istemiyorum. 

 

Arsanın
yeşil alan olarak kalmasını ister misiniz?

Bakırköy Belediyesinin
ekonomik olarak bu arsayı alıp, yeşil alana açması bu iş için de ciddi bir
bedel ödemesi, hele yeşili en bol ilçe olarak ve yeşilin de en çok olduğu
ayamama deresinin kenarında ki bu arsaya bedelini öderim diyorsa, bedelini ödesin
yeşil alan olarak kalsın. 

 

Bu
aşamadan sonra nasıl bir yol izleyeceksiniz? 

Yılmaz bey şu gördüğünün
ifraz paftasının haritasıdır. Söz konusu yer de ifraz paftasında sağlık merkezi
arsası (ifraz paftası; tarla halinde bir alanın parselasyonunun yapılmasıdır)
olarak belirlenmiş bir yerdir. İfraz paftasına bakıldığında hiçbir yer için
ayrıcalık tanınmamış. Sadece arsa olarak kayıt altına alınmıştır. Yeşil alan,
kültür merkezi alanı, eğitim alanı gibi yerler belirlenmiş. Yılmaz bey, konuyu
size belgelerle aktarıyorum. İfraz paftasında sağlık merkezi arsası, tapu
senedinde sağlık merkezi arsası açıkça belirtilen arsamın yeşil alana
dönüştürülmesi birilerini mutlu ediyorsa bilemem. Ancak konu beni ciddi anlamda
mağdur etmektedir. Tüm yaşanan gelişmelerin mağduru olduğum halde bir takım
yazılarla beni, ya da bu karar alınırken muhalif olan, çekimser kalan kişilerin
bu işin haksızlık olduğunu yanlışlık olduğunu mağduriyet yarattığını ifade eden
insanlara karşı da bir kamuoyu oluşturulmaya gayret ediliyor. Olayın iç yüzünü
bilmeden algı yaratmak haksızlıktır. O nedenle sonuna kadar hukuki haklarımı
arayacağım. 

 

Yılmaz
BACACI

]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/DSC_0008%283%29.JPG</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/DSC_0008%283%29.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/DSC_0008%283%29.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/DSC_0008%283%29.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/ahmet-cetinsaya-yesile-karsi-degilim-magduriyetimin-giderilmesini-istiyorum-8957</link>
                                <pubDate>Wed, 10 Jul 2019 14:45:26 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kentsel Dönüşümü Ötelemeyin Deprem Değil İhmal Öldürür</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[

 

Gayrimenkul bilirkişisi, ekonomist ve mimar
unvanlarına sahip Dürüstler Yapı ortakları Suavi Akalın, Ali Karakuş ve Mehmet
Taner Asal ile Bakırköy halkını aydınlatmak, deprem ve kentsel dönüşüm hakkında
bilgilendirmek adına bir söyleşi yaptım. Kendi alanlarında uzman olan firma
yetkililerinin yaptıkları açıklamada, 1999 depremi sonrası Bakırköy ilçesinde
depreme yönelik ve kentsel dönüşümle ilgili gözle görülür bir çalışma
yapılmadığını gördük.  

Sayın
Mehmet Taner Asal, Bakırköy ilçesi olarak olası depreme karşı hazırlıklı mıyız?

Bu soruya evet demeyi çok isterdim. Ancak ben
oldukça karamsarım. Uzmanların açıklamalarına bakıldığında İstanbul’da 2030
yılına kadar önemli bir deprem olacağı hakkında açıklamalar var. Devletin
depreme yönelik tanıdığı bazı olanaklar olmasına rağmen insanlar olayın
ciddiyetini tam olarak anlamış değil. Depreme karşı alınması gereken en önemli
tedbir sağlam binalar yapmaktır. O nedenle de ivedilikle Bakırköy’de kentsel dönüşüme
gidilmelidir. Bunu yapabilmek için de kararlılık gerekli. Ancak bizim
gördüğümüz kadarıyla Bakırköy’de kentsel dönüşümle ilgili netlik kazanmış bir
kararlılık yok. 

Sayın
Asal, ciddiyetin tam olarak kavranmamış olmasında ki eksiklik vatandaşın
kendisinde midir, yoksa yetkililerin konuyu tam olarak vatandaşlara anlatamamış
olması mıdır? 

Kısacası ben 1999 yılından bu yana insanların
yeterince aydınlanmış olması gerektiğini düşünüyorum. Bu eksikliği tek taraflı
aramak yanlış olur. Aradan geçen 20 yıllık sürede insanların bu bilince
varmamış olmasının ve ya konuya duyarsız kalmalarının ana nedeni ekonomiye
dayalıdır. Anlaşılmazlık konusunda bir aksaklık var, ancak bu aksaklık
birilerine mal edilemez. Kararlılık sebeplerinin temel nedenlerinden biri de
maddiyattır. 

Olası
İstanbul depreminden en çok etkilenecek ilçelerden biri de Bakırköy,
dolayısıyla Bakırköylüler bu anlamda neler yapmalı?

Olası depremde Bakırköy ilçesinde depremi en etkili
şekilde hissedecek olan yer Yeşilköy mahallesidir. Burada bir yanlış
anlaşılmaya neden vermemek için şöyle söyleyeyim. Yeşilköy Mahallesi Marmara
deprem fay hattına en yakın mesafede olan mahalledir. Dolayısıyla fay hattına
ne kadar yakınlık varsa şiddeti deprem gücünü de o kadar fazla alır. Bu en
fazla zararı görecek anlamı taşımaz. Onun için insanlar binalarının testlerini
yaptırıp gerekli önlemlerini almalıdır. Konum itibariyle Yeşilköy bölgesinde
araziler daha değerli, iş insanlarının da kentsel dönüşüm durumunda daha çok
ilgisini çekecektir. Şu ana kadar ki parsel bazlı yapılan kentsel dönüşüm
çalışmalarına bakarsanız Yeşilköy bölgesinde daha çok yapıldığını görürsünüz.
Ana nedeni de rantabl bölge olmasıdır. Diğer bölgelerde bu işlerin daha az ve
yavaş yürüdüğünü görmemek mümkün değil.

Sayın
Asal, bu dengesizlik nasıl önlenebilir, müteahhitlerin merkez mahallelere
ağırlık vermesi nasıl sağlanabilir?

Öncelikli sorumluluğu belediyelerin alması gerekir.
İnsanları bilinçlendirip, yönlendirmeli. Bununla birlikte müteahhitlere de bazı
kolaylıklar sağlamalı. Birçok ilçede kentsel dönüşümle alakalı toplantılar
yapılıyor. Kent konseyleri konuyla alakalı çalışmalar yapıp raporlar
hazırlıyor. 

Kolaylık
sağlanması gerektiğini söylüyorsunuz, nasıl bir kolaylık sağlanmalı?
Vatandaşlar ceplerinden para vermeden kendi dairelerini nasıl yenileyebilir? 

Hali hazırda ki imar yönetmenliği ve Bakırköy imar
planlarıyla para harcamadan kentsel dönüşüm yapmak çok kolay değil. Bunu
yapabilmek için bir takım imar değişiklikleri yapılmalı. Önceki dönemler de İBB
yönetimi Ak Partili Belediye Başkanındaydı. Kentsel dönüşümle ilgili imar planı
değişikliklerinde iki belediye arasında anlaşmazlıklar, koordinasyon
bozuklukları gibi bazı zorluklar yaşanabiliyordu. Ancak şimdi durum değişti.
Hem Bakırköy hem de İBB CHP’li belediye başkanları tarafından yönetiliyor. Ufak
dokunuşlarla bu sorun aşılabilir. 

Nasıl
dokunuşlar yapılmalı ki bu sorun aşılsın?

Sizin de bildiğiniz gibi Atatürk Hava Alanı yerinden
taşındı. Bu bir anlamda Bakırköy ilçesinde hava mani hattının da çok fazla engel
teşkil etmeyeceği anlamı taşır. Bunun yanında kat irtifaklarının artırılması
yalnızca yükseklik olarak değil, ada bazında düşünülen kentsel dönüşümde halen
%25olan oturum haklarının artırılması da yapılabilir. Tüm bunları yaparken çok
iyi etüt etmeli, bilimsel çalışmalar yapılmalı. Kat ya da oturum artırımı demek
nüfus artışı, altyapı yetersizliği, oto park sorunu gibi etkenleri de
beraberinde getirir. Türkiye’nin ve Bakırköy halkının ekonomik durumu iyi
irdelenmeli. Yaşlı nüfusu çok fazla olan Bakırköy bir anlamda da emekliler
ilçesi gibi görünür. Bu insanların para vererek kentsel dönüşümle evlerini
yenileyebilme imkanları neredeyse imkansız gibidir. Gerekli artırımların sağlanması
halinde idari ve yerel yönetimlerin iş yapan firmaları çok iyi bir denetime
tabi tutması gerekir. Kat irtifaklarının verilmesi bölgede iş yapmak isteyen
müteahhitlere daha cazip gelecektir. O nedenle de vatandaşların mağdur
edilmemesi için yüklenici firmaların çok sıkı denetlenmesi gerekir. Kentsel
dönüşüm bir tek kurum, kuruluş ya da vatandaşın üstesinden gelebileceği bir
durum değildir. Genel yönetimlerden yerel yönetimine kadar tüm bileşenlerin
işin ciddiyetini bilerek birlikte hareket edip vatandaşın işini kolaylaştırması
gerekir. 

Sayın
Asal, deprem gücünü en çok alacak ilçelerden birinin Bakırköy olduğunu
söylüyorsunuz. Bu işi çabuklaştırmak için birilerinin önderlik mi yapması
gerekir?

Öyle bir kural yok. Bu işin çabuklaştırılması
hepimizin isteğidir. Asl olan hareketi başlatmak, ilgililerin dikkatini
çekmektir. Bunu belediyeler de yapabilir, merkezi yönetimlerde. Halkın bilinçli
bir şekilde örgütlenerek, yazılı, görsel, sosyal medya aracılığıyla başlatması
da olur. Kısacası Bakırköy’de kentsel dönüşümü hızlandırmak için bir kıvılcım çıkarma
zamanı gelmiştir.   

Sayın
Suavi Akalın, siz gayrimenkul anlamında uzman bir kişisiniz. Sizin bakış
açınızdan kentsel dönüşümle ilgili neler yapılmalı?

Öncelikle vatandaşı bilinçlendirmek için 6306 sayılı
yasayı tanımlamak gerekir. “6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi
Hakkında Kanun uyarınca, riskli yapılar ile riskli alan ve rezerv yapı
alanlarının tespitine, riskli yapıların yıktırılmasına, yapılacak planlamaya,
dönüştürmeye tabi tutulacak taşınmazların değerinin tespitine, hak sahibi
olacaklarla yapılacak anlaşmaya ve yapılacak yardımlara, yeniden yapılacak
yapılara ve 6306 sayılı Kanun kapsamındaki diğer uygulamalara ilişkin usûl ve
esasları belirlemektir”

Biz kurum olarak 6306 sayılı yasa çıkmadan önce de proje
çalışmalarımızı sürdürüyorduk. İşlerimizi yürütürken de aşılması çok güç
zorluklar yaşıyorduk. Bunu örneklemek gerekirse hisseli yerlerde % 1 hissesi
olan birinin dahi itirazı sonunda projeyi yasal olarak hayata geçirmek
imkansızdı. Dolayısıyla kentsel dönüşümle ilgili mevcut binaların yenilenmesi
güçlendirilmesi can ve mal kaybının önlenmesi amacıyla yapılan işlerin miladı
6306 sayılı yasanın çıkmasıyla başlamıştır. 

6306
sayılı yasa işlerinizi çabuklaştırmanın yolunu mu açtı? 

Bu demek değildir ki kanun çıkar çıkmaz hemen
işlemeye başlasın. Mevcut merkezi yönetim kanuni anlamda bu işin önünü açtı. Bence
bu işin çok daha önceleri hayata geçirilmesi gerekirdi. Türkiye’nin deprem
kuşağında olduğu yeni bilinen bir şey değil. O nedenle 1999 depremi sonrası
olayın ne boyutlara varabildiğini daha net gördük. O nedenledir ki bu yasa
bence 1999 depremi sonrası hemen yürürlüğe konulmalıydı. Ne yazık ki kat
mülkiyeti vs gibi nedenlerle bu yasa gündeme getirilip çıkarılmamıştı. Yasanın
çıkarılmasıyla konu oldukça bir ivme kazandı. Son dönemlerde yapılan projelerin
belki de hiç biri bu yasa olmasaydı hayata geçirilemezdi. İşin en önemli boyutu
mali boyutudur. Ben adliyelerde gayrimenkul bilirkişi uzmanı olmamın yanında
aynı zamanda da ekonomistim, eğitimimi ekonomi üzerine yaptım. Öncelikli olarak
ekonomik talebin arz ve dengede olması gerekir. Üzülerek ifade etmeliyim ki
ülkemizin ekonomik şartlarının çok iyi bir yönde olmadığını görüyoruz.
Dolayısıyla inşaat firmaları ürettikleri ürünlerini satamıyorlar. Satmakta
zorlandıkları için de ekonomik krizi en etkili şekilde hisseden inşaat
sektörüdür. 

Yasanın
yürürlüğe girmesi inşaat sektörünü durdurdu mu demek istiyorsunuz?

Hayır, inşaat sektörünün ekonomik krizden
etkilendiğinin altını çiziyorum. Genel anlamda bir çerçeve çizmek gerekirse, inşaat
yalnızca kendi başına bir sektör gibi görünse de endirekt katmanları oldukça
fazladır. Devletin konuyu yeniden gözden geçirerek gerekli tedbirleri alması
kaçınılmazdır.

Olaya
Bakırköy açısından nasıl bakıyorsunuz? 

Konuya yerel bazda bakacak olursak ilçemiz Bakırköy,
marka bir ilçe ve inşaat firmalarının da iştahını kabartan bir yer. İşin
ekonomik olarak kazanımlarıyla ilgili bölümüne bakacak olursak, mevcut imar
durumuyla mümkün olmadığını görüyoruz. Bunun yanında son dönemlerde inşaat
maliyet fiyatlarında %70’ler seviyesinde bir artış söz konusu. Bu bağlamda hem
inşaat firmalarını hem de bina sahiplerini mağdur etmeden bu işi yapmanın en
etkin yolu imar artışını sağlamaktır. 

Sayın
Akalın, sizin uzman olarak imar artışıyla ilgili çalışmalarınız var mı?

Kentsel dönüşümle ilgili neler yapılmalı, nasıl bir
yol haritası izlenmeli konusu hakkında birçok belediye başkanı ve seçimler
öncesi başkan adaylarına uzman kişi olarak brifing verip raporlar sunuştum.
Raporlarımın içinde dikkat edilmesi gereken noktalardan biri Bakırköy merkez
mahalleleri dediğimiz Sakızağacı, Yenimahalle, Cevizlik gibi yerleşim
alanlarının büyük bir nüfusunu emekli insanların oluşturması, depremde de en
çok etki alacak olan yerler olmasıydı. İnsanlarda da böyle bir algı oluşmuş
durumda. Ancak bu yalnızca sözünü ettiğimiz bölgelerle sınırlı değildir.
İnsanlar Ataköy bölgesinin çok fazla risk taşımadığını bilirler. Oysa bilimsel
olarak yaptığımız incelemelerde Ataköy bölgesinde bulunan çok katlı binaların
bazılarında depreme dayanıklılık anlamında sakıncalar taşıdığını gördük. Birçok
bina demir aksamlarında taşıyıcı sistemlerinde önemli ölçüde korozyona uğramış.
4-5 katlı binalarda bunlar neredeyse yok gibi. Gayrimenkul bilirkişisi olmam
nedeniyle Ataköy bölgesinin deprem risk analizini içeren Boğaziçi ve İTÜ
Üniversitesinin raporlarını inceleme fırsatım olmuştu. Rapor sonuçlarına
dayanarak bu açıklamayı yapıyorum. Allah korusun uzmanların açıklamalarına
bakılacak olursa İstanbul depremi 7 şiddetinin üzerinde bekleniyor. Geç olmadan
her türlü tedbirimiz almalıyız. Vatandaşın mağdur edilmemesi için gerekli olan
imar artışlarının bir an önce hayata geçirilmesi kaçınılmazdır. Bu konuyla
alakalı kaybedecek zamanımız yok. Yetkililer deprem ve kentsel dönüşümle ilgili
yapılabilecek ne varsa bir an önce hayata geçirmelidir.  

Bakırköylülere
ne söylemek istesiniz?

Dürüstler Yapı olarak biz halkın konuya karşı
duyarlı olmaları halinde, site yönetimlerine, guruplara, bila bedelle kendilerine
seminer verebiliriz. Bize www.durustleryapi.com
adresinden ulaşarak yer ve zamanı birlikte kararlaştırıp kendilerini
bilgilendirmek ve yönlendirmek için elimiz taşın altına koymaya hazırız.
Unutmayınız ki deprem değil ihmal öldürür. 

 

RÖPORTAJ : Yılmaz BACACI  Suavi Akalın       M. Taner Asal     



]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/22%282%29.JPG</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/22%282%29.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/22%282%29.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/22%282%29.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/kentsel-donusumu-otelemeyin-deprem-degil-ihmal-oldurur-8974</link>
                                <pubDate>Thu, 19 Sep 2019 20:21:24 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Bakırköy Belediye Meclisinde Bakırköyspor’a vurulan Darbe</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[

Son günlerde Bakırköy kamuoyu Bakırköyspor’un kulüp
binası olarak kullanıldığı yerden hiçbir gerekçe göstermeden çıkarıldığını
konuşuyor. Konuyu aydınlığa kavuşturmak için Bakırköyspor Kulüp Başkanı Emre
Erzurumluoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdim. Erzurumluoğlu, söylenenlerin
doğru olduğunu söyleyerek, kendilerine yetkililer tarafından hiçbir açıklama
yapılmadığının da altını çizdi.    

Sayın
Emre Erzurumluoğlu, Bakırköyspor Kulüp Başkanlığına seçildikten sonra neler
yaptınız? 

Kulübün kurumsal yapısını yeniden oluşturmak, kulübü
toparlamak amacıyla kongre sonrası yoğun bir süreç içine girdik. 15 Nisan
sonrası yönetici arkadaşlarımla beraber çalışmalarımıza başladık. Sponsorluk
anlaşmaları ve kurumsal yapının oluşması için temelleri attık. Tüm bu çalışmalarımızı
da Bakırköy Belediyesine ait Sanatçılar Parkı ve Spor kompleksinde belediyenin
bize kulüp binası olarak tahsis ettiği iki odalı bir mekanda gerçekleştirdik.

Sayın
Erzurumluoğlu, son günlerde sözünü ettiğiniz yerden çıkarıldığınız konuşuluyor,
bunun gerçeklik payı nedir?

Kamuoyunda konuşulanlar doğrudur. Kulüp işlerini
yürüttüğümüz yerden yetkililer bulunduğumuz yeri tadilat nedeniyle tahliye
etmemizi istemesi üzerine kulüp olarak iyi niyetle söz konusu yeri boşalttık.
Tadilat bitmiş olmasına rağmen kullanım hakkımızı geri vermediler. Yalnızca
odaların kullanımıyla sınırlı kalmayıp, aynı salon içinde basket ve voleybol
takımlarımız antrenman yapıyordu onların kullanımları da engelledi.
Söylenenlere bakılırsa bizim takımlarımıza verilmeyen yerler basketbolcu
oldukları bilinen kişilerin basketbol okullarına tahsis edilmiş. Bakırköy
Belediyesi yaptıklarıyla yetinmemiş gibi 01 Ekim 2018 tarihli meclis 49 sayılı
kararıyla Bakırköy spor kulübüne verilen Ataköy 7-8-9-10 kısımda bulunan tenis
kortlarının işletim hakkı da elimizden alındı.

Meclis
kararıyla size verilen kortların ikici bir meclis kararıyla geri alındığını mı
söylüyorsunuz? 

Evet, 01 Ekim 2018 tarihli meclis 49 sayılı
kararıyla Bakırköy spor kulübüne verilmişti. Başkanlık onayı alınarak alt kiracıya
verebiliyorduk. Bize verildiğinde tesis içinde ki mevcut kiracıya dönemin kulüp
başkanı tarafından 7 Bin 500 Liraya kiraya vermişti. 06 Eylül 2019 tarihli
Bakırköy belediye meclisinden geçen yeni bir kararla bu yerler Bakırköy spor
kulübünden geri alınmıştır. Üstelik hiçbir gerekçe göstermeden CHP, Ak Parti ve
MHP üyelerinin OYBİRLİĞİ ile alınan bir kararla kullanım hakkımız da elimizden
alındı. . 

Söz
konusu tenis kortlarının kullanım hakkının sizden alınmasıyla ilgili ne tür bir
gerekçe gösterildi? 

Hiçbir açıklama yapılmadan tenis kortlarını kullanım
hakkımız elimizden alındı. Bu konuda alına karara katkı sunan mecliste bulunan
tüm partili meclis üyelerinin oy birliğiyle alınmış olmasını da kamu oyunun
taktirine sunuyorum. 

Bu
yaşananlarla ilgili bir itirazınız oldu mu? 

Kulüp avukatlarımız işin yasal boyutunu araştırıyorlar.
Yasal anlamda gereken neyse tarafımızdan yapılacaktır. Bu anlamda haklarımızı
korumak ve kulübü yaşatarak eski şaşalı günlere dönebilmek için el birliğiyle
çalışıyoruz. Bakırköy Belediyesi Meclisinden kulübümüzle ilgili alınan
kararların İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bilgisi dahilinde olmadığını
düşünüyorum. Sayın İmamoğlu’ndan kendisine kulüp olarak hayırlı olsun demek
için randevu aldık. Geçmiş yıllarda kulübümüzde yöneticilik de yapmış olan
Ekrem İmamoğlu’na Bakırköy’de kulübümüzün yaşadıklarını da anlatma şansımız
olacak. İnanıyorum ki Erkem İmamoğlu’yla Bakırköyspor da HER ŞEY ÇOK GÜZEL
OLACAK.     

Sayın
Erzurumluoğlu, oldukça zor bir süreç yaşamışsınız. Kulübü sportif başarıya
taşımak ve ekonomik olarak güçlenme adına neler yapıyorsunuz?  

Ben ve yönetimimde bulunan arkadaşlarım proje
üretip, başarıya odaklanmayı ilke eden insanlarız. Ligler henüz başlamadı.
Ancak bu  süreçte biz boş durmadık.
Kulübümüze destek olmak amaçlı (Forma göğüs sponsorluğu için “Hayat Dolu
Filizler Eğitim Kurumu) ile anlaştık. Kapalı alanda antrenman yapabilmek için
(Prime Fitness) ile el sıkıştık. Sporcularımızı olası sakatlıkları sonrası
tedavileri için Fizyoterapist Eren Murat ve Mahsun Çetin ile anlaşma sağladık. Sporcularımızın
sağlıklı beslenmesiyle alakalı Aslı Pakel sponsorumuz oldu. Kulübümüzün sosyal
medya grafik tasarım işlerini yürütmesi için “Kroma Ajans” ile sponsorluk
imzaladık. Bakıldığında şimdiye kadar yapılmayan bir sponsorluk zenginliği
yaşıyoruz. Yapılan bu sponsorluk anlaşmaları Bakırköyspor’un marka değerini de
açıkça ortaya koyuyor. 

Sayın
Erzurumluoğlu, Bakırköylülere söylemek istediğiniz bir şey var mı? 

Yılmaz bey, sizin de bildiğiniz gibi amatör kulüp
olarak yerel yönetimlerden ve halkın desteğini almadan ayakta kalabilmek,
başarıyı yakalamak oldukça zor. Ne mutlu bana ve yönetimime ki Bakırköyspor’a
sahip çıkan, yeşil-siyah renklere sevdalı belli bir kesim var. Bize her tür
desteklerini veriyorlar. İç sahada oynayacağımız maçlarımızda tüm Bakırköy
sevdalılarını da yanımızda görmek istiyoruz. Kuruluşumuzun 70. yılı dolayısıyla
Milli Piyangodan izini alınıp onaylanmış eşya piyangosu etkinliğimiz olacak. Bu
bağlamda tüm Bakırköylüleri piyango bileti alarak kulübümüze destek olamaya
davet ediyorum. Çok iyi bir kadro oluşturduk ve inançla başarıya kilitlendik.
Sizin aracılığınızla başarıya giden bu yolda tüm destekçilerimize ve sponsorlarımıza
da yönetim kurulum adına teşekkür ederim. 

 

RÖPORTAJ
:
Yılmaz BACACI       

 MECLİS KARARLARI



]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/EMRE.JPG</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/EMRE.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/EMRE.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/EMRE.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/bakirkoy-belediye-meclisinde-bakirkoyspora-vurulan-darbe-8976</link>
                                <pubDate>Sat, 21 Sep 2019 16:03:36 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Turgut İnan; Tavrımız Net</title>
                                <description><![CDATA[MHP Bakırköy İlçe Başkanı Turgut İnan ile son günlerde gündemden düşmeyen Bakırköy Osmaniye’de bulunan Cumartesi Pazarının Pazarcılar Odasına yap-işle-devret modeliyle verilmesi konusunu konuştuk. Sorularıma içtenlikle cevap veren İnan, her türlü rantın karşısında olduklarının altını çizdi.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[MHP Bakırköy İlçe Başkanı Turgut İnan ile son günlerde gündemden düşmeyen Bakırköy Osmaniye’de bulunan Cumartesi Pazarının Pazarcılar Odasına yap-işle-devret modeliyle verilmesi konusunu konuştuk. Sorularıma içtenlikle cevap veren İnan, her türlü rantın karşısında olduklarının altını çizdi.

Sayın İnan, Cumartesi Pazarı alanıyla ilgili sıklıkla yazılı basına ve sosyal medya da açıklamalar yapıp, Bakırköy halkını bilinçlendiriyorsunuz. Bu nereye kadar devam edecek.

Tavrımız net! MHP Bakırköy İlçe Teşkilatı olarak her türlü rant düzeninin karşısında durmaya devam edeceğiz. Kamuya ait bir alan belli bir gruba ihalesiz, hiçbir plan proje olmadan verilemez. Pazar yeri falan diye vatandaşın gözünü boyuyorlar. Buraya bildiğimiz AVM yapacaklar. Kamu alanına, Bakırköy Belediyesi&#39;nce hazırlanan projeye göre kapalı pazaryeri, oto park, ve restoranlardan oluşan bir bina inşa edilmesi planlandı. Ancak, İçişleri Bakanlığı&#39;nın pazaryeri kurma genelgesine aykırı şekilde 20 yıllığına Pazarcılar Odası&#39;na verildi. Üstelik bu sözde ortak hizmet projesi için ihale de yapılmadı. Skandalın odağında ise CHP&#39;li Bakırköy Belediyesi var.



 

Sayın İnan, yapılması planlanan projeyle ilgili gelir dağılımında ki adaletsizlik ve maliyeti hakkında neler söyleyeceksiniz? 

Bu alan eski adıyla E 5 yeni adıyla D100 kara yolunun kenarında adliyenin arkasında çok değerli bir alan. 35 dönüm alanın 21 dönümü resmen gasp edildi.  Normalde bu tür işler projelendirildiğinde yasal olarak yükleniciye on yıldan fazla kullanım süresi tanınmaz. Yasalar gayet açık ilgili belediyeler veya belediye iştiraklerinin olmadığı yüzde 51 oranında iştiraki olmayan bir projede yer alamaz. Bakırköy Belediye meclisinde alınan karara bakıldığında gelir paylaşımı yüzde 60 İstanbul Umu Pazarcılar Odasına yüzde 40’lık bölümü de Bakırköy Belediyesine verilmiş. Bu yasalara aykırı bir durum. İşin bir başka boyutu da yapım maliyetini Pazarcılar odası değil pazarcı esnafının karşılayacak olması. Bana gelen duyumlara göre para vermek istemeyen pazarcı esnafı arkadaşlarımız tehdit edilerek para vermemesi halinde Pazar yerinden tahta alamayacağı söyleniyormuş.

Sayın İnan Pazarcılar Odası ve Bakırköy Belediyesi arasında yapılan protokolü incelediniz mi? Protokolde neler var?

Evet protokolü en ince ayrıntısına kadar inceledim. Neresinden bakarsanız bakın pazarcı esnafının ezildiği, konunun muhataplarının ise rant peşinde olduklarını görüyoruz. Söz konusu alanda üç katlı bir inşaat yapılarak hayata geçirilmesi düşünülüyor. Burada yer alan oto park, oto yıkama, restaurant, kafe ve tuvaletlerini pazarcılar odası işletecek. Haftanın üç günü Pazar kurulacak buradan da gelir elde edilecek. Buradan elde edilen gelir nereye gidecek? Yüzde 60 pazarcılar odasına yüzde 40 Bakırköy Belediyesi kasasına. Pazarcılar odası buradan elde ettiği geliri inşaatın maliyetini karşılayan pazarcı esnafına dağıtacak mı hayır. Bakıldığında tamamen rantta dayalı bir proje. O nedenle MHP Bakırköy İlçe Başkanlığı olarak yapılanların yasa dışı olduğunu gördüğümüz için pazarcı esnafı ve Bakırköy halkının menfaatlerini korumak adına konuyu mahkemeye taşıdık. Mahkemeden alacağımız karara göre Bakırköy Belediye Meclisinde karara evet oyu veren meclis üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulunacağız.

 

RÖPORTAJ ; Yılmaz BACACI   
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2_33b5f4c3c95bb5dfe4dd.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2_33b5f4c3c95bb5dfe4dd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2_33b5f4c3c95bb5dfe4dd.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2_33b5f4c3c95bb5dfe4dd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/turgut-inan-tavrimiz-net-9277</link>
                                <pubDate>Thu, 21 Oct 2021 00:19:57 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kemal Çebi; Küçükçekmece’de İlkleri Gerçekleştirdik</title>
                                <description><![CDATA[Yaşam Medya Yönetim Kurulu Başkanı Celal Karaali’yle birlikte Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ile ortak bir röportaj gerçekleştirdik. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ 

Yaşam Medya Yönetim Kurulu Başkanı Celal Karaali’yle birlikte Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ile ortak bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisine sorulan Küçükçekmece’de yapılan çalışmalar, halkın sosyal medyada gündeme getirdiği konular, çalışma kadrosunda örgüt içi rahatsızlıkları ve halkın merak ettiği soruları içtenlikle cevaplayan Çebi, seçim öncesi vaatler de bulunduğu projelerin yüzde 70’lik bölümünü tamamladığının altını çizdi.

RÖPORTAJ :  Celal KARAALİ-Yılmaz BACACI

 

 

Y.Bacacı: Sayın başkan üç yılı aşkın süredir görev başındasınız. Süreç içerisinde seçim öncesi Küçükçekmecelilere verdiğiniz vaatlerden ne kadarını hayata geçirdiniz?

K.Çebi: Öncelikle her ikinize de Küçükçekmecelileri bilgilendirmek, aydınlatmak düşüncesiyle planladığınız bu röportaj için teşekkür ediyorum. Sorunuza gelince 2019 yılında vatandaşlara neler yapmak istediğimi anlatan seçim beyannamem ortadadır. Ben Küçükçekmece halkına yapamayacağım vaatlerde bulunmadım. Siyasetin belirli bir ölçekte abartısı vardır ama ben o abartıyı da kullanmadım. Neleri yapabileceğimi çok önceden planlamıştım. Küçükçekmeceli olmam münasebetiyle ve Küçükçekmece’de siyaseten uzun süre görev yaptığım için gerçek anlamda Küçükçekmece’de yerelde nelerin yapılması gerektiği, nelerin yapılmadığını iyi tespit etmiş birisiydim. Seçim beyannamesini yaparken, insanlara vaatte bulunurken nereden yola çıktınız derseniz, nasıl hareket ettiniz derseniz? Yerel yönetimlerin son yıllardaki evrimini dikkate aldık. Yani yerel yönetimlerin büyük büyük yatırımlar yapamayacağını, bütçelerinin kısıtlı olduğunu, bu bütçeleri ancak toplumun günlük yaşamını kolaylaştırmak, yaşam kalitesini yukarıya çıkarmak olduğunu görürsünüz. Yerel yönetimler de gelişmiş ülkeleri takip ettiğimizde, aslında görevleri daha önceden sınırlandırmış, bir çerçevenin içerisine koymuş belirlenmiş bir anlayış olduğunu görürsünüz. Nedir bu anlayış? Rutin yapılması gereken klasik çöpü toplamak, kaldırım yapmak, asfalt dökmek, park yapmak gibi klasik işler. Bunları da yapamıyorsanız o makamda oturmanın da bir anlamı olmaz. Tüm bunların paralelinde asıl önemli olan toplumun daha genç yaşlardan itibaren kültür düzeyini yükseltebilmek, kentte eşitliği, adaleti, kent aidiyetini sağlayabilmek, kentinizde yaşayan insanlara yaşadığı yeri sevdirmek, oraya ait olduğunu hissettirebilmektir. Toplumlarda bazı kesimlerin ulaşamadıkları kültür, sanat, edebiyat, bilgi gibi şeyler vardır. İnsanları bunlarla buluşturmayı başarabiliyorsan kurum olarak, belediye başkanı olarak görevini de yerine getiriyorsun demektir. Halkın hizmetine sunduğumuz park, otopark, pazaryeri, çocuk kreşleri ve hayata geçirdiğimiz birçok projeyi göz önünde bulundurursak seçim beyannamemde vaat ettiğim projelerimin yüzde 70’lik bölümünü hayata geçirdiğim görülecektir. Aslına bakılırsa seçim beyannameleri bir anlamda vatandaşlara verilen sözdür. Vatandaşların da sizden hesap sormak için kazandığı bir haktır. Bu bağlamda ben seçim döneminde dağıtımını yaptığım seçim beyannamesini önümüzde ki aylar da yeniden dağıtacağım.

Y.Bacacı: Seçim beyannamesini yeniden dağıtırken vatandaşların aydınlanması için ‘’bakın ben size söz vermiştim, şunları şunları gerçekleştirdim’’ şeklinde açıklayıcı bilgileri de ek olarak dağıtacak mısınız?

K.Çebi: Evet. Diyeceğim ki ben sizlere Küçükçekmece’nin yaşam kalitesini yükselteceğimin, Küçükçekmece’de yaşadıkları için asla pişman olmayacaklarının, yeşil alanını artıracağımın, imar planlarında çok fazla oynamadan kendilerini beton yığınlarına boğmayacağımın sözünü verdim. Bu broşürler de size verdiğim sözlerin ne kadarını hayata geçirdiğimin kanıtıdır. Beton yığınından söz etmişken yeşil alan durumumuzun ne olduğu bilgisini de vereyim size.  Kişi başı yeşil alan miktarı Avrupa ortalaması şu anda 11 metrekare. Dünya ortalamasını aldığımız zaman 8 metrekare. Ben Küçükçekmece’yi devraldığımda kişi başı yeşil alan miktarı 2.5 metrekareydi, şu anda 3.5 metrekare. Dünya ortalamasını dikkate aldığımızda 3,5 metrekare az gibi görünüyor olabilir ancak İstanbul kent olarak Dünya ve Avrupa ortalamasının altında. Belki çok ilginç gelecek ama İstanbul’da öyle ilçeler var ki kişi başı yeşil alan miktarı 0,05-1 metrekare civarında.



C. Karaali; 3.5 olan yeşil alanı çoğaltabilir misin?

K. Çebi; Oldukça zor bir durum. Yerleşik bir alanda insanların binalarını ortadan kaldırıp yeşil alana dönüştüremeyiz. Ancak o insanların kullanım alanlarını genişletebiliriz. Atıl haldeki alanları yeşillendirerek insanların kullanımına sunabiliriz. Mümkün oldukça şartları zorlayarak yeşil alanı artırmaya çalışıyoruz. İnanıyorum ki beş yıllık görevim sonunda 3.5 olan rakam 3.7/ 4.0 bel ki daha da yukarı seviyeler çıkacaktır.  

C. Karaali; Sayın Başkan ilçede eğitim ve trafik sorunu oldukça hat safhada bununla ilgili bir çalışmanız oldu mu?

K. Çebi; Nüfusun kalabalık olmasından dolayı ilçemiz de tekli eğitim ve ikili eğitim yapan mahallelerimiz var. Tekli eğitim yapan bir okulla, ikili eğitim yapan bir okulda okuyan çocuklarımız eşit mi? Değil. O zaman ne yapmak lazım, bu çocuklarımıza eğitim desteği sağlamalıyız. Küçükçekmece Belediyesi olarak bu desteği Bilgi evlerinden sağlıyoruz. Her ne kadar Bilgi evleri geçmiş dönemlerde uygulanmış olsa da biz buraları daha da geliştirdik, içerik değişiklikleri yaptık sonuç olarak öğrenci kapasitesine de ve başarı oranında artışı yakaladık. İlçemiz de trafik yoğunluğu hala yaşanıyor. Çok fazla alternatif yollar açma olanağımız yok. Ancak tek yön veya çift yön yolları daha kaliteli hale getirmeye çalışarak, kent içinde ki boş arsaları otopark’a dönüştürüp araçların cadde ve sokaklara park etmelerinin önüne geçerek tam olarak istediğimiz noktaya gelmesek de bir nebze de olsa trafiği hafifletebildik.

C. Karaali: Bunların karşılığında bir park ücreti talep ediyor musunuz?

K.Çebi: Hayır her hangi bir ücret talep etmiyoruz.

Y.Bacacı: Sayın Başkan, çalışmalarınızı paylaştığınız duyurularınız içinde dikkati çeken noktalardan bir tanesi son dönemlerde gündeme gelen prestij caddeler, sokaklar. Bu nasıl bir sistem? 

K.Çebi: Prestij caddeden kastımız şuydu: Bizim sınırlarımız içerisinde en önemli caddelerden bir tanesi Halkalı Caddesidir. Halkalı Caddesini prestij cadde haline getirme fikrimiz vardı. Ancak şöyle bir şey düşündük, Halkalı Caddesinde daha başka bir uygulama yapılması lazım ki trafik sorununu da bu şekilde çözelim. Onun için bu projemizi biraz ertelemiş durumdayız. Daha geniş kapsamlı bir projeyle yeniden gündeme alacağız.

C.Karaali: Aziz Yeniay döneminde de Halkalı Caddesinde Havaray projesi vardı. Bu yeniden gündeme gelebilir mi?

K.Çebi: O hayata geçmesi çok zor bir projeydi. Biz onla çok fazla ilgilenmedik. İlgilendiğim dönemlerde baktım ki çok zor bir proje ve uygulanma olasılığı çok düşük bir şey. Benim düşüncem Halkalı Caddesi’nde bir alt tünelle geçişin yapılması ve bunun E5 yan yoluna çıkması şeklinde.

Y.Bacacı: Alt giriş derken trafiği tamamen alta indirmeyi mi düşünüyorsunuz? Yoksa alt-üst çift kat gibi mi düşünüyorsunuz?

K.Çebi: Hayır trafiği tamamen alta indireceksin. Araçlar altta transit geçiyor. Üst öyle değil, üstte duruyor. Yerel yönetimlerin, yöneticilerin toplumun süreç içerisinde de evrilmesini sağlaması lazım. Sanatı, kültürü, sinemayı sen vatandaşın ayağına getirirsen onu bu kültürle tanıştırmış olursun.

Y.Bacacı: Sayın Başkan açık bir şekilde gördüğüm Küçükçekmece’nin kültür sanat anlamında sizin döneminizde seviye atlaması. Bunu nasıl başardınız?

 K.Çebi: Bunu yaparken öncelikle cesaretin olacak. ‘’Ben buna başlayacağım ve bunda başarılı olacağım’’ diyebileceksin. Başarılı olabilmek için de işin uzmanlarıyla yol alacaksın. Küçükçekmece Belediyesi devlet tiyatrolarından gelen çok iyi bir tiyatro danışmanı Hakkı Ergök’ün danışmanlığında başarılı çalışmalara imza atıyor. Ayrıca kültür müdürümüz Güney Özkılınç’ın da bunda çok büyük bir katkısı var. Dolayısıyla topluma sinema izlettiriyoruz, kitap okutturuyoruz, tiyatroyu da sadece yetişkinlere değil her yaşa hitap edecek şekilde sunuyoruz. Bunları vatandaşlara uçuk rakamlarla değil çok sembolik (5 lira) rakamlarla izlettiriyoruz.

Y.Bacacı: Neden ücretsiz değil de, sembolik rakamlar?

K.Çebi: Yasalardan dolayı cüzi bir miktar almak zorunda kalıyorsun. Mevcut yasalar bu durumu zorunlu kılıyor. Belediyeler şirket ya da ticarethane değildir. Belediyeler vatandaşın hizmet yeridir. Belediyelerin vatandaştan topladığı vergileri onlara en iyi şekilde sunacak, onların geleceğine katkı sunacak hizmetler vermesi gerekiyor. Bu bağlamda kamu kurumlarının çocuk kreşleri olmadığını tespit etmiştik. Seçim beyannamemizde de her mahalleye en az bir tane kreş sözünü vermiştik. Şu ana kadar kreşi olmayan 18 mahallenin 9 tanesine yaptık. Üç tane de Büyükşehir Belediyesi yaptı. Şu an da yapımlara devam ediyoruz. Süremiz var, planlamamızla birlikte 18 mahallenin tamamında en az birer tane çocuk bakım yeri olacak. Bu yeterlimi? Yeterli değil. Neden? Çok talep var. Çok talep olmasına rağmen kreşlerimiz de sıradan hizmet değil birinci derece hizmet veriyoruz.

 

Y.Bacacı: Sayın başkan anlattıklarınızdan yola çıkarsak seçim beyannamenizdeki vaatlerinizle bu sürece kadar yüzde kaçlık bir bölümünü tamamlamış gözüküyorsunuz? Hayata geçen projeleri örnekleyebilir misiniz?

K.Çebi: Proje bazlı irdelendiğinde seçim öncesi verdiğim vaatlerden 70’ini tamamlamış durumdayım. Nedir bunlar? dersek;  Gençlik merkezleri, yeni bir birim olan kadın-aile müdürlüğü, veteriner müdürlüğü, Türkiye’nin en modern hayvan rehabilitasyon merkezini sıralayabiliriz. Bununla beraber kadının kendisini geliştirmesi, psikolojik destek alması gibi hizmetlerimiz var. Sporun insan yaşamında ki önemini bildiğimiz için kadınlara ve yaş almış vatandaşlarımıza parklarda spor yapma imkanları sağlamak. Kesintisiz her gün 650 ihtiyaç sahibi aileye belediye personelinin hazırladığı 2 öğün sıcak yemek götüren Aşevi de hayata geçirdiğimiz projeler arasında.  

 

Y.Bacacı:  Sayın başkan, biraz önce aile müdürlüğünden söz ettiniz. Bu süreçte kadınlara, ülke ekonomisine, aile ekonomisine katkı sağlamaları için olanak sağlıyor musunuz?

K.Çebi: Elbette kadınlarımıza gereken desteği veriyoruz. Atakent Menekşe Parkı’nın içerisine, Hünerli Eller adını verdiğimiz projemiz var. Orada 15’er gün arayla dönüşümlü olarak kadınlarımız kendi becerileriyle yapmış oldukları ürünleri satar ve aile bütçesine katkı sunmaya çalışır. Bir diğer projemiz Sultanmurat’taki Sultan Kafe. Orayı dönüştürerek Kooperatif haline getirdik. Şimdi orada kadınlarımız yemek yapıyorlar ve bunları satıyorlar. Belediye olarak sosyal tesislerimize buradan börek, poğaça alıp kendilerine destek olmaya çalışıyoruz. Bunun dışında kadınlarımıza kesintisiz kurslar veriyoruz. Bu kurslarda el sanatlarını geliştiriyorlar, terzilik öğreniyorlar, çeşitli yemekleri yapmayı öğreniyorlar. Birçok atölyede farklı sanat türlerini öğrenebiliyor ve sonrasında da kendilerine bir iş sahası yaratabiliyorlar.

C.Karaali: Sayın başkan Kanarya mahallesine yönelik bir kentsel dönüşüm çalışması var. Siz muhalif kanatla kavgasız gürültüsüz hareket ediyorsunuz. İktidar-muhalif çatışması Küçükçekmece’de yok gibi. Eleştiriler var fakat ortak bir noktada buluşuyorsunuz. Kanarya kentsel dönüşüm projesi de bu ortak noktada buluşulan konulardan birisiydi. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

K.Çebi: Siyaset çatışma ya da kavga sanatı değildir. Siyaset bir uzlaşı sanatıdır. Ne yazık ki popülizm siyaseti olması gereken yerden aşağıya çekiyor. Popülizmden uzak kalmalıyız. Niye kavga edelim ki? Hiç şüphe yok ki bir iktidar, bir muhalefet ve bir eleştiri vardır. Bunlar seviyeli ve Küçükçekmece halkını düşünerek yapılmış ise belediye başkanı olarak başımın üstünde yeri vardır. Tek bir kişinin dahi eleştirisini dikkate alırım. Ayrıca ben Küçükçekmece’ye yabancı değilim. Küçükçekmece’de büyüdüm, dışarıdan gelmedim. Meclis üyelerimizin çoğunu belediye başkanı seçilmeden önce tanıyan birisiyim.



Y.Bacacı: Sayın başkan muhalif meclis üyeleriyle uyum içerisinde olduğunuzu söylediniz. Siz göreve geldiğiniz günden bugüne geçmiş dönem bürokratlarla, kadrolarla çalışıyorsunuz. Daha doğrusu kendi kadronuzu oluşturmamışsınız. Biz mi yanlış görüyoruz, yoksa bu işin doğrusu böyle midir? Az önce belirttiğiniz gibi uyum içerisinde çalıştığınızı söylüyorsunuz. Kadroyu bu nedenle mi değiştirmediniz? Hâlâ aynı başkan yardımcılarıyla çalışıyorsunuz ve bu sizi hedef tahtası haline getiriyor. Bununla ilgili ne söyleyebilirsiniz?

K.Çebi: Beni sadece partililerim değil, Küçükçekmece’de yaşayan, oy vermiş ve vermemiş, herkesin eleştirme hakkı vardır. Buna bir itirazım yok. Ancak eleştiriyi havaya atmayacak. Eleştiri yaparken diyecek ki ‘’senin şu birimini eleştiriyorum, bu biriminde eksiklik var, ilerleme sağlayamadın’’ bunu kabul ederim. Ama ‘’hala bilmem kimlerle çalışıyorsun’’ o bilmem kimler bu ülkenin vatandaşı değil mi yani? Ben işi çok fazla magazin konumuna getirmek istemem. Bu ülkenin yetiştirmiş olduğu devletin memuru işi siyasete dökmemişse, belediyenin içerisinde siyaset yapmıyorsa, onu fikrinden ya da geçmişte kullanmış olduğu oydan dolayı sokağa atmam, atamam. Bu, toplumun menfaatinedir. Küçükçekmece Belediyesi’nde 25 müdürlük var. 25 müdürlüğün 15 ya da 16 tanesinin ben geldikten sonra değiştiğini kaç kişi biliyor? Bunu illa benim çıkıp ilan mı etmem lazım? Bir diğeri, bizde dört tane belediye başkan yardımcısı var. Evet, iki başkan yardımcım geçmişte de belediye başkan yardımcısıydı. Her ikisinden de çalışmasından, tecrübesinden, kurumu sahiplenmesinden, bilgisinden, birikiminden ben ve Küçükçekmece halkı istifade ediyor. Ben olaya siyasi değil Liyakat açısından bakıyorum. Bir anekdottan yola çıkarak şunu da söylemek isterim. Zülfü Livaneli Sabah gazetesinde yazıyordu. Sabah Gazetesi de o zaman SP’ye muhalefet ediyor. SP’liler de Zülfü Livaneli’yi sürekli eleştiriyorlar. O süreçte Zülfü Livaneli’nin çok güzel bir lafı vardı. ‘’Benim nerede yazdığıma değil, ne yazdığıma bakın.’’ Ben de beni eleştirenlere şunu söylüyorum; “Belediye başkanının kiminle çalıştığıyla fazla ilgilenme; nasıl çalıştığına ve başarılı mı değil mi ona bak.”

 

C.Karaali: Demin dediniz ki görev verdiğim kişi siyasallaşmamışsa çalışır. Ama hemen hemen herkesin üzerinde kalan çok genel bir kanı var. Seçim dönemi belediye personelini toplayıp ‘’Ak Parti’ye oy vermezseniz sizi şöyle yapacağım’’ deyip, sonra da Ak Parti’nin kaybettiği gece ağlayan bir müdürünüz şu anda hala görevde.

K.Çebi: Belki bir dahaki dönemde Cumhuriyet Halk Partisi için ağlar.

C.Karaali: Anlattığınız şeyler tezat olmuyor mu sayın başkan? Siyasallaşmış birisi.

K.Çebi: Hayır olmaz. O dönemde siyasallaşmış evet ama şimdi bu dönemde yapmıyor. Biz kaç kişiyiz? 10 kişi. İktidar olmamız için 20 kişi olmamız lazım. Demek ki bir 10 kişiyi daha ikna etmemiz lazım. Sosyal Demokrasinin şöyle bir yapısı vardır: İnsanları örgütleyeceksin. Belki ben onları Cumhuriyet Halk Partili yapıyorum? Kötü bir şey mi yapıyorum yani?

Y.Bacacı: Sevgili başkan örgütlenmekten söz ediyorsunuz, sizi halkın içerisinde göremiyoruz. Vatandaş nerede bizim başkanımız diyor. Hatta şunu söylüyorlar ‘’Birçok belediyede halk günleri var, belediye başkanları vatandaşları makamına alıyor, dertlerini dinliyor, çözüm üretiyor, bizim başkanımız ne yapıyor?’’ diye soruyorlar.  Biz de vatandaşın sorularını size yöneltelim, sayın Çebi, neden halkın içinde değilsiniz? Hangi gerekçeyle halk günü yapmıyorsunuz?

K.Çebi: Kişisel olarak Halk Günü konseptine inanmıyorum. 100 kişi 50 kişi bu odanın içerisine gelecek, gelenlerin içerisinden Küçükçekmece’nin toplumsal sorunlarını konuşan iki kişi belki çıkar. Geri kalan 98 tanesi benimle başka sorunları konuşur, konuşmayı da toplumun içinde değil özel yapmak ister. Niye? Çocuğuna iş isteyecek. Bilmem nesine bilmem ne isteyecek. Açıkçası halk gününde halkın sorunları konuşulmuyor. İddia ediyorum Halk Günleri’ni babamın oğlu da yapsa popülizmdir. İşin kolayına kaçmaktır. Haftada bir gün iki saat ayırmakla sadece halkı oyalarsınız. Varsayalım her hafta bir halk günü yaptık, her hafta da o halk gününe 100 kişi geldi. Ayda 400 kişi yapar. Ben makam odamda halk günü yapmadan 32 bin kişiyle görüştüm. Onun için halk günü popülizmdir, yasak savmadır.

Y.Bacacı: Bu nedenle mi halkın içinde yoksunuz başkan? 

K.Çebi: Sorunuzun tam aksine halkın içinde en çok gezen başkan benim. En çok nikah kıyan belediye başkanı benim. Bu toplumun özel günlerine en çok katılan belediye başkanı benim. Göreve başladığımdan bugüne kadar bir gün izin kullanmadım. Cumartesi-Pazar bayram dahil. Bu bir rekor. Halkın içinde göremiyoruz sözü doğru değil. Toplum öyle bir hale gelmiş ki, sokağa çıkıp sokakta yürümeye kalktığınız zaman iki yüz metre yürüyemiyorsun. Neden? Yoğunluktan. Talepten dolayı yürüyemiyorsun. Ben bunun için mi sokağa çıkmıyorum? Hayır. Ama Küçükçekmece’de 2200 sokak, 250 cadde var. Her birinin de iki kaldırımı var mı? Var. Oturdum bunu hesapladım. Hiç belediyeye gelmeyeceğim, bütün sokakları yaya gezeceğim, bana selam verenle de konuşacağım, bunları yapmam 8,5 yıl sürüyor. Bu da popülizmdir. Avrupalı diyor mu ki ben belediye başkanını görmedim, milletvekilini görmedim? Avrupalı onun hizmetine bakıyor. Beni görüp de ne yapacaksın? Beni göreceğine ben çalışayım, daha çok üreteyim, daha çok proje yapayım. Bir diğer sebebi de Pandemi. Pandeminin ilk ayları, herkes tedirgin, millet eve kapatılmış, pazarlar yeni kuruluyor. Dedim ki ben bir pazarları gezeyim. Üç tane Pazar gezdim üçüncü pazardan sonra arkadaşlarım bana dediler ki sosyal medya kötü. Hayırdır dedim ne oldu? Millet isyan ediyor, bizi kapatıyorsun kendin geziyorsun başkan bu nasıl oluyor diye. Yani vatandaşın şunu kavraması lazım, belediye başkanını göremeyişi onun eksiği ya da bizim eksiğimiz değildir. Biz onun yaptığı işleri görelim.

 Y.Bacacı:  Sayın başkan, vaatlerinizin 70’lik bir kısmını neredeyse tamamladığınızı söylediniz. Beşinci yılınızda kalan vaatlerinizin tamamını bitirmek mümkün mü?

K.Çebi: Evet, ben bunu planlarken dedim ki seçmene birinci beş yılda bir çeyiz sunacağım. İkinci bir beş yıllık planım var. Fakat bunu şu aşamada halka sunamam.



C. Karaali: Sayın başkan hizmette öncelikleriniz var mı?

Elbette bazı öncelikler vardır. Birincisi, toplumun önceliği, kim ve hangi hizmetler? İkincisi, bu hizmetleri verirken mahalle önceliklerimiz hangisi? Hiç şüphe yok ki her belediye başkanı ilçeye yatırımlar yapmıştır. Ben yapılan hizmeti reddetmem. Ama benden önceki bir yapmışsa ben iki yapmaya çalışırım. Küçükçekmece’de kaldırım kültürü diye bir şey yok. Bu kültürü geliştirmeye çalışıyorum ve kaldırımları bu şekilde değiştirmeye çalışıyorum. Sonra vatandaş şunu söylüyor: Başkanım bizim sokağa gelmedin. Sonra o sokağın kaldırımlarını yapınca telefon ediyor ‘bizim sokağın kaldırımlarını yaptığın için çok teşekkür ederim. O nedenle diyorum ki yapılan işler öncelik sırasına göre planlanıyor. Vatandaşların da bunu bilmesini isterim.

C.Karaali: Sayın başkan İmamoğlu’na bu noktadan pek çok eleştiri olmuştu, siz o zaman İmamoğlu’nu savunuyorsunuz.

K.Çebi: Evet savunuyorum.

Y.Bacacı: İBB’nin Küçükçekmece Belediyesi’ne verdiği bir katkı var mı? 

K.Çebi: Evet kısmen var. Belki daha çok ihtiyacı olan yerlerle daha çok destek  vermiştir. Bakın İstanbul’da 118 yeri yağmurlarda su basıyordu. 117 tanesini yaptı. 118. Esenyurt. Esenyurt Haramidere’de çalışmalar devam ediyor. Beşiktaş’ı niye basmadı su? Kadıköy’ü niye basmadı? Buraları yaptılar çünkü.

C.Karaali: Sayın başkan çocuklara karşı çok özel bir sevginiz var, bu sevgi nereden geliyor? 

K.Çebi: Bunun iki nedeni var. Birincisi ben çok siyasetle meşgul olduğum, Anadolu’da kaldığım için belki çocuklarıma yeterli ilgiyi gösteremedim. İkincisi şu: Çocuk seninle iletişimini ilk bakışta kurar. Senle doğru iletişimi, kalp iletişimini kurar. Sana baktı, hemen arkasını döndü annesinin eteğine döndü, demek ki kuramamış. Niye? Senin bakışından doğru etkilenmedi çocuk. Yani çocuk bunu çok çabuk yakalıyor. Ben bu ülkenin çocuklarını, bu ülkenin cumhuriyetinin sonsuza dek yaşatılması için çok seviyorum. Onlar bu ülkenin geleceği. Benim de geleceğim. Çocuklara olan sevgim eksilmeden devam edecek.  

C.Karaali: Çocuklar size ‘Kemal Amca’ diye hitap ediyor bu durumdan hoşnut musunuz? . 

K.Çebi: Geçmişte bir çok insan bana başkan mı desek, Kemal Bey mi desek, ağabey mi desek diye tereddütte kalırdı. Başkan çok kolay bir hitap şeklidir. Belediye başkanı olmadan önce de benim lakabımdı ‘’Başkan’’. İnsanlar bana yanaştığı zaman ‘’Başkanım nasılsın?’’ derdi.  Şimdi geldik Belediye başkanlığına ‘’Başkan’’ diyorlar. Bu benim için çok özel bir durum değil. Benim için özel olan ‘’Kemal Amca’’ . Bu çok özel bir durum çünkü bu söz sahiplenme ve sevginin ifadesidir.



Y.Bacacı: Sahiplenme demişken geçmiş dönem CHP’li meclis üyelerinin sahiplendiği Cadde 24 olayı vardı. CHP’liler mahkemeye taşımışlardı, bu konuyu konuşalım sayın başkan. Durum nedir, ne yaptınız, hangi aşamadayız, mahkemenin kararları uygulanacak mı? 

K.Çebi: Bu geçmişe dönük bir mahkeme kararı, bir şikâyet CHP’liler tarafından mahkemeye verildi ve devam etti. Ancak Türkiye’nin yargı sisteminden mi başka bir şeyden mi, tartışmaya açık bir konu. Siz de gittiniz oradan baktınız ve dediniz ki ‘’ben şu daireyi beğendim.’’ Ruhsatı var mı, var. Tapu var mı, var. İskân var mı, var. Peki, devletin vermiş olduğu iskâna, devletin vermiş olduğu tapuya, devletin vermiş olduğu ruhsata güvenmeyecek de vatandaş neye güvenecek? Güvendi ve her şeyi yerinde ben burayı satın aldım dedi, aldı. Şimdi burada o vatandaşlar mağdur mu olacak bir, ikincisi mahkeme süreci devam ediyor.

C.Karaali: O zaman muhaliftiniz bugün iktidardasınız ne yapacaksınız?

K.Çebi: Böyle o kadar örnek var ki Türkiye’de. O mahkeme kararı verdi, bu da itiraz ediyor ve mahkeme süreci de İstinafta devam ediyor. Biz de onun sonucuna göre yeniden oturacağız, mecliste gündem yapacağız. Biz mahkemeye itiraz ettik. Hukuk’un vermiş olduğu karar neyse onu uygulayacağız.

Y.Bacacı: Proje değişikliğine gitmek gibi bir durum söz konusu olabilir mi sayın başkan?

K.Çebi: Her şey olabilir. Mevcudun yeniden değerlendirilmesi olabilir, yukarıdan üç katı aşağı indirin olabilir, her şey olabilir. Bu süreçte mahkemenin kararını beklemek zorundayız.

Y.Bacacı: Zaman zaman anket yaptırdığınızı biliyorum. Anket sonuçları neyi gösteriyor? Sizi ikinci dönemde de başkan yapabilecek bir durum görebiliyor musunuz? 

K.Çebi: En son anketi yapan firma geldi bize sunum yaptı. İl başkanlığı altı ayrı firmaya 39 ilçeyi sordu. Bu anketleri sadece kendi durumumuzu öğrenmek için yapmıyoruz. Vatandaşın tepkisini, talebini de alıyoruz. Hangi mahallenin memnuniyeti, şikayeti ne bütün bunları ölçüyoruz. Dolayısıyla en sonundan bahsedeyim size, hedefe ulaşamamışız. Benim hedefim 2. seçimde 60’tır. Hedefe az kaldı. 3,5 puan falan var geri gitmezsek 56,5 civarındayız.

Y.Bacacı: Yani bu son 1,5 yıllık süreçte o seviyeye gelirim mi diyorsunuz?

K.Çebi: Geliriz. Ben anketlerin içerisinde cevaplarda kendini gizleyen insanların olduğunu biliyorum. Cevap veremiyor, gizliyor. Türkiye’de bir korku iklimi hakim. Sokakta simit satan hemşerimiz kentlimiz ‘konuşmayayım dinlenebiliriz’ diyor. Dolayısıyla bunun adı ne ‘korku iklimi’. Durumumuz iyidir, ama beni daha fazla memnun eden başka bir soru var. Ben geldiğimde ilk yaptığımız ankette ‘Küçükçekmece’de yaşamaktan memnun musunuz?’ anketinde memnuniyet yaklaşık 50’nin üzerindeydi. Şu anda bu oran 65. Bu bana oy olarak on puan yansımadı ama halkım Küçükçekmece’de yaşamaktan memnunum diyor. Bir belediye başkanının temel amacı ne? Halkını memnun etmek, memnuniyet oranını artırmak. Toplumun bedava, ucuz ulaştığı hizmetlerden çok fazla bahsedemedim ama bizim sosyal tesislerimizde çay hala 1 liradır. Çay öyle, su öyle, kahve öyle… Üzerine kâr falan koymuyoruz. 2019’da dedik ki bu adı üstünde ‘sosyal tesis’ yani buradan her gelir gurubundaki kişinin istifade edebilmesi lazım.

Y.Bacacı: Zarar etmiyor mu?

K.Çebi: Belediyeler ticarethane değildir. Belediyeler toplumdan almış oldukları vergileri onlara hizmet olarak iade etmekle yükümlüdür. Neden sosyal belediyecilik diyoruz?

Y.Bacacı: Sayın başkan anket sonuçlarına göre ikinci dönem de aday mısınız desem, ne dersiniz? 

K.Çebi: Ben yeniden aday olmak isterim ama bunun için birkaç şeyin bir araya gelmesi gerekiyor. Sağlığın el verecek, parti isteyecek, sen seçim kazanacaksın, ailen bir sorun çıkarmayacak, halk memnun olacak, bunun yanında örgüt içinden aday olmak, rakip olmak isteyenler çıkabilir. O nedenle şimdiden net bir cevap veremem.

C.Karaali: Ön seçimde birinci çıkmanıza rağmen aday gösterilmediniz ve hiç partiye de küsmediniz, tavır sergilemediniz. Ama sonunda da gene hakkınız olan adaylığı aldınız ve başkan oldunuz. Bundan yola çıkarak Partililik ruhu nasıl sizde?

K.Çebi: Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde iki tip siyasetçi vardır. Birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi’ni sırtlayıp taşımak isteyenler, ikincisi de Cumhuriyet Halk Partisi’nin sırtına binip kendini taşıtmak isteyenler. Dolayısıyla bizim almış olduğumuz kültür, bu ülke için vermiş olduğumuz mücadele tamamen Cumhuriyet mücadelesidir, toplumun refahıyla ilgili bir mücadeledir. Burada bize biçilmiş olan rol verilen görev neyse onu uygularız.



Y.Bacacı: Sayın başkan Küçükçekmeceli hemşerilerinize söylemek istediğiniz bir şey var mı?

K.Çebi: Birincisi, Küçükçekmece sakinleri hem seçimde, hem seçim sonrası bana sahip çıktılar. Kendilerine içtenlikle teşekkür ediyorum. İkincisi, beni sevdiler ve ben de onları çok sevdim. Bir diğeri, sizin paranız olabilir, şöhretiniz olabilir ama ben bu topluma hizmet etmeyi başka bir ibadet şekli olarak kabul ediyorum. Müthiş bir manevi huzurdur bu. Bu topluma hizmet etmek kadar keyifli ve manevi huzur sağlayan başka hiçbir şey yok. Bana bu hazı yaşatan tüm Küçükçekmecelilere gönülden teşekkürler.

 

 

 

 

 

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/3_9c1520be1c930f595238.jpeg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/3_9c1520be1c930f595238.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/3_9c1520be1c930f595238.jpeg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/3_9c1520be1c930f595238.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/kemal-cebi-kucukcekmecede-ilkleri-gerceklestirdik-9421</link>
                                <pubDate>Sat, 27 Aug 2022 20:51:02 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Depermi Bilen Adam Mehmet Mert'e Konuştu</title>
                                <description><![CDATA[ Depremi bilen adam olarak tanınan ve şimdilerde Koru Kent Kooperatifler Birliği Başkanlığı görevini sürdüren Halil Mercanlı İstanbul ve depreme ilişkin Damga Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Mert’e konuştu. İstanbul'u bekleyen en büyük tehlikenin deprem olduğunu söyleyen Mercanlı, sağlam konutlar inşa etmenin şart olduğunu belirtti. Mercanlı, “Bana yetki versinler İstanbul'da 5 yıl içinde sağlam 1 milyon konut yapıp, bedava dağıtırım” dedi.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Söyleşi ;

MEHMET MERT - Türkiye&#39;nin “Depremi Bilen Adam” olarak tanıdığı uzun yıllar Büyükçekmece&#39;de yaşamış, Büyükçekmece Belediye Başkan Yardımcılığı yapmış şimdilerde ise Koru Kent Kooperatifler Birliği Başkanlığı görevini sürdüren Halil Mercanlı, Damga Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Mert&#39;e konuştu. Gerek İstanbul&#39;a gerekse de İstanbul&#39;u bekleyen deprem tehlikesine ilişkin sohbet ettiğimiz Mercanlı uzun süre gündemden düşmeyecek açıklamalar yaptı...

70’li yıllarda Avcılar’da bir beldeydi Bakırköy’e bağlıydı. Büyükçekmece Çatalca’ya bağlı bir beldeydi. 90’lı yıllarda ANAP döneminde beldeler türedi. Siz de bunlara şahit oldunuz. O yıllara döner ve değerlendirme yapmak istersek bu belde belediyecilik olayı nasıl oldu?
Belde belediyelerin özellikle o bölgeleri ele geçirmek için yaptılar. İlçe belediyeleri alamadılar beldelere bölüp kendilerine belediye kazandırdılar. Seçilenler de belediye başkanı olduklarında bir kere belediye binalarını yaptılar saray gibi… Belediye personeli, şoförü, koruması, başkan yardımcıları doldu. Zaten gelen para bunlara gitti. Hizmet veremediler. İmarda da o zamanlar büyük şehirde haber vermeden istedikleri gibi imar çıkartabiliyorlardı. Akşamdan toplanıyorlar üç tane meclis üyesiyle karar alıyorlar. Şuranın imarı bu, şurası sanayi, şurası konut… Böylece çarpık yapılaşma oluştu. Benim bu durumla ilgili Recep Tayyip Erdoğan’a yazdığım bir yazı var. Dedim ki bu belde belediyeciliği kapatılsın, ilçelere bağlansın. İmarı da büyük şehir değil bölgenin Marmara bölgesinin imarı tek hatta olsun. Tek elde toplansın. Sanayisi neresi olacak, sağlık, konut, tarım neresi olacak karar verilsin paylaşılsın. Tek başına İstanbul, Tekirdağ, Bursa belediyesi değil de bu bölgelerin tek imarı bir planda yapılsın. Türkiye’de o kadar yanlışlar yapıldı ki yapılan yanlışları hesap etsek, trilyonlar gitti, milyonlar harcandı. Ben 2003 yılında öneri mektubunu yazdım. Belde belediyeleri 2007 yılında kapatıldı. Yani 2007’de karar alındı 2009 seçimlerine girilmedi.

 

O dönemden sonra dikkatinizi çeken gelişmeler neler oldu?
Mesela bir belediye başkanı tanıyorum Gürbüz Çapan. Sayın Gürbüz Çapan bir şey yaptı. Kimse bunun farkına varamadı. Ve Türkiye’de örnek alınması gereken bir şeydi bu. Bunu yapmış olsaydı Türkiye ekonomisine çok büyük katkı sağlayacaktı. Doğalgaz dönüşümlü elektrik santrali kuruldu. Ve bu doğalgaz dönüşümlü elektrik santralinde ısına suyu da bütün binalara verdi. Binaların sıcak su ve kalorifer ihtiyacını karşıladı. Binlerce bina oradan aldığı ısıyla ısındı. Ve binlercesi kombiden kurtuldu. Bu ufak bir Esenyurt’ta, Esenkent’te vardı. Aynı santralin Haramidere’de daha büyüğü var. O santrali de aynı şekilde yapmış olsalardı bütün sıcak su ve kalorifer verilirdi. Biz bunu bir türlü anlatamadık. Hala kimse farkında değil. Haramidere doğalgaz elektrik santralindeki sıcak su denize veriliyor. Bu da balıkları öldürüyor. Marmara Denizini kirletiyor. Bu ısıyı oraya salana kadar şehire salsalar hem su soğumuş olur hem kalorifer ısısı ve sıcak su sorunu hallolur. Türkiye’de birçok yerde bu yapılabilir hatta seraları bile ısıtabilirsiniz. Fakat maalesef kimse bunu yapmadı.



90&#39;lı yılların sonu ve 2009 arasında nereden baksanız 15 yıldan fazla var. Hatta dört dönem belediye seçimi. Sizin tabirinizle birilerine rant sağlamak, koltuk kapmak gibi amaçlarla kullanılan belde belediye başkanlığı döneminde bu rant sağlama ne gibi zararlar verdi? Şu an bu zararlar ortadan kalktı mı?
Belde belediyesi belde belediye başkanı hiçbir şeyden anlamayan adamlar. Birincisi binalar rant olduğu için sağlam yapılmadı. Depreme dayanıklı yapılmadı. Şimdi şu anda deprem tehlikesi var o binalarda. Bir deprem olsa yıkılacak. İkincisi çarpık yapılaşma oluştu. Nereye ne imar verileceğini beceremediler. Bir belediye bir yeri sanayi yaptı diğer belediye geldi onun yanını konut yaptı. Sanayinin dibinde konut olmuş oldu. Birbirlerine ters partiler birbirlerine inat imar çıkardılar. Bölgede İstanbul’daki çarpık yapılaşmanın sebebi budur.

Şu an baktığımızda belediye yine farklı partide. İBB farklı partide. İktidar farklı partide. Yine çarpık yapılaşma oluyor mu?
Şimdi benim geçen bir arkadaş bana bir şey söyledi. Halil bey sizi dikkate alıyorlar dedi. Bir şey daha söyle onu da yapsınlar dedi. Ne dedim. Dedi ki büyükşehir belediyelerinin ilçe merkez belediyelerini kapatsınlar. Şimdi büyükşehir belediyelerinde merkez ilçe belediyeleri ne iş yapıyor? Zaten bunların birçok kısmı hizmetini büyük şehir yapıyor. Ana ertelleri büyükşehir yapıyor. İtfaiyesi büyükşehir, imar planı büyükşehir, çöp ve yol zaten ihale ile yapılıyor. Bunların hepsini büyükşehir yapamaz mı? Şubeler ve şube müdürlükleri açıp yapılabilirdi. Yapmadığı zaman ne oluyor? Merkez ilçe belediyeleri koskoca belediye binası, onlarca başkan yardımcısı, makam arabası, belediye masrafı… hiç gereksiz masraflar oluyor. Oralara bir şube müdürlükleri açılmış olsa o hizmet verilebilir. Büyükşehir olan yerde. En azından merkez ilçe belediyeleri yani uzak belediyeleri yapmayalım da büyükşehire bağlayabiliriz.

Biz İstanbul için konuşuyoruz ama Adana’da Seyhan Belediyesi, Ceyhan Belediyesi iç içe girmiş. Hangi belediye kimin? Hangi belediye sınır? Ortada ayrı bir belediyecilik var, ayrı bir rant paylaşımı, makam paylaşımı var… Peki devlet bunun farkında değil mi?
Ben Antalya’da olduğum için orayı anlatayım. Muratpaşa, Konyaaltı, Kepez belediyeleri… Hepsi iç içe girmiş durumda. Büyükşehir belediyesi de orada. Büyükşehir bir şey yapacak diyelim, bir tarafa yapıyor bir tarafa yapmıyor. Kendi kafasına göre hizmet yapmaya çalışıyorlar beceremiyorlar. Belediyeler kendi kendine saltanat sürüyor ama hizmet yapıldığı yok. Bu belediyeler kapatılmış olsa ve tek planda belediye olsa, yol planları, alt yapı, imar tek kalemden yapılıyor olsa bu sorunlar ortadan kalkmış olur.

Devlet acaba hani burada bir karar alınsa zaten işsizlik oranı belli bir noktada, merkez belediyelerin kapatılmasıyla oradaki belediye çalışanlarının durumu ne olacak?
Hayır hayır oradaki çalışanlar büyükşehir belediyesine sevk edilecek. Aynı şekilde hizmet etmeye devam ederler. Ama kim hizmet etmeye devam eder? Çalışan eleman, kaliteli eleman görev yapar. Başkan yardımcılarıdır, başkan yardımcılarının korumalarıdır, şoförleridir, onların makam araçlarıdır bunlar ortadan kalkar ama işçilere bir şey olmaz. Çalışan işçi zaten hizmet edecek. Çalışan işçiyi zaten büyükşehir belediyesi alır ve onları şube müdürlüklerine atar görevleri devam eder.

İstanbul&#39;a dönersek. Üç göl havzasına yine baktığımızda yeni ilçeler konuşuluyor. Siz merkez ilçeleri kapatsınlar diyorsunuz ama İstanbul’da konuşulan yeni ilçeler var..
Ben şimdi bir şey söyleyeceğim bakın. Sosyal medyadan da paylaştım. Dedim ki bana yetkiyi versinler İstanbul’da 1 milyon konut yapayım ve bedava dağıtayım. Dediler ki nasıl ya 1 milyon konut nasıl yapıp dağıtacaksın? Dedim ki araziyi devlet verecek, projeyi üniversiteler yapacak, proje parası yok, arazı parası yok, belediye vergi almayacak... peki bunları yapmak için parayı nereden bulacaksın diye sordular bana, ticari yerleri satacağım dedim. Bunlar yetmezse bir tarafı da villa yapar yabancıya ya da zengine satarsın ve onların parasıyla onu yaparsın. Ticari yerleri yaptığın yerler devletin arazisi. Ticari yerleri ayıracağım. Migrosa diyeceğim ki burayı satıyorum parasının yarısını peşin ver yarısını sonra. O aldığım parayla da inşaatlar yaparım. Hasılat paylaşılacak. Trafik sorununu çözerim. Trafik lambasını kaldırarak. Bütün kavşakları alt ve üst geçit yaparım. Trafik sorunu ortadan kalkar. Sürekli döner. Duran araba görmeyeceksin. Duran araç görürsen kurtarıcı ambulans gibi arabayı alıp kaldırırsın. Duran arabalar otoparklarda olacak. Konutların altında, dükkanların altında vs. Kapalı alan otoparkları olmalı. Trafik akar gider. İstanbul’un içinde Çorlu’da, Tekirdağ’da, Edirne’de yapacağım. Oradan insanlar hızlı trenle gelecek. Atlayacak 15 dk da gazetesini okurken gelecek işe. Akşam da atlayacak hızlı trene evine dönecek. Ve İstanbul’un içini de kale içini de sur içini de komple boşaltırım, tarihi yerlerin etrafını park yaparım, oraya yaşlılar evi, çay ocakları, gezi yerleri, spor alanları, havuzlar, halk dinlenmeye gelir. Tarihi yerleri görmeye gelir. Bu projeyi beş sene içinde gerçekleştiririm. Nasıl beş sene? Bir milyon konut diyorum. Bir müteahhite değil bin tane müteahhite vereceğim. Herkese ne düşecek cüzi bir rakam düşecek. O müteahhit onu yapacak. Yeni konut alanının adı da Yeni İstanbul, Yeni Şehir, Milenyum yani artık çağ atlıyorsun.

Peki siz bu projeleri düşünerek tartarak mı söylüyorsunuz? Yoksa biz sorduk diye aklınıza geldiği için mi?
Ben bunları yıllardan beri yazdım, çizdim, tarttım. Hatta yaptığım şehirde güvenlik önlemleri olsun diye şunu yaparım. Asayiş olsun diye. Kamera sistemleri, yangın sistemleri. Binaları da 9 şiddete dayanaklı yaparım, az katlı yaparım. Ve o binalarda ses ve ısı yalıtımını güçlü yaparım. Aslında bir şehire imar verilirken bütün bakanlıkların verilmesi lazım. Nasıl? Adalet bakanlığı olay olduğu zaman adalet bakanlığını ilgilendirir. Mesela komşusu ses yaptı gürültü yaptı ya da geçerken onun arabası ona çarptı park ederken vs… bunları yapınca o sorun da ortadan kalkıyor. Ses yalıtımı yapmışsın, ısı yalıtımı yapmışsın, sakin sakin insanlar yaşamına devam eder Adalet bakanlığını ilgilendiren. Bu 1’di. 2, sağlık bakanlığı… orada yaşayan insanların sağlıklı olabilmesi

için ısı yalıtımı ve binalardaki sağlıklı yaşam alanını sağlarım. Ben buraya sağlık alanı yapıcam der sağlık bakanı, milli eğitim bakanı der ki ben okul yapıcam, asayiş için ben buraya güvenlik merkezi yapıcam kamera sistemi getiricem… onları sağlarlar. Tarım bakanlığı der ki burası tarım alanı. Bunların birliğinde bunların oy birliğinde bölgedeki yapılaşma yapılır.

EN BÜYÜK SORUN DEPREM

Şu an İstanbul’un en büyük problemi ne?
Deprem. Bir deprem olsun. Binaların 70’i yıkılır. Yeni yapılan binalar dahil yıkılır. Niye? Çünkü yeni yapılan binalarda sağlam yaptığını zannediyorlar ama değil. Kullandıkları demir bir kere kaliteli değil. Ben bunu bir tv programında İstanbul mimarlar odası başkan yardımcısına anlattım. Benim izmirde demir çelik fabrikası olan bi arkadaşım bir rapor vermişti: dedi ki bak biz bu demiri bundan yapıyoruz. Raporu verdim, bu mu dedim? Evet dedi bu. Bana bu demiri fabrika sahibi verdi dedim. Fabrika sahibi dedi ki biz bu demiri Rusya’dan gelen kütük demirden çekiyoruz. Bu sert demirdir. Bu binalarda dayanamaz kırılır. Yüksek binalara konmaz. Elli çeşit çimento var. Hangi çimentoyu kullandılar? Test yapılıyormuş. O gün sen o binayı sağlam görebilirsin ama diyelim ki o çimentonun ömrü 20 sene ya da 30 sene ondan sonra o özelliğini kaybeder o. Öyle çimentolar da var. Yani bunun hesabını yapmak lazım. Depreme dayanıklı bina ve normal bina arasında 30 fark vardır. Yani bir binayı diyelim ki kaba inşaatını 100 bin liraya mâl ediyorsan depreme dayanıklıyı 130a mâl edersin. 30 bin fark eder ama insanların hayatını kurtarır. Ben Rusya’ya Moskova üniversitesine gittiğimde bu depremle alakalı beni incelemeye aldıklarında oradaki prof bana şunu dedi bizde bir yasa vardır ülkenin neresinde olursak olalım 9 şiddet depreme dayanıklı bina yapmak zorunluluğu var. Bunun dışına çıkanlar toplu cinayete teşebbüsten yargılanır. Bu yasa çıkarılsın hiçbir belediye, hiçbir denetim buna göz yumamaz. Çünkü daha binayı yaparken devletin istihbaratçıları bunu inceler baktılar bu adam sakat bina yapıyor hemen tutuklarlar. Seni cinayete teşebbüsten yargılarlar. Oysa Türkiye’de bırakın deprem öncesi depremden sonra da yargılanmıyor.

ŞEHRİ BOŞALTIP İNŞA ETMEMİZ LAZIM

Sizin İstanbul’un en büyük problemi olarak gördüğünüz depremi 1 milyonluk daire projenizle mi azaltacaksınız? Şimdi 1 milyon konut 500 bin Avrupa Yakası&#39;nda 500 bin Anadolu Yakası&#39;nda nerede? Tarım alanı olmayan şehir merkezinden uzak dağlık taşlık yerlerde. Yaptığım o tür yerler var bir sürü. Şehrin içini boşaltacağız. Benim misafirimdi geçen eski Valiler dediler yahu tamam da bu kadar insanın binasını yıkacaksınız bunları nereye taşıyacaksınız? İstanbul’da şu an 1 milyon boş konut var. İnsanların kirasını devlet ödesin o vatandaşlar oraya konulsun bu iş bitene kadar sonra çıkıp planlanan şehre gelirler.

Devlet şu anda zamları, maaşları ödemekte zorlanıyor. Birtakım görevleri yerine getirmekte zorlanıyor bu projeye girer mi?
Bu projeyi başlattığın zaman milyonlarca insan iş sahibi olacak. Büyük bir şantiye kurulacak. İşçi sorununu da hallediyorsun. İskan sorununu da hallediyorsun. İnşaat malzemesi satan alan elemanlar, bir sürü insana ihtiyaç olacak. Türkiye’de bir para dönecek, çark dönecek.

Bugün bize anlattığınız 1 milyon konut projesi ve depreme ilişkin önlem için devlet kurumlarını uyarıcı planlarınız var mı?
Bunları birçok milletvekiline valiye anlattım ama bizim o kadar çok yukarıya ulaşabilme imkanımız yok. Bir arkadaşım Murat Kurum’la görüştüreyim seni dedi. Ama ben anlatırken biliyorum o adam bu işi ciddiye almayacak. Bana işi ciddiye alacak adam lazım.


Bir kitapçık yapıp dağıtarak anlatmak istemez misiniz? Tüm bakanlıklara göndermek adına...
Ben çok yazdım. Bir sürü 20 sayfa rapor yazdım gönderdim. Ne yazdım bakın. Bir yemekte milletvekilleri vardı birçoğu bakan oldu. Bana kaç tane proje sayabilirsiniz? Yaptığınızda Türkiye’yi kalkındıracak. Durdu baktılar nasıl yani? Biz sadece turizm yapalım. Ama dört dörtlük bi turizm olacak. Sağlık turizmi, dağ turizmi, deniz turizmi bunları yapacağız. Eğitim turizmi. Yurtdışından bir sürü öğrenci gelir. Din turizmi. Bi arkadaşım bana bir şey anlattı. Bi turist biz hacı olmaya geldik demiş, Sumaliye gelmişler Trabzon’a (sumali sanırım tam anlamadım sürmene gibi geldi önce ama..) , Efes’e gelmişler. Biz bunların kuymetini bilmiyoruz. Noel baba kilisesi var hemen şuramızda noelin icadı burası başlangıcı burası ama biz hiçbir şey yapmıyoruz. Noeli burada neden başlatmıyoruz? Dinen zarar verir diye. Şarap haramdır yapmayalım. Dünyanın en iyi üzüm bağları bizde. Sadece turizm yaparsak dört dörtlük başka ihtiyacımız yok. Sonra 2 turizmi yasakla sadece hayvancılık ve tarım yap. Burası resmen laboratuvar. Üç yan deniz, dağlar, ovalar. En iyi kaymaklar, peynirler, yağlar burada yapılır. En güzel sebze ve meyve organik burada olur. Ama bakın organik olacak. Katkı yok. Dünyayı besleriz Türkiye ile. Ve sadece tarım yaparsak kalkınırız. Hiçbi şey yapmayalım sadece lojistik yapalım. Singapur’un bir elemanı var dünyanın en zengin ülkesi. İskenderun, Mersin, Adana, Antalya, İzmir, Zonguldak, Sinop, Trabzon hepsi Singapur olur. Lojistik yapılır. Baharat yolu bizden geçiyor. Sadece liman yapalım gemi yapalım yine kalkınırız. Hiçbirini yine yapmayalım sadece meydan yapalım. Taş yapalım. Bu taş bize beş bin liraya geliyor. (Başka yerde işlenince daha verimli olacağını anlatıyorlar fabrikanın önemi vs kelimeler aşırı karışık.) Vali ile konuştuk burada bir fabrika açalım. Maden işleyelim. En güzel taş bizde çıkıyor. Biz daha ülkenin kıymetlerini bilmşyoruz. Anlatıyoruz neden çıkartmıyoruz? Bu uranyumlar vs. Övünüyoruz ama yapmıyoruz.

 

KAYNAK ; Damga Gazetesi Mehmet Mert

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_048b5647da1d2647121b.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_048b5647da1d2647121b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_048b5647da1d2647121b.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/111_048b5647da1d2647121b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/depermi-bilen-adam-mehmet-merte-konustu-9691</link>
                                <pubDate>Sat, 19 Aug 2023 20:12:16 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Seymen Gençtürk; Amatöre Köstek Değil Destek Olunmalı</title>
                                <description><![CDATA[Ortak noktamız olan Sefaköy’de karşılaştığımız amatör spora ömrünü adayan halen Küçükçekmece Amatör Sporu Destekleme Derneği Başkanı Seymen Gençtürk aynı zamanda İstanbul Trabzonspor kulüp başkanı ve İstanbulspor A.Ş yönetiminde de bulunuyor. Kendisiyle karşılaşmışken amatör sporu konuşmamak olmazdı. Gençtürk keyifli geçen sohbette amatörün sorunlarını, kısmen çözümlerini ve yaşadıklarını anlattı. Söyleşinin tümüne bakıldığında ne kadar doğru noktalara parmak bastığını anlayacaksınız.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ 

 

Ortak noktamız olan Sefaköy’de karşılaştığımız amatör spora ömrünü adayan halen Küçükçekmece Amatör Spor Kulüpleri Destekleme Derneği Başkanı Seymen Gençtürk aynı zamanda İstanbul Trabzon Spor kulübü başkanı ve İstanbulspor A.Ş yönetiminde de bulunuyor. Kendisiyle karşılaşmışken amatör sporu konuşmamak olmazdı. Gençtürk keyifli geçen sohbette amatörün sorunlarını, kısmen çözümlerini ve yaşadıklarını anlattı. Söyleşinin tümüne bakıldığında ne kadar doğru noktalara parmak bastığını anlayacaksınız.

Sayın Gençtürk, yıllardır sporun içindesiniz amatör spor aşkı nereden geliyor?

Ömrümün yarısından çoğu sporun içinde geçti profesyonel futbol hayatımı tamamladıktan sonrası tüm zamanım yöneticilik, başkanlık, yönetim kurulu üyeliği görevleriyle amatör sporla iç içe geçti. İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi üyelikleri yaptığım dönemlerde de amatör sporla karar mercii olarak iç içe oldum. Amatör denince ilk akla gelen futbol olmasına rağmen asıl olan tüm branşlardır. Avrupa’ya baktığımızda amatör spordan yani alt yapıdan A takıma yükseliş Ülkemize oranla çok daha yukarılarda.

Neden Türkiye’de amatörden profesyonelliğe geçişlerde yüzde düşüklüğü var? 

Bunun birçok nedeni var. Fiziksel farklılıklar, oyuncuya yatırım başlıca nedenleridir. Bir dönem Altınordu spor kulübü bunu başarılı bir şekilde yürütmüştü. Ancak çok fazla sürdüremedi. Bu örnekler olumlu anlamda çoğalmalı. Süper ligde bulunan takımlar alt yapıya önem vermekten ziyade daha çok hazır futbolcu transferleriyle futbolda başarı yakalamanın peşinde. Oysa alt yapı gerektiği gibi yönetilse Arda Güler gibi dünya starları yetiştiririz. Ben inanıyorum ki ülkemizde Arda Güler gibi yetenekli amatör sporcu çok fazla var. FB Arda’yı Gençlerbirliği’nden transfer ederken yatırım amaçlı düşünerek aldı ve bunu da başardı.

Sayın Gençtürk, TFF amatör spora, özellikle futbola gerekli önemi vermiyor mu?

 TFF’nin amatöre hizmeti çok eksik, sadece ligleri planlayarak amatöre hizmet verilmez. Tesisleşmeden, alt yapı antrenörüne kadar işin içinde olmalı, hatta amatör takımlarımızdan transfer, vize, filiz lisan bunun yanında antrenör sözleşmelerinden para almaması lazım. Amatör futbol kulüplerimizde Profesyonel kulüplerimiz gibi TFF bağlı yanı özerkler dolayısıyla amatör spor özellikle futbol yeniden planlanmalıdır. Avrupa bu planlamayı çoktan aşmış, inşallah amatörle dertlenen doğru yöneticileri iş başına getirdiğimizde işimizin daha kolay olacağını düşünüyorum. Amatör takımlarımız için özellikle metropol şehirlerde en çok tesisleşmeye önem vermeliyiz. Belediyeler ve Gençlik Spor Bakanlığı beraberinde başara biliriz. Allah afetlerden korusun ülkemizi, ancak böyle durumlarda en çok spor tesisleri kullanıldı bunu da özellikle belirtmek istedim.

Yıldız oyuncu yetiştirmek için neler yapılmalı?

Yukarıda aslında kısmen bahsettim oyuncu yetiştirmek için bugün Türk Futbolunu yönetenlerin tamamına (F) HARFININ kullanımını yasaklayacaksın, buna şöyle bir anekdot ile cevap vererek güle biliriz. Geçmiş yıllarda A milli takımımız ülkemizdeki neredeyse tüm spor adamları ile uçakla Azerbaycan’a giderken havada gazeteci önemli bir spor kulübü başkanına, başkanım Türk futbolu nasıl kurtulur der. Başkanda cevabı yapıştırır habu uçak düşerse Türk futbolu kurtulur der. Yani yıldız oyuncunun da yetişmesinde en önemli faktör yönetici, imkan ve destekleri geliyor. Bu yüzden değişmesi gereken çok işler var.

Sayın Gençtürk, ASKF ya da TFF’den gerekli destek alınıyor mu?

Bunun cevabını verdim sanırsam kesinlikle alınmıyor. Yeri gelmişken ASKF delege sistemi değişmeli yanı kongresini yapan kulüplerimiz zaten tüzük gereği divan tutanağına bu delegeleri yazdırıyor ancak daha sonra bir güç bu delege isimlerini keyfi menfaatine değiştire biliyor. Bu durum çok sağlıklı olmadığından aynı divan tutanağı eskiden İl derneklerde ama yeni yasa ile sanırsam federasyonlarda Gençlik Spor Bakanlığına bağlandı. Yani bağlı kuruma verilerek bu delegelerin verilen kulüp beyanları gibi kayıt altına alınmalı. Aday olan kişiler delege hazirun listesini bu kurumlardan almalı.

Sayın Gençtürk önemli noktalara parmak bastınız. Açıklamalarınız ve çözüm önerileriniz oldukça önemli. Son olarak neler söylemek istersiniz?

Amatör camia çok büyük bir ailedir, cefakârdır, umutludur, cesaretlidir dolayısıyla gelin bu yapıyı hep beraber planlayalım ve ayağa kaldıralım, “söz uçar yazı kalır. “

 “Koltuk gider eser kalır “ tüm camiaya saygılarımla

 

SÖYLEŞİ: Yılmaz BACACI
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/1_9abc197640e87825be7d.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/1_9abc197640e87825be7d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/1_9abc197640e87825be7d.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/1_9abc197640e87825be7d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/seymen-gencturk-amatore-kostek-degil-destek-olunmali-9792</link>
                                <pubDate>Mon, 06 Nov 2023 19:36:57 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>D. Nazlı Vesek; Bakırköy’ü Enerji Merkezi Yapacağım</title>
                                <description><![CDATA[Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bakırköy Belediye Başkan Adayı Dilber Nazlı Vesek’le Bakırköy’ü ve neden aday olduğunu konuştuk]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ 

 

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bakırköy Belediye Başkan Adayı Dilber Nazlı Vesek’le Bakırköy’ü ve neden aday olduğunu konuştuk. BTP İlçe Başkanı Fikret Taç’ın da bize eşlik ettiği söyleşimizde D. Nazlı Vesek, kadın elinin değdiği her ortamın ambiyansının olumlu yönde değiştiğini söylediği konuşmasında, oldukça iddialı projeleri ve işinin uzmanı kadrolarla birlikte yapacakları çalışmalarla kısa sürede Bakırköy’ün çehresini değiştireceğini belirtti. Atatürk çizgisinde siyaset yapan bir partinin adayı olmaktan gurur duyduğunu belirten Jeoloji Mühendisi ve iyi bir hayvan hakları savunucusu olan Vesek, tüm Bakırköylüleri Bakırköy’ü birlikte yönetmeye davet etti.

 

Neden aday oldunuz?

Yıllardır Yeşilyurt’ta ikamet ediyorum 8 yaşında oğlum burada doğdu ve burada büyüyecek. Bakırköy’ün İstanbul’un en elit ilçelerinden biri olduğunu görmemek mümkün değil. İnsan profiliyle, eğitim seviyesiyle, kültür-sanata bakışıyla elit bir ilçe olmasına rağmen kötü yönetim nedeniyle son yıllarda oldukça geri kalınmışlık var. Bakırköy halkının hak ettiği hizmeti alamadığı durum söz konusu. Bu eksikleri gördüğüm için belediye başkanlığına aday oldum.

 

Bu olumsuzlukları giderecek Bakırköy’ü yaşanır kılabilecek projeleriniz var mı? 

Elbette var. Bakırköy’ü İstanbul’un kültür sanat-merkezi haline getirmek önemli projelerimden biridir. İlçemizde yer alan Avrupa standartlarında Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezimiz var. Ne yazık ki yıllardır atıl bırakılmış neredeyse işlevini kaybetmek noktasına gelmiş durumda. Geçmiş yıllarda yapılan uluslararası festivallerimiz vardı. Bakırköylüler bunlardan da mahrum bırakıldı. İnsanlar opera izlemek için Bakırköy dışına gitmek zorunda kalıyorlar. Bu hem ekonomik hem de zaman açısından insanlara önemli bir maliyet getiriyor. Ben bunları da önlemek istiyorum. Bakırköylü hiçbir sanatsever izlemek ve ya dinlemek istediği hiçbir sanat etkinliği için kendi ilçesi dışında çıkma gereği duymayacak. Bunları yaparken de kar marjı asla düşünülmeyecek. Kısacası Bakırköy halkı özlediği açık hava sinemaları, festivaller, her tür sanatsal etkinliklere benim başkanlığım döneminde sahip olacaklar.

 

Kültür sanat dışında ne tür projeleriniz var? Bakırköylülere neler vaat ediyorsunuz?

En önemli projelerimden biri Bakırköy’ü enerji merkezi haline getirmek. Ekip arkadaşlarımın yaptığı çalışmalar ve hazırladığı proje ile Bakırköy bir enerji merkezi haline gelecek. Çok yüksek maliyetli olmayan bu proje elektrik üreten panellerin binaların çatısına yerleştirmekle mümkün. Bu sistemi hayata geçirdiğimiz an itibariyle vatandaşlar kendi enerjilerini kendileri üretecekler. Daha da önemlisi üretilen enerjiyi satarak maddi gelir de kazanabilecekler. Sadece çatı panelleriyle sınırlı kalmayacağız. Çok ilginç gelebilir ancak insanlar cadde ve sokaklarda yer alan banklara oturduklarında o banklardan elde edilen elektrikten telefonlarını şarj etme şansına sahip olacaklar. Okullar, AVM’ler hatta yeraltına döşenen sistemle kalabalık alanlarda elektrik enerjisi üretme alanları kapsamına alınarak daha çok üretim yapılması, insanların ekonomik olarak da rahatlamasına neden olacaktır. Dolayısıyla Bakırköy halkı bu sistemle hiçbir zaman enerji kesintisi de yaşamayacak. Bu proje hayal değil, bizimle gerçek olacak. Bakırköy belediyesinin bütçesi bu tür bir projeler için oldukça yeterlidir.

Bakırköy’ün en önemli sorunlarından biri de kentsel dönüşüm. Bununla ilgili neler planlıyorsunuz?

Son dönemlerde bazı kişilerin yaptıkları açıklamalara baktığımızda kentsel dönüşümden çok işin rant bölümüyle alakalı afaki kat artışlarından söz ediliyor. 2-3 kat artışı vermek insanların mülkleri üzerinden birilerine rant sağlamasının ötesinde bir şey değildir. Bu sistemde daha akıllıca hareket ederek insanları mağdur etmeden, yerinde dönüşümle ilçenin dokusuna zarar vermeden hayata geçirmek lazım. Konuyla ilgili ekip arkadaşlarımızın bilimsel ve çözüm odaklı çalışmaları var. Yapılabilecek küçük imar değişiklikleriyle kentsel dönüşümü hayata geçireceğiz.

Sosyal yaşam projeleriniz var mı?

Yaşlılar, sağlık ve hayvanlarla ilgili hayata geçirmek istediğim projelerim var. Sizin de bildiğiniz gibi Bakırköy yaş ortalaması oldukça yüksek bir ilçe. Yalnız yaşayan bakım ihtiyacı olan yaş almış insanlarımız var. Ne yazık ki bu insanların barınabilecekleri yaşlı bakım evlerimiz yok edildi. Bunları yeniden Bakırköy halkına kazandırmak öncelikli projelerimden biridir. Yaş almış insanlarımızın sağlık sorunlarıyla yakinen ilgilenmek onlara daha sağlıklı bir yaşam sunmak için mevcut olan sağlık tesisimizi daha işlevsel hale getirmekle birlikte buna mahallelerde hizmet verecek sağlık kabinlerini de ekleyerek insanlarımızın ihtiyaçlarına karşılık vereceğiz. Bunun yanında patili dostlarımızı da unutmadık. Sokakta yaşayan dostlarımızın daha sağlıklı yaşayabilmeleri için modern bir hayvan sağlığı ve rehabilitasyon merkezi de projelerimiz arasında. Bunlarla birlikte tarım ve hayvancılık projelerimiz var. Aracısız organik ve sağlıklı ürünleri halka ucuz sunmak için yatırımlar yaparak hayata geçireceğiz. Bunları yapmak için Bakırköy sınırlarında yeterli araziler olmadığını biliyoruz ancak yakın çevremizde yer alan il ve ilçelerde bu tür arazileri kiralama yöntemiyle projelerimizi hayata geçirerek halkın hizmetine sunacağız.  

Belediyenin rutin görevlerinden olan temizlik ve park bahçe bakımı sorunları da oldukça üst düzeyde bunları proje olarak sunmak yersiz olur, ancak şunu söyleyebilirim ki Bakırköy temizlik alanında yapacağımız çalışmalarla örnek ilçe olacaktır. Kadının elinin değdiği her yer daha temiz, daha hijyenik daha yaşanılır olur. Tüm bu projelerimizi Atatürk çizgisinde yürüyen, inandığı doğrularından asla taviz vermeyen Genel Başkanımız Hüseyin Baş’ın destekleriyle uygulamaya geçireceğiz.   

 

RÖPORTAJ ; Yılmaz BACACI

 

 

 

   

 

 

     

   

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/02/btp-1707340272.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/02/btp-1707340272.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/02/btp-1707340272.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/02/btp-1707340272.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/d-nazli-vesek-bakirkoyu-enerji-merkezi-yapacagim-9946</link>
                                <pubDate>Thu, 08 Feb 2024 00:07:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Dünya Şampiyonu Milli yüzücüler zorda</title>
                                <description><![CDATA[Bakırköy Belediyesi tesisi olan Osmaniye Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde yer alan yüzme havuzu bakıma alınıyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Bakırköy Belediyesi tesisi olan Osmaniye Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde yer alan yüzme havuzu bakıma alınıyor.

Gazetemize gelen ihbar üzerine konunun detaylarını öğrenmek için Bakırköy Ataspor Kulüp Müdürü Yusuf Garip ile bir araya gelerek yaşananları konuştuk.

Sayın Yusuf Garip, havuzun bakıma alınacağı doğru mu?

Evet genel bir bakım ve daha modern bir tesis haline getirmek için yaklaşık 6 aylık bir süre bakım ve onarım amaçlı havuz hizmet dışı kalacak.

Tadilat bitince Ataspor ve diğer kulüpler yeniden havuzu kullanabilecekler mi?

Yetkililerle yaptığımız görüşmelerde Ataspor kulübü ve diğer kulüplerimiz havuzu şimdi kullandığı şartlarda değil de kısıtlı bir şekilde kullanabileceğimizi söylediler. 05-12 yaş arası çocukların sabah 06;00-08:00 saatleri arasında antrenman yapabilecekleri gerekirse kulüplerin kursiyer sporcularına havuz tahsisi yapılmayacağını da belirttiler. Gerekirse Bakırköy Belediyesi spor kulübü kurarak kursiyerleri kendi bünyelerinde yetiştirecekleri de gündemlerinde olan bir konu. Sanırım havuzun tadilata alınması gerektiği talebini açan arkadaşlar belediye başkanımız Dr. Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu’na eksik bilgi aktarmış olabilirler. İlk ve ortaokul seviyesinde bir çocuğun sabah 06:00-08:00 saatleri arası neredeyse imkansız gibi. Bu çocuklar ebeveynleri tarafından antrenmana getirilen çocuklar. Bu durum hem çocuklarımızı zorlayacaktır hem de çalışan velilerimizi zor durumda bırakacaktır.



Bu durumda Bakırköy belediyesi yıllardır siz ve diğer kulüplere verdiği desteğini geri mi çekiyor demek lazım?

Desteğini tamamen çekiyor demek yanlış olur. Destek çekilir se bu daha da büyük yanlış olur. Ataspor ve diğer kulüplerimiz Bakırköy belediyesinden aldığı destekle Türkiye ve Dünya genelinde su ve sualtı sporunda önemli başarılar kazanmasına etken olmuştur. Şampiyonları yetiştirmek kolay iş değildir. Çocuk yaşlarda eğitmeye başlıyorsunuz, yıllarca emek vererek onların birer şampiyon olmaları için çaba sarf ediyorsunuz. Dolayısıyla minik sporcularımızın antrenman saatlerinin daha uygun zaman diliminde olması gerekir. Yetişkinlerde böyle bir sorun yaşanmaz. Onlar günün her saati antrenman yapabilirler. Maddi imkansızlıklarla boğuşan amatör spor kulüplerinin Dünya şampiyonları yetiştirmesi her ne kadar o kulübü tanınır hale getirse de Türkiye’nin ve kulübün yer aldığı ilçenin Dünya genelinde tanınmasında önemli bir etkendir. Bakırköy Ataspor Kulübü olarak Dünya genelinde Türkiye ve Bakırköy’ün tanınması anlamında önemli başarılara imza atığımıza inanıyoruz. Belediye başkanımız Dr. Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu kulüplere olan desteklerini sürdürdüğü sürece de şampiyonluk ve Dünya rekorlarının daha da artarak Türkiye ve Bakırköy olarak su ve sualtı sporlarının Dünya genelinde ilk sıralarında yer alacağına inancımız tamdır. Milli takıma çok sayıda sporcu veren kulübüz. Belki iddialı bir söz diyeceksiniz ancak bizim branşlarımız da Türk spor tarihinde bizden fazla şampiyon çıkaran rekorlar kıran kulüp yok. 25 Dünya şampiyonluğu kazanıp 3 rekor kırmak kolay kolay bir iş değil.       

 

Bu durumda Ataspor kulübü ile birlikte yaklaşık on spor kulübünün rekortmen ve milli olan sporcuları ne yapacaklar? 

 Ataspor Kulübü olarak yaklaşık yedi yıldır havuzun bakım onarım ve tedariklerini kulüp olarak biz karşılıyorduk. Havuzun bakıma alınmasıyla birlikte her kulüp kendi imkanları çerçevesinde sporcularının antrenman yapabilecekleri yeni havuz arayışına girdiler. Ne yazık ki Bakırköy sınırlarında İBB ve Bakırköy belediyesine ait başka yüzme havuzu yok. Bazı özel okulların havuzları var. Kulüplerimizin büyük çoğunluğu bunlardan yararlanmak için girişimlerde bulundular. Ataspor kulübü olarak bizde özel bir okulun yüzme havuzunu kullanacağız. Sizin de bildiğiniz gibi kendi branşlarında dünya şampiyonları ve rekortmenleri yetiştiren bir kulübüz ve sıklıkla uluslararası yarışmalara katılan sporcularımız var. Derin Toparlak üç farklı branş ve kategori de rekorlar kırarak şampiyon olan bir sporcumuz. Deniz Kayadelen, 6400 metre yükseklikte Everest’in tepesinde soğuk su dalışında rekor kırarak Guinness’e giren bir sporcumuz. Dolayısıyla zirvede kalabilmek için sürekli antrenman yapmak durumundalar ve biz kulüp olarak sporcularımızın bu sorunları yaşamalarını istemiyoruz.

 

RÖPORTAJ : Yılmaz BACACI        

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/06/img-20240626-wa0007-1719488771.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/06/img-20240626-wa0007-1719488771.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/06/img-20240626-wa0007-1719488771.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/06/img-20240626-wa0007-1719488771.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/dunya-sampiyonu-milli-yuzuculer-zorda-10091</link>
                                <pubDate>Thu, 27 Jun 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Sedat Yalçınkaya; Partimi İktidara Taşımak İsteyen Örgüt Emekçisiyim</title>
                                <description><![CDATA[Bakırköy Belediye Başkanlığına talep açan en genç adaylardan olan Mimar Sedat Yalçınkaya ile Sefaköy’de karşılaştık. Ayaküstü yaptığımız sohbet sonrası bir yerde oturup çaylarımızı içerken seçimler öncesi, sonrası, neler yapığı ile ilgili söyleşi yaptım.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ 

31 Mart yerel seçimlerinde Bakırköy Belediye Başkanlığına talep açan genç adaylardan biri olan Mimar Sedat Yalçınkaya ile karşılaştık. Ayaküstü yaptığımız sohbet sonrası bir yerde oturup çaylarımızı içerken seçimler öncesi, sonrası, neler yaptıkları ile ilgili geniş kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdim. Başkan adaylarının kesinleşmesinden sonra da aktif siyasetten kopmayan Sedat Yalçınkaya, öncesinde de olduğu gibi CHP Parti Okulu’nda eğitmenlik yapıyor. Siyasetin uzun bir maraton olduğunu söyleyen Yalçınkaya, bu yolda mola vermeler ya da kenara çekilmelerin bireysel anlamda CHP’ye bir şey katmayacağının altını çizerek, dikkatli bakıldığında seçimlerin ardından aday adaylarından bir kaçının dışında bir çoğunu eylem ve etkinliklere katılmadığının, çalışmalarda ise olmadığının görüldüğünü söylüyor. 

Sayın Sedat Yalçınkaya, siz Bakırköy belediye başkanlığına talep açan genç adaylardan biriydiniz. Aday gösterilmediğiniz halde halen parti eğitmenliği yaparak aktif siyasetin içindesiniz. Adaylık ve eğitmenlik konusunu biraz açar mısınız?


Öncelikle şunu söylemeliyim ki belediye başkanlığı gibi sorumluluk isteyen önemli bir göreve getirilmek istenen adayların liyakatli ve aday olduğu bölgeleri çok iyi tanıyor olması lazım. 15 yıldır Bakırköy’de yaşıyorum. Uzun yıllardır siyasetin içindeyim. Adaylık talebi açmadan önce CHP Bakırköy İlçe yönetiminde görev yapıyordum. Mimar olmam nedeniyle kentin sorunlarını daha net görebiliyordum. Sorunların nasıl çözülmesi gerektiği noktasında da proje bazlı çalışmalar yaparak çözüme kavuşturacağımdan emindim. O nedenle de kendimi yeterli gördüm ve adaylık talebi açtım. 

Aday gösterilmeyişiniz bir kırgınlığa neden oldu mu? 


Hayır hiçbir zaman kırgınlık ya da kızgınlık duygusuna kapılmadım. Tam tersi mensubu olduğum partiye nasıl katkı sağlarım, nasıl yararlı olurum düşüncesiyle aktif ve gönüllü bir şekilde öncesinde de olduğu gibi parti okulunda eğitmen olarak görev aldım. 
İnsanlar arasında parti eğitmenliği ücretli bir iş gibi algı yaratsa da bilinmesini isterim ki tamamen gönüllüğe dayalı yapılan bir iştir. Eğitmen olmanın da belirli kriterleri var tabi. İstenilen kriterlere sahip olduğum için Parti içi eğitim birimi (pieb) eğitmeni olarak görevlendirilmeme karar verildi. Aynı zamanda da İstanbul 3. Bölgeden sorumlu olmak gibi ek bir görevi de üstlendim. Bu göreve getirilmeden önce SODEV Yerel Yönetimler Okulunda Başkanımız Murat Karayalçın’dan, Genel Başkan Yardımcılarımız Aylin Nazlıaka ve Gökhan Zeybek’ten, yine İBB Genel Sekreter Yardımcımız Mahir Polat, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanımız Enif Yavuz Dipşar’dan eğitimler aldım. Parti okulu eğitmenliğim yalnızca İstanbul’la da sınırlı değil. Birçok il ve ilçede partililerimizi bilgilendirmek amaçlı eğitimler veriyorum. Soruları varsa cevaplıyorum. Hem örgüt emekçilerimizi hem de meclis üyelerimizi gelecek seçimlerde partimizi iktidara taşımak için neler yapmalı, neler yapmamalı konusunda bilgilendiriyorum. Şu bir gerçek ki, 31 Mart seçimlerinde halkımızın CHP’ye gösterdiği teveccühü çok iyi okumamız lazım.



 
Sayın Yalçınkaya, yanlış hatırlamıyorsam siz çift dal lisans yaptınız. Mimarsınız, aynı zamanda da iç mimarsınız. 


Evet çift dal lisans yaptım. Mimarlık üzerine yüksek lisansımıda tamamladım. Mimari çizimler, projeler, şehrin dış görünümüne, fiziki konumuna güzellik katar. İç mimari ise bu projelerin kullanım alanları olan iç kısımları kullanım ve görüntü açısından daha estetik kılar. 


Bu söylediklerinizden yola çıkarsak depremin tehdit ettiği listenin başında yer alan Bakırköy genelinde kentsel dönüşüm için neler yapmalı, ne tür önlemler almalı?  


Bir dönem Bakırköy İlçe Başkanlığı’nda, Örgütten Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım. Gerek bu sürede, gerekse Belediye Başkan Aday Adaylığım sürecinde Bakırköy’de bir çok sokağın analizini çıkardım. Hatta 30 günde yaklaşık 600 sokak gezisi planlamıştım. Bu süreçte yalnızca siyasi çalışmalar değil ilçemizin en büyük sorunu olan kentsel dönüşümle ilgili de hazırlıklarım oldu. En büyük sorun bilgi kirliliğine sebep olan söylentilerle yol almak. Böyle durumlarda kirliliği ortadan kaldırmak lazım. Halkın anlayacağı şekilde yetkililerin vatandaşa doğru bilgi vermesi lazım. Daha da önemlisi riskli binalarda oturan maliklerin kendi aralarında uzlaşı sağlaması lazım. 
Bu dönem kurulan kentsel dönüşüm müdürlükleri konunun uzmanlarıyla birlikte hareket etmeli, liyakati ön planda tutarak halkı doğru bilgilendirmeli. Şu bir gerçek ki insanların ceplerinden para çıkmadan kentsel dönüşüm gerçekleştirmek neredeyse imkansız. Yapı ruhsat harçları her ne kadar vatandaşlardan alınmayacak olsa da bu yeterli değil. Bina taramalarıda ilçe belediyeleri tarafından tartışmalara mahal verilmeyecek şekilde yapılmalıdır. Mal sahipleri arasında haklı haksız tartışmasına son verilecek şekilde şeffaf bir çalışma yürütülmeli. Yapılacak taşınma ve kira yardımlarının yanı sıra vatandaşa uzun vadeli küçük meblağlarla ödeyebilecekleri krediler sağlanmalı. Bir kat artış ilerleyen ekonomik daralmada konunun tam çözümü olmayacak gibi görünüyor. Kısmen fayda sağlasada sözleşmelerin sağlıklı yapılması gerekir. 
Geçmişte olduğu gibi birçok insanımız mağduriyet yaşayabilir. Bu anlamda yerel yönetimler devreye girmeli. ‘Yüzde 65’i bizden’ ya da ‘Yarısı devletten’ gibi söylemler çok iyi analiz edilmeli. Herkes bunlardan yararlanamıyor. Kısacası insanların evlerine sağlıklı kavuşabilmesi için hiç vakit kaybetmeden projeler hazırlanıp bir an önce dönüşümler başlamalıdır. 


Geçtiğimiz günlerde ulusal gazetelerden (Cumhuriyet) birinde 17 Ağustos depremi içerikli bir makale yayımladınız. Deprem gerçeğini sizce unutuyor muyuz?


Yılmaz bey, her şeyden önce bir deprem ülkesinde yaşadığımız gerçeği var. Paylaştığım yazı olayın yıl dönümüyle ilgili bir yazıydı. Yazımda aradan geçen yıllar içerisinde nelerin yapılıp, nelerin yapılmadığını, başka bir deyişle nelerin doğru, ya da nelerin yanlış yapıldığını ele alarak cevap aradım. Ne yazık ki gerçek anlamda olumlu yönde yapılan bir çalışma olmadığını görüyoruz. Bende depremden en çok etkilenecek olan ilçelerden biri olan Bakırköy’de oturuyorum. Mesleğim gereği de olsa bir vatandaş olarak konuya duyarsız kalamazdım. Bundan sonraki günlerde de zaman zaman kentsel dönüşümle ilgili yazılı paylaşımlarım olacaktır.

 

   
Sayın Yalçınkaya, aktif siyaset yapmasam da siyasi partilerle iç içeyim. CHP’de gördüğüm iki tip partili var. Biri CHP’nin sırtına binerek kendini bir yerlere taşıtmak isteyen, ikincisi de partisini sırtlayıp iktidara taşımak isteyenler. Siz hangi gruptasınız? 


Yılmaz bey gözlemleriniz de haklı olabilirsiniz. Bir CHP’li olarak mesleki uzmanlığımı kentimize ve ilçemize faydalı olabilecek işlerde kullandım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir neferi olarak ekonomik kriz başta olmak üzere Türkiye'nin temel sorunlarını dile getirmeye, hem de Türkiye'nin temel sorunlarına ses olmaya, çözüm önerileri sunmaya çalışıyorum. 31 Mart seçimlerinde yakaladığımız başarıyı önümüzdeki genel seçimlerde iktidar olarak taçlandırmalıyız. Bizim artık kaybedecek vaktimiz yok. Dolayısıyla sizin deyiminizle partisini sırtlayıp iktidara taşıma uğraşı veren bir örgüt emekçisiyim. Her hangi bir beklenti içinde değilim ancak partimin iktidar olması gibi bir beklentim elbette var ve üzerime düşen her ne varsa yapmaya hazırım. Şimdiye kadar hiçbir belediyeden ihale almadığım gibi, öyle bir girişiminde de bulunmadım. Bu bundan sonrada böyle olacaktır.


Sayın Yalçınkaya, son olarak hafta sonu yapılacak olan Tüzük Kurultayı’na ilişkin neler söylemek istersiniz? 
Ülkemizin en demokratik partisi CHP’dir. Çağdaşlık ilkesini benimseyen bir partinin de zaman ilerledikçe yenilenmesi gerekir. Partimizi 100 yıl boyunca ayakta tutan şey de bu oldu. Zaman geçtikçe, koşullar değiştikçe, bilim ve teknoloji ilerledikçe partimiz de kendisini yeniledi. Partimizde bir yönetim değişikliği oldu. Şimdi tüzüğümüzü değiştireceğiz. CHP halkla en çok teması olan, halkın sıkıntılarını en çok anlayan, sorunlara en çok temas eden partidir. Bu tüzük değişikliğiyle birlikte temel ilkelerimizden, siyasi ahlakımızdan vazgeçmeden partimizin halkla temasının daha da artmasını, sorunlara daha hızlı yanıt üreten ve halkın parti içerisindeki etkisinin daha fazla olacağı bir tüzük yapılacağını düşünüyorum. 
Bu bağlamda daha kapsayıcı ve güncel koşullara göre belirli aralıklarla kendini yineleyen bir tüzük geliştirmeli. Günü kurtaran değil, kalıcı politikalar ve yeni bir vizyon sunmamız şart. Ön seçim modelinin de parti üyelik şartlarına bağlı olarak geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir dönem delege ağalığı yaparak bir yerlere gelen siyasetçilerin şimdilerde çıkarları oluşmadığı için ön seçimi savunması tezatlık oluşturuyor. Bunun gibi birçok konuyu tartışabiliriz. Kurultayın ikinci yüzyılımızda partimize yakışır bir şekilde tamamlanmasını ümit ediyorum.

RÖPORTAJ; Yılmaz BACACI

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/09/bbbbbb-1725638776.jpg</image>
                                <media:content url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/09/bbbbbb-1725638776.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/09/bbbbbb-1725638776.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yontemgazetesi.com/content/uploads/haberler/2024/09/bbbbbb-1725638776.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yontemgazetesi.com/sedat-yalcinkaya-partimi-iktidara-tasimak-isteyen-orgut-emekcisiyim-10173</link>
                                <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 18:46:00 +0300</pubDate>
                              </item></channel></rss>