Turgut İnan; Bakırköy Belediyesi Sınıfta Kalmıştır
MHP Bakırköy İlçe Başkanı Turgut İnan, geçtiğimiz günlerde yapılan ilçe kongresi sonrası yerel basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Güncel Olaylar
Yayın: 10 Temmuz 2026 - Cuma - Güncelleme: 10.07.2026 19:28:00
Editör -
Yılmaz Bacacı
Okuma Süresi: 22 dk.

MHP Bakırköy İlçe Başkanı Turgut İnan, geçtiğimiz günlerde yapılan ilçe kongresi sonrası yerel basın mensuplarıyla bir araya geldi. İlçe Başkanlığı binasında yapılan kahvaltılı toplantıda (Bakırköy Belediyesini değerlendirecek olursanız kaç puan verirsiniz) şeklinde sorulan bir soru üzerine on üzerinden üç puanla değerlendirdi. Kentsel dönüşümden, Capacity ve bankamatik çalışanlarına, vatandaşların yaşadığı zorluklara, belediye çalışanlarının izin sürelerine kadar bir çok konuya değinen Turgut İnan, MHP Bakırköy ilçe başkanlığı olarak tüm çabalarının Bakırköy halkının yaşam standartlarını yükseltmek olduğunu söyledi.
Kongre tamamlandı
MHP İstanbul İl Başkanlığının il genelinde 39 ilçe başkanının görevden alınması, yapılan atamalar ve kongre süreçlerini değerlendiren Turgut İnan, MHP İstanbul İl Başkanı Volkan Yılmaz’ın kongre sürecinde kendilerinden istediklerini “Volkan Başkan'ın bizden isteği, kongre sürecine kadar içerideki arkadaşlarla görüşmemizdi. Malum, Türkiye'nin gündemi de içeride birlik. "İçeride birlik nereden başlar?" dedi. "Önce" dedi, "parti içinde birliği sağlayın. Partiye gelmeyen arkadaşlar varsa; daha önce görev almış, uzak kalmış, kenarda kalmış, onları mutlaka bulun. Onlara ulaşın. Onlarla görüşün. Kongreden sonra da ilçenin siyasi gündemi, ülkenin siyasi gündemi ile alakalı açıklamalarda bulununuz," Şeklinde açıkladı.
Bakırköy’ün Önceliği Kentsel Dönüşüm
Türkiye'nin olduğu gibi. Bakırköy'ün birinci gündemi kentsel dönüşümdür. Kentsel dönüşüm bir beka meselesi. 11 ilde bunu gördük. Depremden sonra hem can kaybı oluyor hem de çok büyük yıkımlar oluyor. Bunu tekrar yerine getirmek, can kaybını telafi etmek mümkün değil. İstanbul'da bir yıkım Türkiye için maalesef beka meselesi olur. Onun için devlet birinci gündemine kentsel dönüşümü aldı. Maalesef Bakırköy'de kentsel dönüşüm konusunda yapılan çalışmalar yetersiz. Bakırköy'de bir vatandaş evini yenilerken müteahhide verdiği paradan daha fazla parayı kiraya veriyor. Kiraya vermesindeki en büyük sebeplerden biri hem müteahhitlerle anlaşma süreci, daireler arası uzlaşmalar uzun sürüyor. En önemli sebep geç çıkan ruhsatlar. Şu anda 2 yıla yakın bir süre önce binasını yıkmış apartman sakinleri var. Hala ruhsat alamamışlar. Bakırköy Belediyesi'nde ruhsat çalışmalarının çok ağır yürüdüğü, çok yavaş yürüdüğü ve farklı beklentilerin olduğu şeklinde çok fazla şikayetler alıyoruz.

Ruhsat işlemlerinde çifte standart mı var?
Ben şunu merak ederek soruyorum: İmar durumuna veya başka herhangi bir belediye işlemine daha sonra başlayan bir arkadaş, daha sonra dilekçe veren bir arkadaş nasıl oluyor da evraklarını önceden belediyeye vermiş birinden daha önce alabiliyor? Bunun sorusunu sormak lazım. Yani bazılarının işleri çok hızlı yürürken normal vatandaşın işi niye çok ağır yürüyor? Bakırköy Belediyesi'nde? 2 yıla yakın süredir ruhsatı çıkmayan arkadaş için şunu diyebilirsiniz: "Ya biz de en son imar uygulaması yılbaşında yapıldı, onu beklediler." Ama bugün, belediye başkanı seçildiğinden beri, hatta bir önceki belediye başkanından itibaren, bakın belediyenin billboardlarında veya belediye sitesinde sürekli "Bakırköy'ün imar sorununu çözdük, imar artışı meclisten geçti, vatandaşa hayırlı olsun." Şeklinde açıklamalarla karşılaşırsınız. Bunu gören vatandaş ne yapar? Vatandaşa şu açıklanmıyor: "Biz bunu geçirdik meclisten ama İBB'ye gidecek. İBB'de orada bir askı süreci var, onay süreci var. Bu kesinleştikten sonra, imar durumu almadan, imar durumu verilmeye başlanmadan, yeni plana yönelik kesinlikle yıkıma girmeyin, evinizi yıkmayın," denmediği için vatandaş billboardlarda görünce "İmar yenilendi, imar çıktı, kentsel dönüşüm sorununu çözdü" diye, gitti vatandaş evini yıktı. Yıkan vatandaşlar, bakın 2 seneden beri bekleyen var. Şu anda ortalama kira 2+1'de daha iyi bir yere çıkıyorsa 60-70 bin lira. Evi yıkılıp ikinci kere taşınacak arkadaşlar var. Niye? Gittiği bina da kentsel dönüşüme giriyor. Vatandaşlar göçebe gibi oldu maalesef. Belediyenin bir an önce ruhsatları çıkarması lazım. Dediğim gibi 2 yıl bekleyen bir adam şu anda 1,5-2 milyona yakın kiraya para ödedi. İnşaat başladıktan sonra da minimum bir yılda bitse bir inşaat... Bu ne demek ya? Müteahhidin aldığı para, kentsel dönüşüm hibesi arttı; 500 bin lira, 1.000.000 lira, 875'ini devlete geri ödüyor. 875 hibe, baktığımızda 2-2,5 milyon müteahhide ödüyor. Vatandaş müteahhitten daha fazla parayı kiraya ödüyor. Bu çıkmazdan vatandaşın kurtarılması lazım.
Çözüm basit
Belediyede bir iş yükü arttı doğal olarak. Ya bundan önce diyelim ki 80-100 tane yıllık ruhsat çıkarıyorsa şu anda belki onun 10 katı ruhsat çıkarıyor ama buna yönelik eleman alması lazım. İşleri hızlandırması lazım. Farklı formüller denemesi lazım. Misal veriyorum, ben belediyede ismi vermek istemiyorum kıyas olmasın diye. Başka bir belediye mesela bütün işlemleri dijital yapıyor. Soru sormayı dahi maille yapıyor. Çünkü niye? "Benim memurum" diyor "gelen vatandaşa bir şeyler anlatarak vakit kaybetmesin" diyor. Mesai saati dışında gelen maillere bakıyorlar, dosyalarla ilgili cevapları veriyorlar. Onun haricinde memurlar bütün gün o dosyayla uğraşıyor. Niye? Evraklar bir an önce çıksın diye. Bununla alakalı bir çalışma da yok.
Kafa karıştıran izinler
Şunu söyleyeyim: izin meselesi... imardaki bazı memurlar sürekli mi izinli olur? Bakın mühendislerin, müteahhitlerin şikayeti o: "Ne zaman gitsek izindeler. Bu izin kaç gündür? Yani ne zaman gitsek izindeler. Hatta izinle alakalı size şöyle bir olay anlatayım. Yine Osmaniye'de 2 yıldan beri binası yıkılan bir vatandaşımız en son dayanamıyor, Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu'nun Ataköy'de yaptığı toplantıya gidiyor. Ataköy'deki mahalle toplantısında şikayetini dile getiriyor. Ayşegül Hanım diyor ki -günlerden çarşamba ya da perşembe günü- "Sen" diyor "gel" diyor. Adam diyor ki "Perşembe benim cenazem var." "O zaman" diyor "cuma gel" diyor. Sabah 8.30'da not yazıyor: belediye başkan yardımcısı, imardan sorumlu Abdülhamit Bey), Abdülhamit Bey imardan sorumlu. Bir de yanılmıyorsam Cansu Şef, Cansu Bey'in telefonunu veriyor. İsimlerini yazıyor kağıda Belediye Başkanı Ayşegül Hanım. Yazıyor. Diyor ki "Cuma günü saat 8.30'da belediyede ol. 08.30'da arkadaş belediyeye gidiyor. 10'a kadar bekliyor bunlarla görüşmek için. 10'da kalkıyor, diyor ki "Bak 1,5 saat kamera kayıtları var, giden baksın" diyor. Ayın 26'sında gitmiş belediyeye, 26'sı Cuma günü. Ve de şunu söylüyor: "10'da gittim, tekrar sorduğumda bana dediler ki, Abdülhamit Bey izinde, diğer belediye başkan yardımcısı izinde, İmar Müdürü izinde, Cansu Bey o da izinde." Üçü nasıl izinde oluyor? Bakın, belediye başkanı yazıyor, diyor ki "Cuma günü gel" vatandaşa. Vatandaş 1,5 saat bekliyor. Ben şunu söyleyeceğim: Ya gerçekten aşırı bir izin kullanma var ya da görüşmek istemiyorlar. Çünkü niye ya? Belediye başkanı herhalde biliyordur onların nerede olacağını. Yani toplantıda sonuçta, belediye başkan yardımcısı yanında bu toplantıyı yaparken. Herkes biliyor bunu. Yani onun da haberi var cuma gününe randevu yazdığından. Ya vatandaşla görüşmek istemiyorlar ya da izne çıkıyorlar özellikle o gün. Bunu anlatmamın sebebi şu: Vatandaşa bakış, vatandaşa ilgi maalesef bu şekilde, bu yaklaşımla bu işler çözülmez, yürümez.
Evraklar İncelenmeli
Bize burada müteahhit arkadaşlar geliyor, vatandaşlar geliyor. Birebir şahit oldum. İmar durumu alınacak, bir bakıyorum vatandaşlar şikayetlerini dile getirince biz de görüyoruz orada dosyayı. Bakıyorsun dosyasına, birisi imar durumuna başvurmuş, diğeri ondan bir ay önce başvurmuş; sonra başvuran ondan daha önce almış. Aynı memur, işlemi yapan da aynı memur. Şimdi nasıl bir işlem oluyor? Biz bunun nasıl olduğunu biliyoruz. Herkes biliyor. Yani şimdi burada açık açık söylemeye gerek yok. Bu işlemlerin nasıl belediyede hızlı yürüdüğü zaten evraklara bakıldığında belli. Ve de şu da yapılıyor belediyede: İmar durumu alıyorsunuz, imar durumunu ne gün aldığınız belli -misal veriyorum haziranın 30'unda- bir bakıyorsunuz tarih haziranın 15'i. "Evrakı geç verdik" denmemesi için erken tarihli bir imzayla imar durumu veriliyor. Bunların aslında tespitleri çok kolay. Belediyenin kameraları çalışıyorsa ve evraklar da belliyse çok rahat incelenebilir bir dosya. Bizim buradaki meselemiz, birilerinin işi önce olsun, sonra olsun meselesi değil. Buradaki sıkıntı şu: Vatandaş gerçekten de... Bakırköy dışarıdan belki çok zengin bir yer olarak görülüyor ama Bakırköy genellikle emekli ağırlıklı vatandaşlarımızın oturduğu bir yer. O daireleri kendilerine ya zamanında almışlar (başka bir emekli maaşı harici geliri yok) ya da anneden babadan kalmış. Yani maaşla geçinen insanlar, sahayı bildiğimiz için söylüyorum bunları. De, bu insanların derler ya "bir yatırımlık mermisi var." Yani son... Belki de o da yok. Eşten, dosttan borç alarak, kredi çekerek evini kentsel dönüşüme sokuyor. Ben özellikle bana gelen vatandaşları bu konuda uyarıyorum. "Bakın" diyorum "sakın şöyle düşünmeyin: İşte 1.750.000 devlet hibeyle kredi veriyor, artı 500 bin, 1 milyon müteahhide vereceğim, benim masrafım 500 bin diye düşünmeyin" diyorum. Bunun kira ve taşınma masrafı 2-2,5 milyon, gerçekten servet. Bak gerçekten servet. Yani o seviyelerde. "Bunları da dikkate alarak bu işlere girin" diyorum ama bizim bir daireye veya apartman sakinine söylememiz yeterli olmuyor. Niye? Bir kişi bile o daireden karot aldırdığında maalesef yıkım sürecine giriyor. Bu süreç bir şekilde başlıyor. Bu konularda ya biraz daha özen göstermesini istiyoruz.

Tek derdimiz vatandaşın sorunu çözülsün
Bizim bu konudaki bakış açımız şu: Milliyetçi Hareket Partisi olarak bir yerde bir eksik varsa önce belediyeye iletiriz, yani düzeltilsin diye. O düzeltilmiyorsa daha sonra bu şekilde basın toplantısı yoluyla dile getiririz. Çünkü amacımız aman açığını yakaladım, şuradan bunu vurayım" falan değil. Bizim tek derdimiz var: Vatandaşın sorunu çözülsün. Çünkü niye? Hepimiz aynı toplumda yaşıyoruz. Bir arada yaşıyoruz. Vatandaşa hizmet için buradayız. Bütün Türkiye'ye hitap ediyoruz. Mesele tamamen vatandaşın sorununun çözülmesi. Ha ben çözmüşüm, ha Cumhuriyet Halk Partili belediye çözmüş, ha AK Partili belediye. Bizim için hiçbir önemi yok. Kim çözerse çözsün, vatandaş mutlu olsun. Tek derdimiz o.
Artı bir kat karmaşası
Şimdi artı bir kat verildi. Şimdi oradaki eksikliğe de değineceğim. Şu anda mesela artı bir kat verildi Bakırköy'de ama Osmaniye Mahallesi'nde bitişik nizamlarda imar durduruldu. Şu anda tekrar Büyükşehir'de "Temmuz" dediler, Büyükşehir'de askıya çıkacak. Şu an çıktı mı bilmiyorum. Askıya çıkacak Temmuzda, işte bir ay askı süresi var. Daha sonra itiraz gelmezse. İtiraz olursa biliyorsunuz daha önceki süreç gibi tekrar uzuyor o işler. "Eylül'de" dediler "ruhsat vermeye başlayacağız." E peki şimdi bu kanun sürekli kaç kere geldi meclise? Kaç kere yenilendi? Orada biz de şunu ifade ettik: "Yangın merdivenleri," bak bunu kaç kere ifade ettik, "yangın merdivenleri" dedik, "özellikle bitişik nizam binalarda binanın içine soktuğunuzda çok daralıyor. Zaten dar yerler, daire oturmuyor. 2+1'ler 1+1'e düşüyor. Bazılarında hiç daire oturmuyor. Düşünün bir tane arsa var 400 metre, 300 metre; bina 120-130 metreye kurulmuş. Arka binanın derinliği 10 metre, 15 metre arka bahçesi var, hiçbir işe yaramıyor. 15 metre tamam kalsın ama belediye burada şunu da yaptı: Bazı yerleri parka marka çevirdi, kendini ortak yaptı. Satın alma falan çıkarıyor. Onlarda da en azından 2 metre, 3 metre bahçeden yer verin" diye söylemiştik. O zaman bunları yapmadı belediye. Şu an oturmadığı için, şikayetler artınca, bakın o kadar zaman geçti askıya çıktığında bu planlar. Tekrar şimdi imarı durdurdu. Orada şimdi evini yıkan vatandaş, evini boşaltan vatandaş, karot aldıran vatandaş fazladan, en erken çıksa bile 3-4 ay daha fazladan kira ödeyecek. Ya bu 250.000 liraya tekabül ediyor. Bunun bedelini kim ödeyecek? E bu fazladan kira ödediği için, iş uzadığı için bir de dediğim gibi kira üzerindeki baskı artıyor. Bakın planlama yok, iş bilmek yok. Ya şimdi doktordan tabii ki belediye başkanı olabilir. Sıkıntı yok. Ama belediyede bir tane şehir planlamacısı yok. Bir belediyede kentsel dönüşüm zamanı bir tane şehir planlamacısı olmaz mı? Diyeceğim olmaz. Niye? Bugün tiyatronun bütçesi 585 milyon, kentsel dönüşümün bütçesi 18,5 milyon.
Kılavuz yolların hali perişan
Terakki Caddesi Kartaltepe'nin en uzun caddesidir. Boydan boya geçen kılavuz yolu var görme engelliler için. Yeni bir kaldırım, eski kaldırım değil. Meydandan başlıyor. Kılavuz yolundan bir engelli kardeşim -görme engelli, tekerlekli sandalye aynı şekilde- veya bir anne çocuğuyla geçsin, 10-15 yerde geçemez. Kılavuz yolu ya ağaca denk geliyor ya da sizi yola çıkarıyor. Nasıl bir kaldırım yapıldıysa... 10-15 yerde engellinin mutlaka yola inmesi lazım veya çocuk arabasıyla giden annenin mutlaka yola inmesi lazım ki geçip devam etsin tekrar kaldırıma. Sürekli kaldırım reklamları yapılıyor ama yapılan kaldırımları da görüyoruz. Sonuçta Bakırköy dediğimiz hep ne anlatıyoruz? İşte "Burası prestijli bir ilçe". Bizden ayrılan Bağcılar, bugün Bağcılar'a gidin her mahalleye yapmış sosyal tesis. Bakırköy ağırlıklı. Düğün yapacağın kaç tane salonu var Bakırköy Belediyesi'nin? Veya işte emeklinin, Bakırköylü vatandaşının oturacağı sosyal tesis. Siz de gidin diğer ilçelere, her mahalleye hemen hemen çay bahçesi yapmış, sosyal alan yapmış. Bakırköy'de maalesef bu konuda bir çalışma yok. Sosyal belediyeciliği geçtim. Tamam madem kaldırım yapıyorsun, temizlik yapıyorsun, orada da algı belediyeciliği var. Beraber çıkalım size. Dediğim gibi parklara bakalım. Bakımsız. Hemen yanımızda park var şu anda çöplük gibi, bak gidelim bakalım. Kokuyu da alırsınız. Kartaltepe'ye geçelim. Oradaki parklara bakalım. Osmaniye'ye geçelim. Aynı şekilde. En son 6 ay önce, bak Osmaniye'deki park için ben kendi çocuğumu da götürüyorum. Sormuştum belediyeye, işte "Bir ihaleyle yenileme var" dediler. 6 ay geçti, hala yenilenecek. Bir tane park yenileniyor. Sürekli bir ay o dönüyor. "Park yenileniyor." Bakırköy'de Ziraat parkı gibi bir tane park yok. Park sadece Ataköy'de değil veya Florya'da değil. Bakırköy tarafında yapılması lazım bunların.
Parkın içinde alkol satışı
Çok basit bir örnek vereceğim size. İki tane yer anlatacağım size. Mesela Harput. Bu hemen Marmara Forum'un üstünde, belediyenin parkının içinde içki ruhsatı olmayan ama içki satan bir yer. İskender Iğdır Parkı'nın içinde Harput diye mekan var. Mesela ben şunu merak ediyorum: Sol tarafında lise var, sağ tarafında okul var. İki okulun arasındaki bir yere nasıl ruhsat verilir. Ruhsatı kesinlikle yoktur. Alma ihtimali sıfır. Niye? Sağ okul, solu okul. Arada bina bile yok. Sadece sokak, yol geçiyor. Yani 10 metre ilerisi okul, 10 metre ilerisi diğer okul. Bir tarafta ortaokul var, bir tarafta da lise var. Buraya içki ruhsatı alması imkansız. Bu mekan nasıl çalışıyor hala? Üst tarafı da belediye, üst bitişiği de belediye biliyorsunuz. Belediye, okul, okul. Bu mekan hala çalışıyor. Onun haricinde eski Mado'nun yeri vardı. Bilenler bilir. Sahile indiğinizde hemen sağ köşe. Sahil yoluyla yürüyüş yoluna cephe. Eskiden Mado vardı. İsmini yanlış hatırlayabilirim ama "Story" olması lazım. Yeni mekan açılmış. Mekanın özelliği şu: Sabahleyin minibüs geliyor. Minibüsten hanımefendiler iniyor. Artık 15-20 tane, oturuyorlar cam kenarlarına. Ellerinde telefon, sosyal medyadan müşteri düşürüyorlar. Mekana geliyor, vişne suyu mesela 75.000 lira yazıyorlar. Bakın, içeri geleni orada... Bunu ben İlçe Emniyet Müdürü'ne rica ettim. İki kere mekanı bastı müdür bey. Emniyet meselesi bu. Emniyet Müdürlüğü iki kere bastı, topladı. Bir saniye, topladı bütün içkiyi. Zabıtayı çağırdı, gitti. Bir daha bastı, bir daha topladı içkileri. Yine zabıtayı çağırdı, gitti. Ve de ben şunu söyleyeceğim: Zabıtayı çağırdı gitti derken, ya zabıta tutanak tutuyor. Normalde zabıta "Ruhsat yok, içki satmaması lazım" diye mühürlemesi lazım. Ve de şunu söyleyeceğim: Ben buraya bakan zabıta arkadaşlarla o mekanın işletmecilerinin, o mekanın personellerinin hemen onun arka sokağında, oradaki yıkılan yerin adı neydi, "Mangalcı" vardı ya hemen arka sokakta... Buluşup ne yapıyorlar? Sormak lazım yani. Bu mekan niye hala böyle devam ediyor? Onlar orada niye buluşuyorlar arka sokakta?
Demek istediğim şu : Ruhsatsız siz şu anda gidin Bakırköy'de ruhsatsız restoran falan çalıştırmaya çalışın. Aynı gün mühürlerler. Kimseye açtırmazlar sizi. O kadar olay oluyor. Emniyet geliyor. Emniyet sizi çağırıyor. Her gün orada tantana var. Bu mekan hala çalışmaya devam ediyor. Bakırköy'ün içinde. Sizce şimdi böyle bir yerde aile iner mi aşağıya? Yani aile gezebilir mi? Niye bunlar barınabiliyor burada? Başka ilçelerde niye barınamıyor da buraya geliyorlar?
Eski proje mi verildi?
Toplantının en çarpıcı anlarından biri de Capacity AVM ile ilgili iddialardı. Gazetecilerin "Capacity meselesiyle ilgili genel düşüncenizi söylerseniz" şeklindeki sorusuna İnan, çok konuşulacak bir iddiayla yanıt verdi. AVM'nin kaçak bölümleri ve otopark gelirleri nedeniyle mahkemelik olduğunu belirten İnan, mahkemeye belediye tarafından eski projenin verildiğini söyledi. Yapılan tadilat projesinin belediye de olmadığını belediyede görevli bir arkadaşın evinde yapılan aramalarda ortaya çıktığının da altını çizdi. "Evinden çıktığını nereden biliyorsunuz başkan?" sorusu üzerine İnan, "Belediyenin arşivinden çıkmıyor. Yeni projeyi maalesef, bir tane belediyedeki şu anda içeride olan arkadaşın onun evinden çıkıyor. Tadilatlı proje. Mahkemeye giden proje eski proje. Bina müteahhitlerinden biri bana dedi ki, o projeye baktık belediyede yok. Daha sonra bu proje aramalarda bir tane belediye görevlisinin evinden çıktı dedi."
Bankamatik çalışanı bolluğu
Belediyedeki personel fazlalığına da değinen İnan, "Bize göre, bütçeye göre 1000'in üstünde eleman olması lazım. Yani 1000'in üstünde fazladan. Fatih Belediyesi bizim nüfusa yakın. Borcu az bizden. Kat kat az. Bizim borç daha fazla. Bizde gözüküyor ama soruyorsunuz eleman yetersiz. Niye yetersiz? Normalde fiiliyatında şu kadar eleman gözüküyor. Onlar yok. Maalesef yok. Bunu devletin araştırması lazım." dedi.
Başkan Ovalıoğlu’nun evi de Bakırköy gibiyse eşine acırım
Bakırköy’ün park, bahçe, kaldırım gibi rutin işlerde de sınıfta kaldığını söyleyen İnan, Bakırköy'ün sloganı "Evimiz Bakırköy", inşallah Ayşegül Hanım'ın evi’de Bakırköy gibi değildir. Yoksa ben eşini acırım. Kusura bakmayın evi de Bakırköy gibiyse maalesef içler acısı gibi demektir.
Yorumlar (0)


