01 Şubat 2026 - Pazar
Öfkeyi Taşımak
Öfke ve kin, çoğu zaman “güçlü durmak” sanılır. Sessizce diş sıkmak, içten içe hesap tutmak, unutmamayı bir erdem gibi taşımak… Oysa bu, en büyük yanılgılardan biridir.
Yazar - Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak
Okuma Süresi: 2 dk.

Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak
gildeniz59@gmail.com - 0532 496 7090Öfke ve kin, çoğu zaman “güçlü durmak” sanılır.
Sessizce diş sıkmak, içten içe hesap tutmak, unutmamayı bir erdem gibi taşımak…
Oysa bu, en büyük yanılgılardan biridir.
Çünkü öfke, yöneldiği kişiyi değil; ona tutunanı yorar.
Kin ise adalet sağlamaz, yalnızca acıyı içerde tutar.
İnsan incindiğinde haklı olarak öfkelenir. Bu doğaldır. Doğal olmayan, bu duyguyu kalıcı bir ikametgâha çevirmektir. Yaşanan olay bitmiştir; fakat zihin, onu tekrar tekrar çağırır. Her çağrıda beden gerilir, kalp daralır, bakış sertleşir. Böylece geçmiş, bugünün içine sızar ve hayatı ağırlaştırır.
Kin tutmak, “unutmadım” demenin bir yolu değildir.
Kin, “hala bunun içindeyim” demektir.
Çoğu zaman öfkeyi bırakmamak, karşı tarafın cezalandırılması sanılır. Oysa gerçek şudur: Karşı taraf çoğu zaman yoluna devam eder. Ceza, içeride kalana kesilir. Uykusuzluk olur, tahammülsüzlük olur, ilişkilerde mesafe olur. İnsan, kendisini savunduğunu sanırken kendini tüketir.
Bırakmak, olanı onaylamak değildir.
Bırakmak, haksızlığı meşrulaştırmak hiç değildir.
Bırakmak; yük taşımayı reddetmektir.
“Bu acı benim hayatımı yönetmeyecek” diyebilmektir.
Hafızayı silmeden, ama ruhu özgürleştirerek devam edebilmektir.
Asıl güç; sertleşmekte değil, yumuşayabilmektedir.
Asıl olgunluk; hesap tutmakta değil, sınır koyup yoluna devam edebilmektedir.
Öfke geçici bir duygudur.
Kin ise insanın kendine açtığı uzun süreli bir yaradır.
Ve insan, en çok
taşımayı bıraktığında iyileşir.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları