11 Ocak 2026 - Pazar
Aklın Yetmediği Yer
İnsanlığın en büyük yanılgılarından biri, her sorunu “akıl” ile çözeceğini sanmasıdır. Oysa tarih bize defalarca şunu gösterdi: Sorun çoğu zaman akılsızlık değil, ahlaksızlıktır.
Yazar - Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak
Okuma Süresi: 2 dk.

Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak
gildeniz59@gmail.com - 0532 496 7090İnsanlığın en büyük yanılgılarından biri, her sorunu “akıl” ile çözeceğini sanmasıdır. Oysa tarih bize defalarca şunu gösterdi:
Sorun çoğu zaman akılsızlık değil, ahlaksızlıktır.
Lev Tolstoy’a atfedilen şu düşünce bu gerçeği çarpıcı biçimde anlatır:
Cahilde eksik olan şey akıl değildir; çoğu zaman akıllıdır, hatta kurnazdır. Eksik olan şey ahlaktır.
Bu cümle, zekâyı yücelten ama vicdanı ihmal eden çağımızın aynası gibidir. Çünkü akıl tek başına nötrdür; onu iyi ya da kötü yapan, hangi değerlerin hizmetine girdiğidir. Ahlakla birleşmeyen akıl, üretken bir güç olmaktan çıkar; manipülasyona, fırsatçılığa, sömürüye dönüşür. Kurnazlık tam da burada başlar: başkasını düşünmeden hesap yapan, sonuçlarını umursamayan bir “akıl çalışkanlığı”.
Bugün çevremize baktığımızda bunun sayısız örneğini görüyoruz. Çok zeki ama vicdansız yöneticiler, çok bilgili ama merhametsiz kanaat önderleri, çok hesaplı ama adaletsiz ilişkiler… Hepsinde ortak nokta aynı: ahlaki pusulanın kaybolması. İnsanlar kötülüğü çoğu zaman bilmedikleri için değil, yaptıklarını meşrulaştıracak kadar zeki oldukları için yapıyorlar.
Toplumsal olarak da bireysel olarak da asıl meselemiz bu. Çocuklara sadece “başarılı olmayı” öğretip “iyi insan olmayı” ihmal ettiğimizde; aklı parlatıp karakteri karanlıkta bıraktığımızda, ortaya güçlü ama tehlikeli bireyler çıkıyor. Bu yüzden ahlak, aklın freni değil; onun yön tayinidir.
Akıl sorunu çözer.
Ahlak ise hangi sorunun çözülmeye değer olduğunu söyler.
Aksi hâlde elimizde çok düşünen, çok planlayan ama insan kalmayı unutan bireyler olur. Ve bu, cehaletten çok daha yıkıcıdır.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları