01 Mart 2026 - Pazar
Savaşın En Sessiz Kurbanları: Aileler
Savaş denildiğinde akla ilk gelen cephedir. Silahlar, patlamalar, siyasi açıklamalar… Oysa savaşın asıl yıkımı evlerin içinde olur.
Yazar - Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak
Okuma Süresi: 2 dk.

Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak
gildeniz59@gmail.com - 0532 496 7090Savaş denildiğinde akla ilk gelen cephedir. Silahlar, patlamalar, siyasi açıklamalar…
Oysa savaşın asıl yıkımı evlerin içinde olur.
Bir ülke bombalarla yıkılır; bir aile ise sessizlikle.
Savaş, önce güven duygusunu öldürür. Çocuk için dünya artık güvenli değildir. Baba eve dönecek mi? Evimiz yarın yerinde olacak mı? Gece sessiz mi geçecek? Bu sorularla büyüyen bir çocuğun ruhunda, kalıcı bir alarm sistemi kurulur. Bu alarm yıllar sonra bile susmaz.
Savaş, aile içi rolleri de altüst eder.
Bir gecede büyüyen çocuklar vardır.
Hem anne hem baba olmak zorunda kalan kadınlar…
Acısını içine gömüp sertleşen erkekler…
Toplumsal travma, aile sistemi üzerinden ilerler. Konuşulmayan kayıplar, yas tutulamayan ölümler, bastırılmış korkular… Hepsi evin duvarlarına siner. Ve duvarlar konuşmasa da çocuklar hisseder.
Göç eden aileler yalnızca evlerini değil, aidiyetlerini de kaybeder. Bir mahalle, bir sokak, bir dil, bir komşu… Kimlik dediğimiz şey, hatıralarla örülür. Savaş o hatıraları koparır. İnsan, geçmişini kaybettiğinde kendini de sorgulamaya başlar.
En görünmez zarar ise kuşaklar arası aktarılan travmadır.
Savaşı görmemiş bir çocuk bile, savaş görmüş bir ebeveynin korkusuyla büyüyebilir. Aşırı koruyuculuk, kontrol ihtiyacı, ani öfke patlamaları, güvensizlik… Bunlar çoğu zaman yaşanmamış ama miras alınmış savaşlardır.
Savaş bitti denir.
Ama bazı evlerde savaş hiç bitmez.
Barış; sadece anlaşmalarla değil, aile içindeki duygusal onarımla başlar. Yasın tutulmasına izin vermekle, travmayı inkâr etmemekle, çocukların korkularını küçümsememekle…
Çünkü güçlü toplum, güçlü aileyle kurulur.
Ve aile; en çok güvenle, şefkatle ve iyileşmeyle ayakta kalır.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları