14 Haziran 2026 - Pazar
İçimizdeki Çocuk Adalet İster
Birçok insan yetişkinlikte yaşadığı öfkenin, kırgınlığın ya da derin yalnızlık hissinin bugüne ait olduğunu düşünür.
Yazar - Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak
Okuma Süresi: 2 dk.

Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak
gildeniz59@gmail.com - 0532 496 7090Birçok insan yetişkinlikte yaşadığı öfkenin, kırgınlığın ya da derin yalnızlık hissinin bugüne ait olduğunu düşünür. Oysa bazen mesele bugün değildir. Bugün yaşananlar, geçmişte kapanmamış yaraların üzerine dokunur sadece.
Çocukluk, insan hayatının en savunmasız dönemidir. Bir çocuğun dünyası; ailesinin bakışı, sevgisi, ilgisi ve güveniyle şekillenir. Görülen, duyulan ve değer verilen çocuk kendini güvende hisseder. Ancak ihmal edilen, sürekli eleştirilen, sevgisi koşullara bağlanan ya da duygusal olarak yalnız bırakılan çocuk, büyüse de içindeki eksikliği yanında taşımaya devam eder.
Bu yüzden bazı insanlar küçük bir eleştiride yıkılır, bazıları terk edilmekten büyük korku duyar, bazıları ise haksızlıklara karşı beklenenden daha yoğun tepki verir. Çünkü aslında tepki veren sadece yetişkin taraf değildir; yıllar önce incinmiş olan içimizdeki çocuk da konuşmaktadır.
Toplum olarak çoğu zaman “unut gitsin”, “geçmişte kaldı” ya da “affet ve yoluna devam et” demeyi severiz. Oysa iyileşme unutmakla başlamaz. İyileşme, yaşananları inkâr etmeden kabul etmekle başlar. İnsan önce kendi hikâyesini görmeli, acısını tanımalı ve kendine şefkat gösterebilmelidir.
İçimizdeki çocuk intikam istemez aslında. O çocuk görülmek, duyulmak ve anlaşılmak ister. Yıllar sonra bile adalet arayışının sebebi budur. Çünkü insanın ruhunda en derin izleri bırakan şeylerden biri, çocukken maruz kaldığı haksızlıklardır.
Belki de gerçek iyileşme, geçmişi silmeye çalışmak değil; o çocuğun elinden tutup ona geç de olsa şu cümleyi söyleyebilmektir:
“Yaşadıkların senin suçun değildi. Görüyorum seni ve artık yalnız değilsin.”
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları