21 Temmuz 2026 - Salı

Öfkemiz Gerçekten Birbirimize mi? Yatay Şiddetin Sessiz Yükselişi

Öfkemiz Gerçekten Birbirimize mi? Yatay Şiddetin Sessiz Yükselişi

Yazar - Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak
Okuma Süresi: 3 dk.
Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak

Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak

gildeniz59@gmail.com - 0532 496 7090
Google News

Öfkemiz Gerçekten Birbirimize mi? Yatay Şiddetin Sessiz Yükselişi

Sabah işe giderken trafikte yol verme kavgası…

Market kasasında gereksiz bir tartışma…

Sosyal medyada tanımadığımız insanlara hakaret etmek…

İş yerinde aynı maaşı alan iki çalışanın birbirini desteklemek yerine ayağını kaydırmaya çalışması…

Hatta apartman toplantılarında komşuların birbirine tahammül edememesi…

Bütün bunlar birbirinden bağımsız olaylar gibi görünse de sosyolojinin bunlar için kullandığı ortak bir kavram vardır: Yatay şiddet.

Yatay şiddet, benzer sosyal konumdaki insanların, yaşadıkları baskı ve çaresizliği birbirlerine yöneltmesidir. Çünkü çoğu zaman insanlar asıl öfkelerini gerçek kaynağa yöneltemez. Bunun yerine en ulaşılabilir hedefi seçer: Kendi gibi olan insanı.

Bunu en çok ekonomik kriz dönemlerinde görürüz.

Maaşı yetmeyen iki çalışan birbirine rakip olur. Oysa ikisinin de ortak sorunu düşük gelir ve ağır çalışma koşullarıdır.

Bir apartmanda aidat tartışması büyür, komşular yıllarca küs kalır. Oysa mesele çoğu zaman aidattan çok, insanların biriktirdiği hayat yorgunluğudur.

Sosyal medyada ise durum daha da çarpıcıdır. Aynı sorunları yaşayan insanlar birbirlerini aşağılar, küçük düşürür, linç eder. Bir paylaşımın altındaki yorumlara baktığınızda, insanların fikir tartışmaktan çok birbirlerini yok etmeye çalıştığını görürsünüz.

Ne yazık ki bu durum yalnızca günlük yaşamla sınırlı değildir.

Bazen aynı meslek grubundaki insanlar da birbirlerini yıpratır. Bir öğretmen başka bir öğretmeni, bir sağlık çalışanı meslektaşını, bir akademisyen başka bir akademisyeni değersizleştirmeye çalışabilir. Oysa dışarıdan bakıldığında hepsi aynı sorunlarla mücadele etmektedir.

Kadınların başka kadınları acımasızca eleştirmesi, ebeveynlerin birbirlerinin çocuk yetiştirme biçimini küçümsemesi ya da aynı siyasi görüşü paylaşan insanların kendi içlerinde sert kutuplaşmalar yaşaması da yatay şiddetin farklı yüzleridir.

Aslında bu bize önemli bir şeyi gösteriyor.

Toplum yoruldukça insanlar birbirlerine değil, birbirlerinin üzerine yüklenmeye başlıyor.

Çünkü birey, değiştiremediği sistemi değiştiremediğinde, kontrol edebildiği en yakın ilişkiye müdahale ediyor. Böylece gerçek sorun görünmez olurken, insanlar birbirlerini sorun sanmaya başlıyor.

Oysa aynı otobüste yolculuk ediyor, aynı pahalılıkla mücadele ediyor, aynı gelecek kaygısını yaşıyoruz.

Belki de bu yüzden kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi:

Karşımızdaki insan gerçekten düşmanımız mı, yoksa bizimle aynı yükü taşıyan başka bir yolcu mu?

Toplumlar, birbirini suçlayarak değil; birbirini anlayarak güçlenir. Yatay şiddetin panzehiri ise daha fazla öfke değil, dayanışma kültürüdür. Çünkü aynı gemide olan insanlar birbirini delmeye başladığında, sonunda hep birlikte su alırlar.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
Köşe Yazıları