23 Ağustos 2026 - Pazar

YASA YOK, CEZA YOK… AMA SINIR BELLİ

Bir toplumda insanların davranışlarını belirleyen yalnızca yasalar değildir.

Yazar - Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak
Okuma Süresi: 4 dk.
Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak

Gülsüm İldeniz Yaşama Ayna Tutmak

gildeniz59@gmail.com - 0532 496 7090
Google News

 

Bir toplumda insanların davranışlarını belirleyen yalnızca yasalar değildir.

Hatta bazen yasadan çok daha etkili başka kurallar vardır.

Ayıp.

Yakışmaz.

El âlem ne der?

Bizim ailede böyle şey olmaz.

O yaşta yapılır mı?

Hiçbiri kanun değildir.

Hiçbirinin karşılığında mahkeme yoktur.

Ama insanın hayatını değiştirecek kadar güçlü olabilirler.

Sosyolojide bunun adı toplumsal kontrol.

Toplumsal kontrol, toplumun kendi düzenini ve kabul ettiği davranış biçimlerini sürdürebilmek için bireyin davranışlarını çeşitli yollarla denetlemesidir.

Bunun bir tarafında yasalar, kurallar ve kurumlar vardır.

Bir de görünmeyen tarafı vardır.

Aile.

Akrabalar.

Mahalle.

Arkadaş çevresi.

İş ortamı.

Bugün bunlara sosyal medyayı da rahatlıkla ekleyebiliriz.

Geçtiğimiz yazılarda paternalizm, konformizm ve normatif baskıdan söz etmiştim.

Aslında şimdi biraz daha yukarıdan aynı tabloya bakıyoruz.

Paternalizm, bizim iyiliğimizi bizden daha iyi bildiğini söyleyen otoriteyi gösteriyordu.

Konformizm, kabul görmek için çoğunluğa uyum sağlayan bireyi.

Normatif baskı ise bu uyumun arkasındaki görünmez baskıyı.

Toplumsal kontrol bütün bunların nasıl gündelik hayatın parçası haline gelebildiğini gösteriyor.

Çünkü toplum insanı yalnızca cezalandırarak kontrol etmez.

Bazen ayıplar.

Bazen dışlar.

Bazen hakkında konuşur.

Bazen küçümser.

Bazen de sadece onayını geri çeker.

Ve çoğu zaman bunlar yeterlidir.

Bir kadın boşanmak ister ama ailesinin ne söyleyeceğini düşünür.

Bir genç istediği mesleği değil, ailesinin uygun gördüğü mesleği seçer.

Bir erkek yaşadığı sıkıntıyı anlatmak ister ama “erkek adam güçlü olur” diye susar.

Bir insan ellisinden sonra hayatını değiştirmek ister, bu kez karşısına başka bir cümle çıkar:

“Bu yaştan sonra ne gerek var?”

Dikkat ederseniz ortada yasak yoktur.

Ama sınır vardır.

İşte toplumsal kontrolün en güçlü taraflarından biri de budur.

İnsana sınırı gösterir, sonra o sınırı kendisinin korumasını sağlar.

Bir süre sonra kimsenin “yapma” demesine gerek kalmaz.

İnsan zaten yapmaz.

Çünkü toplumun bakışını kendi içine taşımıştır.

Burada önemli bir ayrım var.

Her toplumsal kontrol kötü değildir.

Toplum birlikte yaşayabilmek için kurallar üretmek zorundadır.

Başkasının hakkını ihlal etmemek, şiddeti kabul etmemek, ortak yaşamın sınırlarına uymak da toplumsal düzenin bir parçasıdır.

Sorun, toplumsal kontrolün ortak yaşamı korumaktan çıkıp insanların nasıl yaşayacağına karar vermeye başlamasıdır.

Ne zaman evleneceğimizden nasıl giyineceğimize…

Çocuk yapıp yapmayacağımızdan kiminle yaşayacağımıza…

Hangi yaşta nasıl davranacağımızdan neyin bize “yakışacağına” kadar…

O zaman toplum düzen kurmaktan çıkar, hayat tarif etmeye başlar.

Ve burada benim asıl merak ettiğim soru şu:

Bir davranış gerçekten yanlış olduğu için mi karşı çıkıyoruz?

Yoksa yalnızca alıştığımızın dışında olduğu için mi?

Çünkü bu ikisi aynı şey değildir.

Belki de toplum olarak en fazla karıştırdığımız şeylerden biri budur.

Kendi alışkanlıklarımızı doğru, farklı olanı yanlış sanıyoruz.

Sonra adına değer diyoruz.

Gelenek diyoruz.

Terbiye diyoruz.

Ama bazen bütün bunların altında çok daha basit bir beklenti yatıyor:

“Bizim gibi ol.”

Oysa bir toplumun gücü herkesin birbirine benzemesinde değil, birbirinden farklı insanların aynı toplumun içinde yaşayabilmesindedir.

Toplumun sınırlara ihtiyacı vardır.

Ama o sınırın nerede çizildiği önemlidir.

Sınır, başkasının hayatına zarar verdiğimiz yerde mi başlıyor; yoksa başkalarının alıştığı hayatın dışına çıktığımız yerde mi?

İkisi arasında çok büyük bir fark var.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
Köşe Yazıları