25 Ocak 2026 - Pazar
Parti aidiyeti olmayan örgütün etkinliğine neden katılsın?
Okuyanlar hatırlayacaktır; daha önceki yazılarımda Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu’nun herhangi bir siyasi geçmişi olmadığı için doğal olarak bir parti aidiyetinin de bulunmadığını ifade etmiştim
Yazar - Yılmaz Bacacı DÜŞÜNDÜKÇE
Okuma Süresi: 5 dk.

Yılmaz Bacacı DÜŞÜNDÜKÇE
yilmazbacaci@hotmail.com - 0 (532) 211-0151Okuyanlar hatırlayacaktır; daha önceki yazılarımda Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu’nun herhangi bir siyasi geçmişi olmadığı için doğal olarak bir parti aidiyetinin de bulunmadığını ifade etmiştim. Bu tespit, bugün yaşanan tabloya bakıldığında daha da anlam kazanıyor. Çünkü parti aidiyeti olan seçilmişler için örgüt, sadece seçim dönemlerinde hatırlanan bir yapı değildir. Örgütle; birlikte yürünür, yan yana durulur, omuz omuza fotoğraf verilir, gerektiğinde slogan atılır, gerektiğinde bedel ödenir. Örgüt, siyasetin yükünü taşıyan omurgadır.
Eğer bir aidiyet yoksa, o zaman örgüt de yük olur. Gitmesen de olur. Görünmesen de eksik sayılmaz. Hatta mümkünse hiç görünmemek daha konforludur. Ne yazık ki Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu’nun sergilediği tutum tam olarak budur.
Haydi çorba dağıtalım.
Haydi buz pateninden paylaşımlar yapalım.
Bakırköy’ü pek de tanımayan yazarlarla her hafta söyleşiler düzenleyelim. (Turgay Tuna hariç)
Yöresel derneklerin etkinliklerinde boy gösterelim.
Sosyal medyada paylaşılan, Bakırköy’ün içler acısı halini ise ustalıkla görmezden gelelim. Tüm bunları yaparken de fotoğrafçımızı, kameramanımızı, asistanlarımızı yanımıza alalım; kalabalık olalım. Kadraj dolu görünsün. Görüntüler sosyal medya hesaplarından paylaşılsın. “Halkın içindeyiz”, “Bakırköy halkının yanındayız” algısı itinayla inşa edilsin.
Ama iş örgütün düzenlediği bir etkinliğe gelince…
“Boş ver, ben gitmesem de olur.”
“Ne halleri varsa görsünler.”
Bakırköy’de Planlar İptal, Sorular Ortada
Bugün Selvi Sarıtaç imzasıyla yayımlanan bir haberle Bakırköy adeta yerle bir oldu. İlçe halkı neye, kime, nasıl soru soracağını şaşırmış durumda. Yıllardır büyük umutlarla beklenen kentsel dönüşüm hayalleri, bir kez daha ertelendi; hatta daha da ötesi, belirsizliğin içine itildi.
Mimarlar Odası’nın açtığı dava sonucunda 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının iptal edilmesi, bu kararla birlikte ilçe genelindeki planlama sürecini de fiilen geçersiz hale getirdi. Çünkü herkesin bildiği ama yetkililerin dillendirmekten kaçındığı bir gerçek var:
1/1000’lik uygulama planları, 1/5000’lik planlara bağlıdır.
Üst ölçekli plan yoksa, alt ölçekli planın da hukuki zemini kalmaz.
Bu karmaşadan en çok etkilenen kesimlerden biri ise muhtarlar oldu. İlçe sakinlerinin ilk kapısını çaldığı, ilk soruyu yönelttiği muhtarlar, doğal olarak halkın karşısında kaldı. Ancak hiçbiri mimar değil, mühendis değil, şehir plancısı değil. Sorular var, cevap yok. Çünkü cevap vermesi gereken makamlar ortada yok.
Asıl açıklamayı yapması gereken Bakırköy Belediyesi ise derin bir sessizliğe bürünmüş durumda. Kentsel dönüşüm müdürü sağda solda “bizi etkileyen bir durum yok” demekle yetiniyor. Oysa ortada yürütmeyi durdurma kararı var. Beş binlik plan askıya alınmışken, binlik planın ayakta kalabileceğini iddia etmek ya teknik bir bilgisizliktir ya da kamuoyunu oyalama çabasıdır.
Peki bu süreçte ne oluyor?
Her zamanki gibi, bilgi boşluğunu yine gazeteciler dolduruyor. Selvi Sarıtaç’ın yaptığı haberle en azından yaşanan kaos kamuoyuna duyuruluyor. Belediyeden ise tek bir net açıklama yok. Ne halka yönelik bilgilendirme var, ne muhtarlara rehberlik, ne de “bundan sonra ne olacak?” sorusuna dair bir yol haritası.
Ah Bakırköy…
Nedir bu senin kaderin?
Vallahi artık biz size, sizden daha çok üzülüyoruz.
İşte asıl kırılma noktası burasıdır.
Çünkü siyaset, sadece kameraya gülümsenen anlardan ibaret değildir. Siyaset, zor anlarda kiminle yan yana durduğunla, kimin çağrısına icabet ettiğinle ölçülür. Örgüt yok sayıldığında, aslında sadece bir yapı değil; emeğin, fedakârlığın ve siyasi ahlakın kendisi yok sayılmış olur.
Bugün sorulması gereken soru şudur:
Parti aidiyeti olmayan bir belediye başkanı, örgütün etkinliğine neden katılsın?
Ardından şu soruyu da sormak gerekir:
Örgütle yan yana durmayı gereksiz gören bir anlayış, yarın kiminle ve neyin siyasetiyle yol yürüyecektir?
Bakırköy halkı bu soruların cevabını er ya da geç alacaktır.
Yorumlar (0)