01 Haziran 2026 - Pazartesi
CHP’yi dizayn etmeye kalkmak kimsenin haddi değildir.
Yaşanan her bölünme CHP’ye zarar vermiştir.
Yazar - Yılmaz Bacacı DÜŞÜNDÜKÇE
Okuma Süresi: 4 dk.

Yılmaz Bacacı DÜŞÜNDÜKÇE
yilmazbacaci@hotmail.com - 0 (532) 211-0151Yaşanan her bölünme CHP’ye zarar vermiştir.
12 Eylül askeri darbe sonrasında kapatılan, 09 Eylül 1992 tarihinde Deniz Baykal öncülüğünde yeniden kurulan CHP’nin parlamento dışında kaldığı dönemlerde kendi imkanlarıyla il/ilçe başkanlıklarını açık tutarak halkla bütünleşme yolunda çabalar sarf eden gerçek parti emekçileri ne yazık ki ilerleyen süreçlerde unutuldular. Aday belirlemenin en demokratik şeklinin önseçim olduğu bilinmesine rağmen rafa kaldırılarak deyim yerindeyse atamalarla milletvekili ve belediye başkan adayları belirlendi. Sonuçta 4-5-6 dönem milletvekilliği ve belediye başkanlığı yapan isimler hep revaçta kaldı. Son günlerde yaşananlara bakıldığında bu tür isimlerin yolsuzlukla, rüşvetle, uygunsuz görüntülerin olduğu özel hayatlarıyla gündeme gelmesinin ana nedeni Atatürk ilke ve inkılaplarını, parti aidiyetini yok sayarak siyasi güçlerini kendi çıkarları doğrultusunda kullandıklarını görmemek mümkün mü? Bunların bu hale gelmesinin sorumluları kim? Sorusunun yanıtı da önseçimi yok sayarak atamayla göreve gelmelerini sağlayan (Genel Başkan, PM) yetki mercileridir.
Birlik beraberlik varken bölünmek neyin nesidir?
Bugünlerde yaşananlara bakıldığında bir tarafta YSK tarafından kendisine mazbata verilmiş ve hala iptal edilmemiş yasal anlamda CHP Genel Başkanı olan Özgür Özel, diğer tarafta Türk siyaset tarihinde siyasi parti genel başkanlığında bir ilk olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 verdiği “Mutlak butlan” kararıyla CHP’ye kayyum olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu. Alınan karar sonrası halk arasında yaşananların yasal olmadığı kanısı oluşurken, Özgür Özel’i destekleyenler ve Kemal Kılıçdaroğlu taraftarlarının farklı yer ve zaman dilimlerinde yaptıkları etkinlik ve toplantılarda yaşanan nahoş görüntülerin CHP’de bölünmelere neden olduğunu görüyoruz.
CHP seçimlere katılmama riski yaşar mı?
Verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP’nin 25 Temmuz 2026 yılına kadar olağan/olağanüstü kongre yapmaması halinde seçimlere giremeyeceği konusu gündemdeyken Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in bir araya gelerek CHP’nin devamlılığını korumaları konusunda mutabakat sağlayamamış olması da kafalarda soru işaretleri oluşmasına neden oluyor.
CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden sorumlu Parti Sözcüsü, Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, CHP'nin hemen kurultayını yapmak zorunda olduğunu aksi taktirde iki kez üst üste olağan kurultayını yapmamış olması nedeniyle seçimlere giremeyeceğini belirterek, şu görüşleri dile getirdi: "Eğer şu deniyorsa; tedbir kararı vardır, olamazdır, şudur, budur... Yargıtay'a verilecek iki dilekçeye bakar. Temyizden feragat edilir, kesinleşmiş olur ve tedbir kararı da ortadan kalkmış olur. Kurultay kararı alınması önünde hiçbir engel kalmamış olur." CHP tüzüğüne göre delegelerin salt çoğunluğunun imzasıyla olağanüstü kurultayın 45 gün içinde toplanması gerektiğini söyleyen Emre, yarın itibarıyla mahkemenin kararı doğrultusunda, yetkili olan delegelerden imza toplayacaklarını söyledi. Kılıçdaroğlu'na yakın kaynaklar, "mutlak butlan" kararı Yargıtay'da kesinleşene kadar olağan veya olağanüstü kurultay yapılamayacağını savunarak, Özel yönetimi gerekli imzaları toplasa da kurultay taleplerinin işleme konulamayacağını ifade ediyorlar. CHP 2024 yılında yapılan yerel seçimlerde birinci parti olarak çıkmış, ilk genel seçimde iktidar olma şansını yakalamışken verilen mutlak butlan kararıyla allak bullak olmuş durumda. Görünen o ki hırs ve egolar bir tarafa bırakılarak CHP’nin bir an önce kuruluş ayarlarına dönmesini sağlamaktır. Bırakın oyuncağı kaybolan çocuklar gibi ağlayıp sızlanmayı. Yoksa maazallah bırakın iktidar olmayı muhalefet de olamazsınız.
Yorumlar (0)